İşinde mutlu olmanın psikolojik kodları

Eda Gökduman ile tanışıklığımız yıllar öncesine dayanıyor. Hayatımın en zor dönemlerinde kendisinin danışanı olduğum ve samimi, içten halinin etkisinde kaldığım bir, psikolog, kadın, insan… Aynı zamanda Türkiye çapındaki firmalarla kurumsal hayatların psikolojik desteğini de üstleniyor yıllardır. Her yıl “Mutluluk Ajandası” ismiyle yayınlanan, her detayında kişisel gelişimin tüm bir yıla yayıldığı bir egzersizleri görebildiğiniz bir ajandanın da yaratıcısı. Çok motive, çok yoğun, çok yönlü ama yine de Mümkün Dergi’nin sayfalarının konuğu. Onunla kurumsal hayatın psikolojik değişenleri, olanlar, olması gerekenler gibi konular üzerinde konuştuk. Öğreneceğimiz hâlâ çok şey var!

Psikolog olarak kurumsal hayatta “psikoloji yönetimi” üzerine çalışıyorsunuz. Ülke çapında ünlü birçok firmaya danışmanlık yapıyorsunuz. Kurumsal hayatta psikoloji yönetiminin nasıl bir önemi var?

İş yeri ve çalışan açısından psikoloji yönetiminin önemli çok büyük.  İş yeri açısından değerlendirirsek mutlu bir ofis ortamının şirket verimliği üzerinde çok büyük bir etkisi var. İşletmenin başarıya ulaşması, insan gücünü verimli ve etkili kullanmasına bağlıdır. Mutlu bir çalışan iş yerinde daha az hata yapar, daha iyi performans çıkartır, daha yaratıcı ve katılımcıdır, daha az izin kullanır. Motivasyonu yüksektir ve çalışırken hızlı sonuç alır. 

Çalışan açısından psikoloji yönetimini ele alırsak, hayatının önemli bir kısmının ofiste geçtiğini söylemem yeterli diye düşünüyorum. İş ve uyku haricinde kendine ayırdığı zaman oldukça kısıtlı. Uzun saatlerini geçirdiği, yaşamı için kazanç sağladığı, aynı zamanda sosyalleştiği bir ofis ortamından keyif alması, memnuniyet duyması çok önemli. Kendini iyi hissetmediğin bir iş ortamında gün, geçmek bilmez. Huzursuzluk zaman, performans ve iş kaybına neden olur. Ekiple çatışma, işi yönetememe, başarısızlık ve yetersizlik gibi duyguları ortaya çıkarabilir. İş yerindeki uzun süreli mutsuzluk, zamanla özel yaşama da yansımaya başlar ve yaşam kişi için daha da karmaşıklaşmış olur. Bazı çalışanlar da ise tam tersi bir durum söz konusu. Özel yaşamlarındaki sorunlar iş yaşamındaki performansı olumsuz etkileyerek odaklanma sorunları, performans azalması ortaya çıkarabilir. 

Mutluluk yaşamın her alanında çok önemli.

Sizce Türkiye, kurumsal hayatın psikolojisi konusunda yeterince farkındalığa sahip mi?

Şirketler çalışanlarından performans ve yaratıcılık bekler. Bunun için ekipleri ile çalışanı farklı şekillerde motive eder. Ödüller, ekstra primler sunar. Performans eşittir prim sisteminde her şey somut ilerler. Oysa “İnsan, duygusal bir varlıktır.” Şirketlerin, bu önemli kısmı gözden kaçırması şirket verimliliğini zamanla olumsuz etkiler. İnsan, kendisine değer verildiğini hissetmek ister, bulunduğu yere ait olduğunu hissetmesi onun için önemlidir. Türkiye’deki şirketler çalışanı yeterince doğru algılamıyor, kaynaklarını insana yatıran şirketler çok daha fazla başarılı oluyor. Bu, araştırmalarla da desteklenen bir sonuç. Çalışanını önemsediğini ve onu dinlediğini gösteren şirketler artık daha başarılı. 

"BAŞARININ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ İÇİN ÇALIŞANA YANİ İNSANA DA ODAKLANMAK GEREKİR."

Türkiye’deki patronlar ya da yöneticileri hangi yanlışlar ya da eksikler üzerinden değerlendirebilirsiniz?

İyi bir yönetici veya patron belli vasıflara sahip olmalı. Durumları iyi gözlemlemeli, olaylara ve sorunlara farklı yönlerden bakabilmeli, eksikleri iyi tespit etmeli, empati yapabilmeli, iyi dinlemeli ve yeterli bir iletişim becerisine sahip olmalı, şirketin ihtiyaçları ile çalışanın ihtiyaçlarını doğru bir şekilde tespit ederek çözüm için hızlı projeler uygulamalıdır. Sadece kazanca odaklanmak zamanla o şirketi başarısızlığa sürükleyebilir. Başarının sürdürülebilirliği için çalışana yani insana da odaklanmak gerekir. 

Aynı değerlendirmeyi çalışanlar için düşünürsek neler söyleyebilirsiniz?

İş yerinin kendisinden beklentilerini çok iyi fark etmeli ve gerekli çabayı ortaya koymalıdır. İş yapma becerilerini geliştirmeli, kendini göstermeli ve katılımcı olmalıdır. Yöneticileri ve ekip arkadaşları ile iletişim kurmalı, sorun yaşadığında doğru bir iletişim becerisi ile çözüm üretmelidir. Yaşamının üçte birini geçirdiği iş ortamını ve yaptığı işi daha fazla benimsemeli, kendine hedefler oluşturmalıdır. Özel yaşamında karşılaştığı problemlere hızlı çözümler üretmelidir ki iş performansı bu süreçten olumsuz etkilenmesin. Bir iş yapmak her zaman iyi odaklanma gerektirir. Çalışan dikkatini dağıtan, performansını azaltan her türlü olumsuz etkeni fark etmeli ve onu kontrol altına alma çabasını göstermelidir. 

1.5 yıldan fazla bir süredir hayatımız pandemi etrafında şekilleniyor. Bu yeni düzenle birlikte mesai şekli ve yeri de değişti, her şeyi evden halleder hale geldik. Böyle bir çalışma tarzının nasıl psikolojik farklılıkları oldu?

Günün uzun saatlerini iş yerinde geçirmek evde daha fazla zaman geçirmeye bir özlem yaratıyordu. Evde olmak ve değişik bir çalışma ortamına girmek tüm çalışanlara iyi geldi. Trafikte geçirilen zamanlar ortadan kalktı. Hazırlanıp çıkmak için harcadığımız zamanlar evde kahvaltı zamanlarına, kahve keyiflerine dönüştü. Evde kendi motivasyonunu sağlayabilen ve çalışma ortamını doğru bir şekilde düzenleyenlerin performansları yükseldi. Yani evden işleri halletmek kimi çalışanlara iyi geldi. Kimi çalışanlar ise bu süreci yönetmekte oldukça zorlandı. Ofis ortamıyla kendini motive edebilenler veya ev yaşamlarında sorun yaşayanlar için biraz bu süreç karmaşık ilerledi. 

“EVDEN ÇALIŞAN PERSONELİNE KURUM KÜLTÜRÜNÜ EN DOĞRU ŞEKİLDE YANSITAN VE ONU ÖNEMSEDİĞİNİ GÖSTEREN ŞİRKETLER BU KONUDA DAHA BAŞARILI OLACAKLAR.”

Bir ofis içinde çalışıyor olmakla evden çalışmak arasında nasıl farklar var? Bu durum, kişisel motivasyonu ne şekilde etkiledi? 

Ofis ortamı dinamiktir. Bu dinamiklikten çalışırken besleniriz, insan sosyal bir varlık olduğu için etkileşimden hoşlanır ve ofiste çalışırken aynı zamanda sosyalleşir. Çalışmak sistemli olmayı gerektirir.  Doğru çalışma ortamı etkin performans için çok önemlidir. İyi odaklanma ve gün boyu yüksek motivasyon sağlanmalıdır. Ev ortamında bu dinamikliği sağlamak ve sistemi kurmak gerekir. Evde dikkatimizi dağıtan daha çok şeyle karşılaşabiliriz. Bazı kişiler evden çalışmaktan bazı kişiler ofiste çalışmaktan mutlu.  Çalışanın kişilik yapısı, çalışma becerileri ve özel yaşamındaki diğer çevresel etkenler bu mutluluk üzerinde etkili oluyor. Zaman planlamasını iyi yapanlar da evde daha rahat çalışabildiklerini ve evden çalışmaktan mutlu olduklarını ifade ediyorlar. 

Bu yeni çalışma tarzını sonraki yıllarda hangi psikolojik değişiklik ve yenilikler bekliyor?

Uzaktan çalışma sisteminin şirketlere faydası da oldu. Giderlerinin büyük kısımlarının iyileştiğini gözlemleyen şirketler çalışanlarını uzaktan çalışmak için daha fazla motive etmeye çalışıyor. Bu konu ile ilgilenen ekipler kuruyor. Evden çalışan personeline kurum kültürünü en doğru şekilde yansıtan ve onu önemsediğini gösteren şirketler bu konuda daha başarılı olacaklar. 

Evden çalışma sürecini başarılı bir şekilde yürüten kişiler iç disiplini yönetebilen kişilerdir. Kendi kendine iş motivasyonunu sağlamak bu süreçte çok önemli. Evde olsa da iş yerindeymiş gibi bir psikolojiye bürünmek çok kolay olmasa da elbette mümkün. Çalışanlar da kendini bu yönde geliştirmeli. Zaman yönetimini çok iyi öğrenmeli.

Sağlıklı ve motivasyonu yüksek, sevilen bir işe sahip olmanın yolu hangi farkındalık ve bakış açılarından geçiyor?

Bir işi yapabileceğine, başarabileceğine inanmak çok önemlidir. İşin zorluklarını düşünmektense en basitinden işe başlayarak ilerlemek en doğrusudur. Kişi hangi becerilere sahip olduğunu iyi fark etmeli ve becerilerini ortaya koymalı, becerisinin olmadığını düşündüğü noktalarda da kendini geliştirmeye açık olmalı. Kendini başkalarıyla kıyaslamamalı,  başarılı örnekleri yakından gözlemleyerek model almalıdır. Hedef belirlemek en önemlisi. Hedefe ulaşmada alınan yol en yüksek motivasyon kaynağıdır.

İş yaparken dikkatinizi dağıtan şeyleri çok iyi fark etmelisiniz. Başarı için yeteri kadar odaklanmış olmalıyız. Başardığımızı görmek bizi mutlu eder. Mutlu hissettiğimiz zaman yaptığımız şeyi (işi) de sevmeye başlarız. Küçük başarılarınız sizi her zaman motive eder, büyük başarılar için zemin hazırlar. İş yaşamı dışında kendine zaman ayırmak, yeterli beslenmek ve dinlenmek işe başladığınızda daha mutlu ve enerjik hissetmenize yardımcı olur. Başarılı bir iş yaşamı için özel yaşamınızı iyi yönetmeyi başarabilmelisiniz.

Kurumsal hayatta var olmaya çalışırken mental olarak doğru ve sağlıklı bir yolda ilerlemek için ilk yapmamız gereken birkaç adım olarak neleri öneriyorsunuz? Nasıl bir bakış açısıyla çalışmalıyız?

İyi dinlenmiş ve sağlıklı beslenmiş bir beden, etkin bir çalışmaya her zaman daha fazla hazırdır. “Kendini iyi tanımak” da önemli. Bunu biraz daha açarsak, “Yeteneklerim neler? Hassas yönlerim neler? Güçlü ve zayıf yönlerim neler? Kendimi hangi yönlerde geliştirmeliyim? Kendimi iş yaparken nasıl gösterebilirim?” tüm bunların farkında olarak iş yaşamında bir yön ve strateji belirlemek çok önemli. 

“İŞİ, SADECE PARA KAZANMA ARACI OLARAK GÖRMEMEK, GÜNÜMÜZÜN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNÜ GEÇİRDİĞİMİZ İŞİMİZİ YAŞAMIMIZIN GÜZEL AKTIĞI BİR ALAN OLARAK TASARLAMAK FİKRİ ÜZERİNDE DÜŞÜNMEK İYİ GELECEKTİR.”

Ulaşabileceğiniz hedefler belirlemek, hedefe doğru akıllıca ilerlemek, hedefe ulaştığında kendini alkışlamak ve kendini ödüllendirmek, yeni hedefler belirlemek... Yapamadığında yeni stratejiler geliştirmek, becerilerine güvenmek. Hepsi sizi kurumsal hayatta dinamik ve enerjik tutabilecek şeyler. 

Türkiye özelinde bakmanız gerektiğinde, iş hayatında yıpratıcı hale gelen ve sıklıkla yapılan yanlışlara hangi örnekleri verebilirsiniz? 

Çalışanlar iş yerinin kendisinden ne beklediğini çok iyi anlamalı ve doğru bir performans ortaya koymalı. İşverenler de çalışanlarını çok iyi dinlemeli ve gözlemlemeli. Çalışan, performansı azaldığında onu arttırmanın yollarını aramalı, bulmalı, işverenler de bu konuda çalışana farklı stratejilerde destek olduğunu hissettirmelidir. Yetersizlik ve başarısızlık duygusu hissettirmekten çok “Birlikte başarmak” duygusunun oluşması, kurumsal kültürde çok önemlidir. 

“GELİŞİMİN OLUMLU BİR DİLLE ÇALIŞANA HATIRLATILDIĞI BİR ŞİRKETTE BAŞARI KAÇINILMAZDIR.”

Genelleme yapmak gerekirse kurumsal hayatta çalışanlar, sıklıkla kurumları, müdürleri, patronları, iş arkadaşlarını dışlar bir durumda. Aslında o kurumda çalışıyor olmalarında kendi seçimleri devreye giriyor. Sizce bu genellemenin nasıl bir açıklaması var?

İş yapmak bir disiplin gerektirir. Bilgi, deneyim ve çaba gerektirir. Bu, herkes için geçerli. Yöneticinin işini ne kadar iyi yaptığı kadar çalışanın işini ne kadar yeterli yaptığı da önemlidir. İşimizle, iş ortamımızla ne kadar olumlu bir ilişki içinde olursak yaşam o kadar keyifli akar. İşle ilgili olumsuz dolduruşlarımız sadece bizi yorar ve bize zaman kaybettirir. İş yerinde kurduğumuz ilişkiler sadece iş ilişkilerimizdir. Ve bunu profesyonelce yürütmeyi öğrenebilmeli, bu konuda kendimizi geliştirmeliyiz. Özel yaşamında bir arkadaşından beklediğini yöneticinden ve iş arkadaşından beklemen çok doğru olmayacaktır.

Doğrusu ne olmalı?

Doğrusu iş yaşamının belli kuralları olduğunun farkında olarak ilerlemek. Yönetici de patron da çalışan da bu kuralları çok iyi öğrenmeli. 

Hemen herkesin hayalinde anlayışlı, dürüst ve destekleyici patronlar var. Fakat gerçekleri konuştuğumuzda çok az insan böyle patronların varlığından söz ediyor. Hayallerdeki patron ya da yöneticileri gerçek hayatta görmeye başladığımızda sizce sorunlar bitecek mi? Yoksa patron olmanın iş tanımı içinde bazı olumsuzluklar da yer almalı mı?

Anlayışlı, dürüst ve destekleyici bir işveren her zaman daha kazançlı olacaktır. Çünkü bunlar “insan” olmaya daha yakın kavramlar, “insan ruhuna” daha iyi gelen şeyler. Bu yaklaşımlar insanı her zaman harekete geçirir. 

Her işin bir disiplin gerektirdiği de her zaman vurgulanmalıdır ki eksikleri olan çalışanlar kendini her zaman geliştirebilsin. Gelişimin olumlu bir dille çalışana hatırlatıldığı bir şirkette başarı kaçınılmazdır. 

İş seçimi yaparken genel anlamda odaklandıklarımızın dışında aslında nereden bakmak gerekiyor? Hangi detaylardan mutlu bir iş seçimine ulaşabiliriz?

İlk aşamada becerilerine uygun bir iş ve pozisyon seçmek çok önemli. Güçlü ve zayıf olduğun yönler neler. Yeteneklerin neler?  Gerçekçi hayaller kurup bu hayallere ulaşabileceğin hedefler belirlemek de çok önemli. Aksi halde hayal ettiğinin çok dışında kendini bir yerde bulup kendini mutsuz hissediyor bulabilirsin. 

Sıkça yaşanan mobbing yani iş hayatındaki psikolojik şiddet, kişinin sevdiği işe karşı motivasyonunu kaybetmesinin ilk sebeplerinden biri. Bu durumla başa çıkmak mümkün mü? 

Tabii ki mümkün. Sosyal haklarını çok iyi bilmek, kendini uygun bir şekilde ortaya koyarak açık ve doğru bir iletişimle beklentilerini, duygularını ifade etmek önemli. Uygulanan baskı sürecini kendine güvenerek ve kendine inanarak güçlü bir şekilde yönetebilirsin. 

Yorumlar