Ruh eşimizi aramak yerine yolculuğumuza odaklanmalıyız

La Casa de Papel dizisinde Berlin karakterini canlandıran Pedro Alonso O’Choro’nun İstanbul’daki basın toplantısında yanında biri daha vardı. “Tatiana Djordjevic, çok özel bir kadın ve benimle beraber, benim yanımda olduğu için çok memnunum. Bu yolculuğumun vazgeçilmez bir parçası”diye anlatıyordu Pedro Alonso o gün…

Ünlü aktör sancılı bir dönemden geçerken Şamanik bir yolculuğa çıkmış, sonra kendini yıllarca niyet edip gidemediği Paris’te bulmuş ve sokakta Djordjevic ile tanışmıştı. Sonrasını hepimiz biliyoruz: onu dünyaca ünlü yapan bir rol teklifi ve ardından gelen kitabı…

Acaba bu karşılaşmanın manası neydi? Herkes gibi biz de Perdo Alonso’ya sorularımızı yönelttik ama hikayedeki kadını es geçemezdik. Toplantının sonunda bir fırsatını yakaladım ve gittikçe daha fazla merak ettiğim bu kadını röportaj vermeye ikna ettim. İşte karşınızda Regresyon Terapisti Tatiana Djordjevic!

Regresyon terapisti olmaya nasıl karar verdin?

Bana kendi hikayeni anlattığında bir kriz anı yaşadığını ve ne yapıyorum burada, yaşamın amacı ne diye sorguladığını söylemiştin. Aynısı bana da oldu. Jeopolitik okuyordum ve bunu seviyordum ama her sabah uyandığımda, bunun amacı ne, tüm evrenin sebebi ne diye de soruyordum. Sürekli aynı döngüdeydim, sanki bir sirkin parçasıydım. Ve amacını soruyordum, şu anda da tam buldum diyemem. Ama spiritüaliteyle ilgili daha fazla okumaya başladım. Okuma yaparken bazı konularda midemde bir titreşim hissediyordum. Bazı prensipler ve dini konularda ise bu olmuyordu. Bazı bilgilerin benim için önemli ve geçerli olduğunu hissedebiliyordum, bunlardan biri de reenkarnasyondu. 6-7 yaşlarındayken evimizde dini herhangi bir etki söz konusu değildi ama yine de büyük sorularım vardı. “Tüm bu etrafımdakiler ne, bu kocaman evren de ne?” gibi. Ben ben olmadan önce kimdim, neydim merak ediyordum. Kimse reenkarnasyondan söz etmemişti ama ben hissediyordum.

Yıllar geçip de bu kriz anı olunca, artık anlamam lazım dedim. Araştırmalar yaptım ve hipnoz alanında çok değerli bir üstat buldum. Kendisi bir psikolog ve aynı zamanda Fransa’da polislerle de çalışıyor.

İlk regresyon deneyimin nasıldı?

Söküp çıkaran bir hissi vardı. Hipnozla çalışırken sarsıcı olabiliyor, ortaya çıkan çok şey vardı. Belki harika ve ilginç bir deneyimdi ama alttan da içinde saklı olan şeyler yüzeye çıkıp kendini temizliyordu. Bu şoke edici olabilir, can yakıcı olabilir, seni sarsabilir ve şok yaşayabilirsin ardından. Benim için hepsi bir aradaydı hem çok güzeldi, hem korkutucuydu. Ruhumun hikayesinin bir parçasıydı ve çok kudretliydi.

Hipnoz evrendeki yaşama büyük bir resimden bakmamı sağladı. Ben ölümden çok korkuyordum, tüm yaşam ve ölüm deneyimlerinin aslında bir yolculuk olduğunu gördüm. Ölüm de yolculuğun bir parçası ve huzur getiriyor. Ölüm yaşamı daha renkli, daha boyutlu yaşamamızı tetikliyor aslında. Sevgiyle ve keyifle yaşamamızı hatırlatıyor. Hipnoz benim kendimle ve evrenle bağ kurmamı, huzuru bulmamı sağladı. Ölüm kavramının bendeki tanımını değiştirdi.

Ardından uygulayıcı oldun. Uygulayıcının açısından bunun nasıl bir yolculuk olduğunu tanımlayabilir misin?

Eğitime başladığımda en genç öğrencilerdendim, 24 yaşındaydım. Çok derin bir şeye dokunduğumu ve çok dikkat etmem gerektiğini biliyordum. Sorumluluk almak gerektiğini biliyordum. Kişiyle çalışırken, onları dinlemeye önem veriyorum bir şeyleri değiştirmemek gerektiğini, olanın açığa çıkması gerektiğini düşünüyorum. İnsanlar bana güvendi ve benim kendime güvenmeme yardımcı oldu. Bu süreçte güven çok önemli. Harika ruhlarla tanıştım bu yolculuklarda. Onlarla beraber ben de derin dönüşümler yaşadım. Ben bir rehber değilim, lider değilim. Ben sadece kişiye eşlik ediyorum, kişinin kendi çıkış noktasını bulması için. Ben yardımcı değilim, doğru soruları sormak, yanında olmak, ona kapı açmak ve gerektiğinde ışık vermek için oradayım. Kişiyi kilitleyen duyguları bırakmasına olanak sunmak için. Bu çok güzel ve büyük bir sorumluluk aynı zamanda. 

Bazen regresyonda gördüğümüz kişiler bu yaşamda da bizimle beraber olan kişiler olabiliyor. Pedro ve sen böyle bir deneyim yaşadınız mı?

Bunu keşfetmedik. Yaptığımız tüm regresyonlar Filipo’nun Kitabı’ndaki yaşamla ilgiliydi ve ben orada yoktum. Dolayısıyla daha önce kesiştik mi bilmiyoruz ama bir ruh grubuyla yolculuk ettiğimiz, beraber gelişeceğimiz ruhları seçiyoruz. O nedenle beraber daha önce de yaşadığımızı hissediyoruz ama kesin bir şey diyemem. 

KİTABI BERABER YAZMAK ÇOK GÜZEL BİR DENEYİMDİ

Filipo’nun Kitabı’nın önsözünü sen yazdın. Yazarken neler hissetin?

Başlangıçta “ne söyleyeceğim?" ve “söyleyecek çok şeyim var” arasında gidip geldim. 

Herkese ulaşabilir bir şey yazmalıydım. Bu konulara herkes yatkın değil, doğru bir dil kullanmalıydım. Şimdiye kadar bana sorulan tüm soruları topladım ve onların cevaplarıyla önsözü oluşturdum. Doğal oldu. Bazen hipnoz ağır olabiliyor. Ve hayatımda uyguladığım tek şey regresyon, uygulamayı seviyorum ama her gün yapamam. Çünkü çok enerji gerektiriyor. Kitabı beraber yazmak da çok güzel bir deneyimdi.

Gelelim Magü’ye. (Filipo’nun Kitabı’nın son kısmında Tatiana ve Pedro Alonso’nun beraber yaptığı resimler yer alıyor, Tatiana bunlara sihir anlamına gelen Magü adını vermiş). Resim, kitabın belli bölümleriyle mi ilgiliydi?

Resimlerimiz her türlü yorumlamaya açık. Herkes farklı bir kitap bölümüne ait olduğunu düşünebilir. Güney Amerika’da iki ay kaldık. Resim yapmak istiyorduk. Pedro da kitabı bitiriyordu. Ben de renklerle fonlar yapıyordum, parıltılar, renkler ekliyordum. Pedro bir şeyler eklemek istedi ama ben resmimi mahvedeceksin dedim, biraz korktum. Sonra birbirimizle iletişim sürecine girdik. “Tamam sana hepsini veriyorum ve yapmak istediğini yapmanı istiyorum” dedim. Günlerce bir şey yapmadı, ben soruyordum ne zaman yapacaksın diye. Bana baskı yapma, diyordu. Bir akşamüstü birini yaptı ve çok beğendim, devam et lütfen harika, dedim ve o gün hepsini bitirdi. Çok güzel bir süreçti. 

 

BAZI RUHLAR, RUH EŞİYLE DOĞMAMAYI DA SEÇEBİLİR

Bu anlattığın tam da eril ve dişil enerjinin dengeli birleşimi gibi olmuş. Bazen kişiler ruh eşlerini bulmaya çok odaklanıyor ve onlara bunu boş verin yaşadığınız ilişkiye odaklanın diyorum.

Bu çok doğru. Bazı ruhlar, ruh eşiyle doğmamayı da seçebiliyor ve buna odaklanmamak, kendi yolculuğuna odaklanmak gerekiyor.

Pedro ile ilgili biraz dedikodu yapalım. Canlandırdığı karakter Berlin sana gelseydi ve senden seans alsaydı. Bana yardım et, hayatımda zorlu durumlar var. Bana ne önerirsin deseydi ne derdin?

Bir şey söylemek yerine, ona doğru soruları sormayı seçerdim. Hayatıyla ilgili duygularının ne olduğunu keşfetmesini isterdim. Çünkü bu tamamen kendi gerçekliğiyle ilgili benimkiyle değil.

BERLİN ROLÜNE ŞAMANİK BİR YOLCULUKLA HAZIRLANDI

Tesadüf diye bir şey olmadığını konuşmuştuk, sence Pedro’ya bu rolün gelmesinin sebebi neydi?

Senaryoyu okuduğunda içinde bir şeylerin hareket ettiğini söyledi okurken bunu oynaması gerektiğini hissetti. Şamanik bir yolculukla bu role hazırlandı. Bence onu izlerken bunu fark edebilirsiniz. Ama elbette soruyu Pedro’ya sormak lazım.

Hem dizide hem de kitapta asiler, isyancılar gibi gösterilenlerin de iyi kalpli olabileceği hatta kitapta böyle kişilerin rehber olabildiği görülüyor. Siyahlar ve beyazlar gibi keskin hatların olmadığının altı çiziliyor. Bu mesaj hakkında ne düşünüyorsun?

Benim gördüğüm, dünyada 1900’lerde ve öncesinde iyi ve kötü karakterler vardı. Oysa herkesin karanlığı ve aydınlığı var. Bunları nasıl yaşayacaksın, onlardan yararlı bir şey yaratıp bunu gösterebilecek misin? Karanlığını inkâr etmenin anlamı yok, o zaman yaşam olmaz. Karanlık için aydınlık lazım, aydınlık için karanlık lazım. İnsanlar çok kötü, korkunç şeyler yaşıyor. Benzer durumdaki iki kişiden biri bunu daha yapıcı şekilde kullanıyor, diğeri ise daha da derinleştiriyor karanlığı.

Birlikte yeni projeleriniz neler?

Bazıları bireysel, bazıları beraber yapacağımız çalışmalar. Şu anda onun için yazmayı planlıyorum, sonra aktör olarak oynayabileceği diyaloglar yazmayı planlıyoruz. Resmi çok seviyoruz eğer beraber resimlerini sergileyebilirsek harika olur.

 

Yorumlar