Hiçbir şeye mecbur değiliz , mükemmel olmaya da

Çocukluğumuzda özellikle ebeveynlerimizden aldığımız ya da öyle olduğuna inandığımız “yeterli değilsin” mesajı yetişkinlikte mükemmel olma arayışına itiyor bizi… Yetersizlik hissini telafi etmek için kusursuzluğu ararken başımıza gelenler ise bu döngüden çıkışımızın da anahtarı belki de…

Röportaj: Serkan PARLAK

FMK Bilgelik okulunun kurucusu yazar Feza Karakaş’ın son kitabı “Özgürlük Projesi” Destek Yayınları etiketi ile raflarda yerini aldı.  2011 yılından beri Uluslararası Sertifikalı The Work Kolaylaştırıcısı da olan Karakaş, üçüncü kitabında mükemmel olma gayretinin bizi nasıl esir aldığını anlatıyor ve The Work’un ışığında okuyucunun yolunu aydınlatacak egzersizler sunuyor. 

Son kitabınızın adı “Özgürlük Projesi: Mükemmel Olmalıyım. Bu Doğru mu?” Konuyu belirlemenizde neler etkili oldu?

Kendimi ve insanları gözlemlerken yaşadığım en büyük farkındalıklarımdan biri hata yapma ve kusurlu olma korkusunun insan üzerinde çok büyük bir gücü olduğuydu. İnsanlar hata yapmamak ve mükemmel olmak için büyük çabaya giriyor, yaşamlarını kusursuzluğu arama yolunda tüketiyorlar. Benim için bu yola baş koymak bir esaret. Her şeyden önce kendimi olduğum gibi kabul etmek ve hata dediğimiz her ne ise onu yapmak için kendime izin verdim. Egomun ötesinde başka bir dünya vardı, orada özgürlük deneyimleniyordu. Önce kendim gittim, özgürlüğün nerede olduğunu keşfettim ve sonra da okurlarımı bu kitapla özgürlüğün yolunu bulmaya davet ettim. Hiçbir şey olmak zorunda değiliz, hele mükemmel olmak asla, çünkü zaten olduğumuz halimizle mükemmeliz.

Mükemmeliyetçi kalıplarımızın farkına varmak, zihnimizdeki kalıp yargılardan kurtulmaya başlamak ve olumlu yönde değişmek bir başlangıç ve çalışma kitabı var elimizde. Kitabınızın temel meseleleri ve egzersizleri hakkında neler söylemek istersiniz? 

Çok sevdiğim, seminerlerimde sıkça paylaştığım “İki Kurt Hikâyesi” vardır.  Bu hikâyede yaşlı ve bilge Kızılderili şefi Cherokee torununa nasihat eder: "İçimde çok şiddetli bir kavga sürüyor. Bu kavga, iki kurt arasında. Bu kurtlardan birisi öfkeyi, ihaneti, hainliği, kıskançlığı, açgözlülüğü ve kibri temsil ediyor. Öbürü ise huzuru, ahlâkı, umudu, özgürlüğü, sevgiyi, nezaketi ve hoşgörüyü... Aynı kavga senin ve öteki insanların içinde her an devam ediyor." Torun bir müddet düşünür ve dedesine sorar: “Hangi kurt bu kavgayı kazanır?” Bilge Kızılderili biraz duraklar ve cevaplar: “Beslediğin kurt!” Aynen bu hikâyede olduğu gibi bizim içimizde de ego denilen sahte kimliğimiz var. Bize eksik ve bozuk olduğumuzu, yetersiz olduğumuzu, kendimizden asla hoşnut olmamanızı ve hoşnut olabilmek için de birçok beklentiyi yerine getirmemiz gerektiğini fısıldayan zihnimizdeki kurt sesi. Kitabımda bu sesi kabul etmeyi ve onu yönetebilmenin yollarını gösteriyorum. Kurdu beslememeye davet ediyorum okuru. ‘Özgürlük Projesi’ kitabındaki her bir alıştırma içimizdeki kurttan kurtulmaya çalışmak değil, onu kabul etmeye ve ona güç vermemeyi öğrenmeye yönelik, dolayısıyla özgür olmanın yolculuğunu hazırlıyor okuru. 

Mükemmel olma ihtiyacımız nereden geliyor? Ne zaman başladık asla galip gelemeyeceğimiz bu çetin mücadeleye? Hangi duygularımızı dengelemek istedik? 

Mükemmel olma ihtiyacı genellikle yetersiz olma inancından gelir. Yetersizlik hissini telafi etmek için mükemmel olmaya çalışırız. Mükemmel olmayı ve kusursuzluğu arayan insanlar genellikle kendilerini eksik ve kusurlu görür. Bu kişiler genellikle hayatlarının başlangıcında yani çocukluk çağlarında ebeveynlerinden ve çevreden yeterince iyi olmadıklarına dair mesajlar alır. Onlar için yeterince iyi olmamak; sevilmemek, kabul edilmemek, kötü ve başarısız olmak, istenmemek anlamına da gelebilir. Dolayısıyla ancak mükemmel olabilirlerse kabul görecek, hayatta ve ayakta kalabileceklerdir. 

Peki geldiğimiz bu noktadan geri dönüş mümkün mü? 

Deneyimlerime göre mükemmeliyetçi düşünce kalıbından geri dönmek çok da kolay olmuyor ama umutsuz da değilim. Farkındalık ve kabul, dönüşümü getirecek mucizedir diye düşünüyorum. Kendimizi her yönümüzle olduğumuz gibi kabul eder ve kusurlarımızla huzur bulur, onlardaki güzelliği görür ve hediyelerimizi alabilirsek limonu limonataya dönüştürebiliriz. Mükemmeliyetçi düşünce kalıplarımızdan kurtulmaya çalışmak yerine onların farkına varmak ve kabul etmek zihnimizin esiri değil veziri olmamızı sağlar. Mükemmeliyetçi yönümüzü kendimize zarar vermeden yönetmeyi öğrenebiliriz. Kendimizi olduğumuz gibi kabul edebilir, hata dediğimiz şeylerin aslında büyüme deneyimi olduğunun farkına varabiliriz. Kusurlu olduğumuz gerçeğini kabul edip hissettiğimiz utanç ve suçluluk duygusunu bırakabilir ve özgürleşebiliriz.  

Kitabınız altyapısını “The Work” yöntemi oluşturuyor. Bu yöntemin temel nitelikleri nedir ve ne işe yarar? 

The Work yöntemi farkındalık ve düşünce sorgulama metodudur. Byron Katie’nin 1986 yılında kapalı ve kâbus dolu zihninin etkisinden uyanıp gerçeğine aydınlanması sonucu ortaya çıkmış muhteşem bir özgürlük anahtarıdır. Bizi özümüzden uzaklaştıran, strese sokan düşüncelerin farkına varmamızı ve onları sorgulamamızı öğretir. Özgürlük Projesi kitabımın alt başlığı olan ‘Mükemmel Olmalıyım. Bu doğru mu?” cümlesinde olduğu gibi bu kitapta bu kavram sorgulanır. The Work dört soru ve Tersine Çevirmeler denilen düşünce çevirmelerinden oluşur. 

Üç kitabınızda da katılımcılarla olan görüşmeler var. Bu görüşmelere kitaplarda yer vermek fikri nasıl ortaya çıktı?

Seminerler sırasında öyle anlar yaşanıyor ve katılımcıların değişimlerine şahit oluyordum ki bunları çok daha geniş kesimlerle paylaşmak ve hizmeti daha da genişletmek istedim. Istırap çeken ve ıstıraptan kurtulmak için güdülenen program içinde hapsolmanın dışında bir yaşam olduğunu göstermek ve insanları oraya davet etmek için seminerlerden aldığım ilhamları kitaplar halinde somutlaştırmak istedim. 

İlk kitabınızda sevgi, ikinci kitabınızda mutluluk, son kitabınızda ise mükemmeliyetçilik kavramlarını ele aldınız. Bunları nasıl belirliyorsunuz ve okurlarınızdan aldığınız geri dönüşler nasıl? 

Ben belirlemiyorum sanki bir güç var ve yönlendiriliyorum. Ne zaman hangi kitap yazılacak, yazdırılacak ve ortaya çıkacak önceden planlamıyorum. Oluyor, oldurtuluyor ve çok kolay akışa giriyor. 

    

 

Yorumlar