Sessizlik

Modern hayatta sessizlik, ‘’sıkıntı’’ ile ilişkilendiriliyor.

Bir arkadaşınız sessiz bir yapıya sahipse, sıkıcıdır.

Bir mekan sessizse, cansızdır ve sıkıntı verir.

Evde yalnız kaldığınızda arkada bir ses olması için televizyon veya radyo açarsınız, sessizlik kasvet verir.

Adeta ses, duygusal bir ihtiyaca dönmüş gibidir.

Oysa ‘’özbenlik’’ sessizlikte saklıdır. Tek başınıza sessizliği dinlemeye niyetlendiğiniz her an sizi önbenliğinize bir adım daha yaklaştırır. Kendinize sessizliği deneyimleme alanı yaratmazsanız, iç dünyanız düzensizleşir, ruhsal ve zihinsel dengeyi korumak güçleşir.

Her gün sessizliği pratik etmek, basitçe sadece var olmak... Bu alışkanlığı edinmeniz sessizlik süresine bağlı olarak zihninizi tüm gece uyumak kadar dinlendirebilir. Zamanla içsel olarak doğa ile bağlantılı olduğunuzu, her şeyin mükemmel bir uyum içinde akıp gittiğini ve sizin de bu akışın bir parçası olduğunuzu keşfedersiniz – bu hissiyat tamamen kendiliğinden, hiçbir gayret gerektirmeksizin sizi buluverir. İç ritminiz, doğanınki ile uyumlanır.

Düşünceler zihninizden akıp geçerken dikkatinizi nefesinize verdiğinizde, size hayat veren solunum sisteminizin nasıl olup da otonom olarak çalıştığına hayret edersiniz. O an hayat, bir nefesinize sığar.

Düzenli sessizlik deneyimi ruhunuzu ve zihninizi iyileştirir, size daha önce hissetmediğiniz şekilde içsel huzur ve tatmin sağlar. Bilim, bu sessizlik alanını ‘’strese karşı panzehir’’ olarak niteler.

Genel kanaatin aksine, sessizlik pratiği yapmak için bir dağın tepesine çıkmanıza ya da gözlerden ırak bir göl kenarına gitmenize gerek yoktur. Boş bir toplantı odası, sessiz bir oda, küçük bir alan kendinizle kalmanız için yeterli olacaktır.

Şimdi,

Omurganız dik olarak konforlu bir şekilde oturun,

Gözlerinizi kapatın,

Nefes alın, nefes verin...

Sonsuz olasılıklar alanına hoş geldiniz!

Olcay Tozal- Wellbeing Uzmanı

Yorumlar