Dileklerimizin Ardındaki İhtiyaçlarımız
Farkındalık

Dileklerimizin ardındaki ihtiyaçlarımız

Hayaller, niyetler, arzularımız, ihtiyacımız olduğunu düşündüğümüz şeyler… Ne uzun bir listemiz var değil mi hayatta? Yeni bir yıl daha geliyor ve hepimize her şeye taze bir başlangıç yapma şansı vaat ediyor sanki. Yine ve yeni ve yeniden. Hesaplar yapılsın, bazı defterler kapatılsın, onlar yerine yeni süslü ve havalı bir deftere geçilsin, içimizin odaları teker teker temizlensin ve yer açılsın yeniye. Ve sonra nihayet oturulsun, kurulsun hayaller. Bazen yüksek bir coşkuyla, bazen kalp sızısıyla ve de bazen muhtaç bir vaziyetteyken. Peki sizce neden o spesifik, tamamen bize, zihnimize, varoluşumuza has dileği dileriz? Söze bakınca belki aynı şeyi diliyor gibi görünebiliriz: Bir ev! Yeni bir iş! Sevgi dolu bir sevgili! Ama ardına bakınca bu dileklerin, kast ettiğimiz şeyler farklıdır aslında, hiç fark ettiniz mi? Ve peki hiç düşündünüz mü, bizler neden hayal kurarız? Tahmin edersiniz ki benim bazı fikirlerim var. İki sorunun cevabını iç içe veriyor olacağım, bir perspektif sunacağım. Çünkü hayallere, kendime ve hayatıma dair bakış açımı müthiş derecede değiştirdi bu perspektif. Buyurun diğer paragrafa geçelim.

Bunu istememin nedeni neydi?

Bunu istememin nedeni neydi?

Yıllar yıllar önce bir çocukluk hayalimin peşine düşüverdim: Oyunculuk. Nedenini bilmeden müthiş bir çekim hissediyordum oyunculuk mesleğine. Mesleği, nasıl yapıldığını, sektörü ve başka birçok şeyi bilmememe rağmen girdim bu yola. Yıllarca eğitimler aldım, auditionlar kovaladım, sonra nihayet tiyatro oyunlarında oynadım… İçimdeki yangın hiç bitmedi. Mesleği arzuladığım kadar icra edemediğimden mi, yeterince doyum sağlayamadığımdan mı bitmesi diye çok düşündüm. Zorlu bir sektördü, zorlu bir süreçti, hala da öyle. Kişiyi tüm güvensizlikleriyle, blokajlarıyla burun buruna getiren, sürekli görünür olmak zorunda olduğun ve bence- elbette iyi bir oyuncu olmak için- müthiş derecede kırılganlık gerektiren bir meslek. Sürekli çalışman, sürekli gelişmen gereken, hayatınla paralel ilerleyen bir yol. Üstelik kontrolünün, ne kadar iyi oyuncu olduğunun dışında olan o kadar çok parametre var ki… Kendi hayatımda yeterince zorlu süreçler yaşamamışım, yaşamıyormuşum gibi bir de bu meydan okumayı neden seçmiştim kendime? Çok zaman sorguladım gerçekten. Bedenimle ilgili tüm takıntılarım, tüm travmalarım, tüm güvensizliklerim defalarca dalga dalga yükseldi, beni içine çekti, pes etme noktasına getirdi. Yetersizlik, değersizlik hislerim defalarca çarptı yüzüme. Ben deli miyim, derdim. Ben niye böyle manyakça bir şeyle uğraşıyorum? Tüm bunların yanında ve bunların etkisi ile oyunculuk dersleriyle başlayan bir öz farkındalık sürecim oldu elbette kaçınılmaz olarak ve o süreç hayatımın önemli bir parçasına dönüştü. O kadar ki dönem dönem oyunculuktan daha çok zaman ve enerji harcadım, harcıyorum spiritüel pratiklere. Şu an yazdığım nokta, 10 senelik bir yolun diğer tarafı. Buradan oraya bakarken tekrar soruyorum kendime: Neden bunun hayalini kurmuştum, neden spesifik olarak oyuncu olmak istemiştim?

“Hafiftim, özgürdüm ve vardım.”

Bundan yaklaşık 3 sene önceydi. Bir clown atölyesine gidiyordum. Mekâna yaklaştım, arabayı park ettim. Bir an önemli bir şeyi fark ettim. Zarifçe önümde açılan bir farkındalık, minik bir hazine. Seneler sonra kendimi hala sahneye dair bir atölyede bulmamın bir sebebi vardı: Özgürlük. Özgürce var olabilmek. Sonra hatırladım ki hayatım boyunca varlığımı, kendimi ortaya koymakta çok zorlanmıştım. Çok sancılı bir şeydi benim için samimi bir şekilde var olmak. Sahne ise bana bunu sağlıyordu. Sahnedeki ben değildim ki. Yaptıklarım benim kişisel seçimlerim değildi ki. Karakterin seçimleriydi, karakterin hayatıydı, karakterin kimliğiydi. Ve ben o kısa anlarda kendimden özgürleşiyordum. O kısa anlarda hayata ve insanlara karşı duyduğum sorumlulukları duymuyordum. Hafiftim, özgürdüm ve vardım. O zamana kadar elbette “neden bu meslek?” sorusuna çeşitli cevaplar vermiştim. İlk cevaplarım akla ilk gelenlerdi: Görülmek için çünkü ben hiç görülmemiştim. Duyulmak için çünkü sesim hiç duyulmamıştı.

Kalbim gerçeği biliyormuş meğer

Kalbim gerçeği biliyormuş meğer

Zaman geçti, olayın bu sığ bahane ve bakış açılarının çok daha derininde gizli olduğunu gördüm. Evet biraz bahanelerdi, biraz sığlardı ve tamamen o zamanki ben’e ait farklı bakış açılarıydı. Daha derine inince anladım ki bilmeden kendime yardım etmek istemiştim. Acı çekiyordum, mana arayışındaydım, kendimi çok sınırlı ve sıkışmış hissediyordum, kendimi tanımıyordum, özgür değildim. Kalbim neye ihtiyacım olduğunu bilse de zihnimde henüz karşılığı yoktu. Sanki gitti bir tiyatro kaseti taktı ve zihnime izletti. Bu, dedi. İstediğimiz bu. O zamanlar bunu anlamak da büyülüydü. Evet kendime yardım etmiştim. Tuhaf bir yardımdı, direkt değildi ama çok eğlenceliydi ve çok derindi. Ama işte sonra asıl anladım ki hayal ettiğim şey “oyunculuk kariyeri”nin kendisi değildi. O işi yaparkenki olma halimdi. Sahnedeki olma halim. Yani hafifliğim, özgürlüğüm, dünyanın ve hayatın tüm ağırlığından ve telaşesinden kurtulmuşluğum… Birçok insandan duymuşsunuzdur: Yoga hayatımı kurtardı, nefes pratikleri beni eşikten döndürdü vs vs. Benim de oyunculuk kurtardı hayatımı. Ama oyunculuğun kendisi değil, bana deneyimlettiği alan. Biraz anlaşılıyor mu şimdi gittiğim yer?

“O hayale kavuştuğumuzda nasıl hissediyor olmayı istiyoruz?”

3 senedir doğanın ortasında bir ev hayali yanıp tutuşuyor gönlümde. Ama asıl arzumun eve sahip olmak olmadığını biliyorum. Asıl arzum oradaki doğa ile birlik hissi, yavaşlık, sessizlik, yaratım, münzevi bir yaşam. Daha net söylemek gerekirse anladım ki hayallerimiz, dileklerimiz kalbimizin bize yol göstermek için seçtiği göstergeler aslında. Bazen de o hayale kavuşamadan yolda başka bir şeye kavuşuruz. Aslında aradığımız başından beri odur bilmeden. Bir soru duymuştum: “Ne istediğini biliyor musun, peki istediğinin ne olduğunu biliyor musun?” Çoğunlukla bilmiyoruz. Ama bulmak için işimize şu yarayabilir: O hayale kavuştuğumuzda nasıl hissediyor olmayı istiyoruz? Şimdiki halimizden neyi farklı yapıyoruz? Bugün eksikliğini duyduğumuz neyi tamamlıyoruz? İşte hayalin ardındaki gerçek ihtiyaçlarımız. İşte bu yüzden birileri lüks bir araba hayali kurarken, gerçekte istedikleri şeyler birbirinden farklı. Biri o arabanın getirdiği statü onayını istiyor, birisi güçlü hissetmek istiyor, birisi beğenilmek istiyor, birisi ilgi istiyor gibi gibi…

Peki bu yeni yılda istediğin şeyi ya da şeyleri sen neden istiyorsun?

Peki bu yeni yılda istediğin şeyi ya da şeyleri sen neden istiyorsun?

Nasıl hissetmeyi hayal ediyorsun? Nasıl bir boşluğu tamamlıyorsun? Bu sorular önemli, cevabı fark etmek önemli çünkü hayaller dış dünyayla çok ilgiliyken, ihtiyaçlarımız iç dünyamız ile ilgili. İç dünyamıza doyum getirecek şeylerin dışsal şeyler olmadığını biliyoruz artık öyle değil mi? O hayale kavuştuğumuzda beklediğimiz gibi hissetmezsek? Boşluk dolmazsa? Olmayabilir. Hayal kurmak çok güzeldir ama başka bir açıdan baktığımızda da bizi bugünü yaşamaktan çokça alıkoyar. Olanı görmemize engel olur. Boşluğumuzu, eksiklik hissimizi geleceğe yansıtır. Bunu anladığımızda sürekli bir şeyleri kovalama halinden kurtuluruz belki? Belki şimdi, burada tamamlarız kendimizi? Belki gerçekten ne istediğimizi daha iyi anlarız ve hatta onu kendimize veririz? Bunu yeni yıl bizim için yapmaz ama biz kendimiz için yeni bir şey yapabiliriz. Elbette kapanış evresi, yeni bir yılın enerjisinin tüm bu konuşulanlara başka türlü etki ve destekleri olacaktır. Sorumluluğunu alırsak ihtiyaçlarımızın tadından da yenmez diyorum.

Başka ne diyeyim? Elbette mutlu, müthiş, maceralı yıllar!


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Aslıhan Aydoğan Büyükakgül
1988 yılında doğdu. 21 yaşında Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Çalışma hayatına özel sektörde başladıktan 5 sene sonra, istediğinin bu olmadığına karar verdi ve hayallerinin peşine düşmek için işinden ayrıldı. 27 yaşında oyunculuk dersleri almak adına çıktığı yol onu kendi özüne doğru olan yoluna da yönlendirdi. Bu süreçte birbirinden farklı birçok eğitim aldı. Bu eğitimler hem bilişsel bilgileri, hem mistik ilimleri içermekteydi. Şimdi ise oyunculuğun yanı sıra tüm bu deneyimleri esentezleyerek tasarladığı atölyeler, danışmanlıklar ile kişiler ile birebir çalışmalar yapıyor.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.