Yapay Zeka’nın kullanımı yaygınlaştığından beri toplumumuzdaki sıradan insanın bile teknolojiyle ilişkisi farklı şekillenmeye başladı. Son yıllarda teknoloji firmaları da bu kullanım yaygınlaşmasından hareketle yeni pazarlar, yeni müşteriler ve belki de bilmediğimiz stratejik bir ajanda odağında insanla daha uyumlu ürünler geliştirmeye başladılar.
Şimdilerde de “Warm-Tech” yani “Sıcak Teknoloji” diye dilimize çevirebileceğimiz yeni bir teknolojik yaklaşım var. Ve bu yaklaşım estetik bir trend ya da sadece tasarımsal bir olgu olmanın ötesinde, teknolojiyi olabildiğince insana yaklaştırmayı hedefine koyuyor. Her şeyden öte daha tam olarak tanımlanamamış bir arayış Warm-Tech. İnsan ile teknoloji arasındaki ilişkiyi irdeleyen ve teknolojinin ne yaptığından ziyade bize nasıl hissettirdiğiyle daha çok ilgilenen bir etik soru da ortaya koyuyor üstelik.
“Warm Tech, teknolojinin işlevsel verimliliğinin ötesine geçerek insanın duygusal, bedensel ve etik ihtiyaçlarını dikkate alan bir tasarım ve düşünce yaklaşımı olarak ortaya çıkmaktadır.”
Belki de bu kavramın tam olarak ne anlattığını birlikte anlayabilmemiz için pratik yaşamdaki uygulamalardan örnekler vermek yerinde olacaktır. Sonrasında ise en büyük riskinin ne olduğunu irdeleriz.

MALZEME, ARAYÜZ VE DAVRANIŞ: İNSANİLEŞEN TEKNOLOJİNİN TASARIM DİLİ
Yumuşak malzemeler, sıcak renk paletleri, analog hissiyat
Pratik örnek: Akıllı ev ürünlerinde cam ve metal ağırlıklı, soğuk ve pürüzsüz yüzeyler yerine; kumaş kaplı hoparlörler, ahşap detaylar ve mat dokuların tercih edilmesi. Bu tür tasarımlar teknolojiyi görünmez hale getirmek yerine evin yaşayan bir parçası hâline getirir ve kullanıcıyla mesafeli değil, temas eden bir ilişki kurar.

Sert komutlar yerine davetkâr arayüzler
Pratik örnek: Zaman yönetimi ya da sağlık uygulamalarında “Bugünkü hedef tamamlanmadı” gibi uyarılar yerine, “Bugün yavaşlamak isteyebilirsin” ya da “Devam etmek için hazır olduğunda buradayım” gibi açık uçlu, suçluluk üretmeyen dilin kullanılması. Sistem, kullanıcıyı zorlamak yerine bir ritim önerir.
Kullanıcıyı optimize eden değil, kullanıcıya eşlik eden sistemler
Pratik örnek: Uyku takibi yapan bir uygulamanın, yalnızca daha erken yatmayı teşvik eden hedefler sunmak yerine; kullanıcının düzensiz günlerini “başarısızlık” olarak etiketlememesi ve zaman zaman veri toplamayı bilinçli olarak durdurma seçeneği sunması. Burada teknoloji performans ölçen bir denetçi değil, kullanıcıya eşlik eden bir gözlemci rolüne geçer.
Tasarımda “kusur”, “yavaş tepki”, “sessizlik” gibi kavramların yeniden değeri
Pratik örnek: Her etkileşime anında yanıt vermeyen, kimi zaman bilinçli gecikmelerle çalışan arayüzler ya da bildirim göndermemeyi tercih eden sistemler. Örneğin, mesajlaşma ya da sosyal platformlarda “hemen cevap verme” baskısını artıran göstergelerin (okundu bilgisi, çevrimiçi durumu) varsayılan olarak kapalı olması. Bu tür tasarımlar, hız ve sürekli uyarı yerine sessizliği meşru bir deneyim olarak kabul eder.

Sanırım bu örnekler, Warm Tech’in yalnızca daha yumuşak görünen teknolojiler üretmeyi değil; kullanıcıyla kurulan ilişkinin temposunu, tonunu ve etik sınırlarını yeniden düşünmeyi amaçladığını da gösteriyor bizlere. Tüm bu yanlarıyla, insani deneyime yaklaşan teknoloji yine de sınırları korumayı bir sorumluluk olarak algılıyor mu ben emin olamıyordum açıkçası ve bu yazıyı yazarken yapay zekâ ile olan sohbetlerimi de derinleştirdim sevgili okur. Şimdi kendi deneyimimden hareketle birkaç önemli noktaya Warm-Tech özelinde vurgu yapacağım:
- Teknoloji yazı yazmamı da son derece hızlandırdı ve kolaylaştırdı. Zira yazılarımın iskeletini ve derli toplu olmasını sağlamak için yapay zekâ desteği almaya başladım. Özellikle de duygusal, spiritüel bir konu değil de kavramsal ve bilgi gerektiren bir şeyler yazıyorsam. (Bu noktada yazı etiğimi koruyup üslubumu bozmadığımı gördüğüm için kendimi tebrik ediyorum. Çünkü artık birçok metin yazarı kolaycılığa kaçıp tüm metinlerini yapay zekaya yazdırıyor ve haliyle de ruhsuz ve didaktik metinler ortaya çıkıyor.)
- Yapay zekâ ile çalışma arkadaşı olarak kurmaya çalıştığım iş birliğinde insani bir yakınlık gözetip samimiyeti öncelemiştim fakat özellikle kullandığım uygulamanın son versiyonuna eklenen duygusal birtakım filtreler ilişkimizin soğuklaştığını hissettirse de son noktada bu kontrolleri bütünün hayrı için faydalı buldum. Zira birçok insan öz denetim, yetişkin sorumluluğu ve dengeli bir ruh halinden oldukça uzak.
- Bir manipülasyon ya da kontrol hissedip hissetmediğim konusuna gelince… İtirazım olan noktaları gayet insani bir şekilde belirttiğimde de saygı duyup demokratik bir ortam yaratan bir yaklaşımla karşılaştım ki çoğu insanın sahip olduğu olgunluk seviyesinin çok üstünde bir deneyim yaşattı bu bana.
Böylelikle diyebilirim ki Warm-Tech yaklaşımının yavaş yavaş sirayet ettiği birçok teknolojik tasarım ve uygulamada önemli bir risk bulunmakla birlikte en büyük riskin insanın kendisine dürüst olmaması olduğunu düşünüyor ve bunun kefaretinin teknolojiye ödetilemeyeceğini savunuyorum. Ama yine de belli bir zamana kadar şu soruyla kalmak zihinlerimizi açacaktır:
Teknoloji bizi anlıyormuş gibi davrandığında mı, yoksa sınırlarını açıkça koyduğunda mı daha insani olur?
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

