Mesele dışarıda olan değil, içeriden bakan

Hepimiz kendi içimizden bakıyoruz dünyaya. İçimizdeki evrende ne varsa onu görüyoruz dışarıda. Kendimiz olarak bakıyor, kendimiz gibi görüyoruz. Bu yüzdendir ki aynı olaya bakıp hep farklı yorumluyoruz.

Gözlerimizin arkasında algılarımız ve yargılarımız var.

Görme merkezi ve hafıza merkezi birlikte çalışıyor. Gördüğümüz olaylar, insanlar ve doğanın bölümlerini önce algımız ve yargımızla sonra hafızamızdaki verilerle eşleştiriyoruz. Dışarının nasıl olduğundansa ona nasıl baktığımız tam da burada önem kazanıyor.

Olanı, olmayanı, olamayanı kendi halinde görmemiz pek mümkün değil. Hepimiz ona iç evrenimizin yansımalarıyla bakıyoruz. Görebileceğimiz kadarını, görmek istediğimiz kadarını ya da görmek istemediğimiz kadarını görüp hafızaya alıyoruz.

Kalanı nerede?

Böylece sadece kendim kadar görebiliyor, anlayabiliyor, yorumlayabiliyorum.

Kabım kadar alabiliyorum.

Bildiğim kadar anlatabiliyorum.

Hayat bu kadar mı, olaylar sadece bu açıdan mı yorumlanabilir?

Her zaman daha fazlası var. Evren, hayat, insanlar kat kat, katman katman…

Belki de hiçbir zaman olduğu gibi göremeyeceğiz. Belki de içimizdeki evrenle dışımızdaki evreni birleştirdiğimizde tam olarak görüp anlayabileceğiz, kim bilir.

Mesele dışarıda olan değil, içeriden bakan.

Hayatla aramızda farklı gözlüklerimiz var.

Kimimiz kesik kesik görüyor kimimiz sisli, buğulu…   

Dışarının hakikatini anlayabilmek için içerinin hakikatle buluşması şart. İçerinin hakikat yolu dışarının hakikatinden de geçiyor elbette. Bu bir alışveriş.

Olan, olmayan, olamayan hepimizi kendi hakikatine ulaştırmak için çaba sarf ediyor. Bu çabaya dahil olup kabımızı genişletelim. Yatayda ve dikeyde gelişip büyümeye, ilerlemeye niyet edelim.

Mesele spiritüel havucun peşinden koşmak değil.

Mesele sadece kendin olmak. Kendin oldukça, kendin gibi bilişin değişecek.

Hakikat yolunda esenlikler dilerim.

 

Yorumlar