Farkındalık

Kök Çakra: Tek derdi var olmak

“Kök” diyoruz, yani temel burası, asıl konu hayatta kalmak. Çok ilkel bir çakra diyebiliriz çünkü tek derdi var olmak. Bu var olma hali ne sıkı ne gevşek olmalı.

“Kök salmayı”, “güçlü kökleri” bir yere sabitlenmek gibi düşünme. Burada evrene köklenmekten bahsediyorum. Hayata güvenmekten… Dengeli kök çakra; acıktığında yemeğin geleceğinden, üşüdüğünde üstünün örtüleceğinden emin olmaktır.

Kök çakranın elementi, toprak; tutan, doyuran, besleyen, büyüten ve dönüştüren.

Gelişim aşaması anne rahmine düşmemizle başlıyor ve bize bakım veren kişinin yeterliliği veya yetersizliği ile devam ediyor. Dedim ya “var olmak.” Somut bir çakra bu, elle tutulur şeyler istiyor dengeye gelebilmek için.

Kök çakranı dengeye getirebilmek için önce bedeninle ilgilen. Hareket et; yoga yap, pilates yap, yürü ve “Şu anda ne hissediyorum?” diye sor kendine, kendinle diyalog kurmak çok değerli. Kimse sana deli demez korkma, deliysen de kime ne- ayrıca az delilik iyidir.

Çakraların dengesi bozulduğunda iki uç yan ortaya çıkar: Kök çakrası dengesiz olan bir kişi ya mala mülke tutunur ya da her şeyi bırakır ve savurgan bir kişi olur.  Dengeli olduğunda ise aranan bir çalışan veya harika bir patron olabilir. Hayır sevgili çakra sever, müthiş bir eş olur demiyorum, durun bakalım, o mevzu için ikinci ve dördüncü çakranız önemli.

Neden harika bir çalışan olur: Çünkü kök çakrası dengeli olan kişi için “panik” ve “güvensizlik” gelip geçicidir. Gereksiz alınganlıklar yapmaz, ufak maddi hesapları yoktur, olduğu yere kendini ait hisseder ve size de kendinizi güvenli hissettirir. Etrafınızda her şeye rağmen devam eden biri varsa, bu kişinin kök çakrası dengelidir. 

Üzülerek bildiriyorum ki, her yüz kişiden sekseninin kök çakrası henüz gelişim aşamasında zedelenmiştir. Bu nedenle kök çakrayı dengeye getireceğim diye sakın ananı babanı suçlama. Kendine dönüver ve sorumluluğunu al.  “Şu anda ne hissediyorum?” “Ben kendim için ne yapabilirim?” “Ben kimim?..” Etiketlerini sökme, apoletlerini indirme vakti geldi yani.

Ha bu arada beni “Hocam, kırmızı giysem kök çakram açılır mı?” diye arama, açılmaz. Elbette renklerin, taşların, mantraların frekansı önemli. Ama önce kendini bil, ondan sonra kırmızı giy.

Bana ayrılan sürenin sonuna geldik. Kendine iyi davran. Kök çakra pat diye dengeye gelmez unutma, emek ister. Kendini dışarıdan bir gözle izle.

– Bedeninde ne hissettiğinin farkında mısın?

– Para ile ilişkin nasıl?

– Yemek ile ilişkin nasıl?

– Biriktirmek ya da savurmak, hangisi senin tavrın?

– Bedenine fazla takıntılı mısın? Ya da hiç ilişkiniz yok mu?

– Her işini çabucak mı yapıyorsun?

– Gereksiz yavaş mısın?

– Kırmızı renk senin için ne ifade ediyor?

Yaz bunları, her gün yaz her an farkında ol.

Bir dahaki yazıda çakralarla nasıl konuştuğumuzu anlatacağım.

©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

X