beethoven-g64584e70a_1920
Aktüalite

Neşeye övgü

Çocukluğumuz yaz tatillerinde yurda dönen gurbetçilerin anlattığı Avrupa efsaneleriyle geçti. Avrupalının ne kadar dürüst olduğunu ne kadar çalışkan olduğunu, ne kadar iyiliksever olduğunu dinledik. Refah içindeki, eğlenceli, huzurlu yaşamlarını buna uygun tasarladıkları kentlerini gıpta ile seyrettik durduk.

Kafamızın bir yerinde mutlaka şu cümle vardı: Biz niye böyle yaşayamıyoruz ya da bu insanlar bunu nasıl başardı?

Sosyolojide “Öznel İyi Oluş Seviyesi” isimli bir analiz yöntemi var.

Bu “Öznel İyi Oluş” denen şey yaşam memnuniyeti yani neşe.

Sosyal politika uygulamalarının kurumsallaştığı gelişmiş refah toplumlarında öznel iyi oluş seviyesi daha yüksek çıkıyor. Sosyal politikaların kurumsallaşması şu demek: Devlet vatandaşlarını sosyal risklere karşı koruma altına alır; özellikle yaşlılar, engelliler, yoksullar, işsizler gibi toplumun en riskli gruplarını sosyal dışlanma tehlikesine karşı muhafaza eder; temel ihtiyaçlarını sağlamada sıkıntı yaşamadan toplum içinde varlıklarını sürdürebilmelerini sağlar.

Yine analiz sonuçlarına göre “Öznel İyi Oluş Seviyesi” en yüksek ülkeler Avrupa Birliği ülkeleri.

Bireyler gibi toplumların da kendi iradeleri var. Avrupa ülkeleri yaşadıkları pek çok zor ve karanlık dönemden yüksek farkındalıklarla çıktılar. Büyük dersler aldılar, sonrasında bir daha o karanlık günlere dönmemek için birleştiler. Bu birleşmenin, paylaşmanın, dayanışmanın sonuçlarını bugün onlar yaşıyor biz de seyrediyoruz.

Ve asıl benim hayran olduğum noktaya geliyorum… Üye ülkeler şunu fark etti; bu kadar çok farklı insanın hayal gücünü, umutlarını ve özlemlerini yakalayan ortak bir şey var!

Avrupa Konseyi, 1972 yılında, Beethoven’ın Dokuzuncu Senfonisinin dördüncü bölümündeki “Neşeye Övgü”yü, Avrupa Marşı olarak kabul etti.

Neşeye övgü!

Var mı daha ötesi…

* * *

Almanya Dresden, 1785 yazı…

Hem şair hem de yüksek seviyede devlet memuru olan Christian Gottfried Körner, meşhur bir şair olan arkadaşı Friedrich Schiller’den mason locasında gerçekleşecek bir toplantıda söylenebilecek ve çalınabilecek bir şiir rica eder. Schiller şiiri 28 Kasım 1785 tarihinde bitirir; Körner şiir için bir de müzik besteler ve bu şiir masonik bir toplantıda icra edildir. Şiirin metni bütün Almanya’da kısa zamanda meşhur olur, ancak Körner’in müziği unutulur ve bugün ne yazık ki bilinmemektedir.

Friedrich Schiller’in şiiri ortak sevinç duygularına bir övgü olup, sevinci kardeşlik birliğinin bir zinciri olarak algılayıp, sevinç ile dostluk zincirine bağlanan eşit insanlardan oluşan bir toplumun klasik ülküsünü anlatır. Trajedilerle dolu hayatında belki de olmasını istediklerine bir özlem olarak yazmıştır bu şiiri Schiller. Çok kısa bir sürede tüm Almanya’yı sarar şiirin verdiği ilham…

* * *

7 Mayıs 1824, Viyana Avusturya

Ludwig van Beethoven, Theater am Kärntnertor’da Dokuzuncu Senfoni’nin prömiyerini yapıyor. Senfonide kullanılan metin tanıdık. Dahi müzisyen senfonisinin dördüncü bölümünü Schiller’in şiiri üzerine kurmuştur.

Senfoni içinde senfoni olarak nitelendirilen eser günümüzde dünyaca ünlü ana temasıyla, evrensel kardeşliğin müzikal bir temsili olarak görülüyor.

Beethoven’ın Dokuzuncu Senfonisi, yalnızca bestecinin yapıtları içinde değil, tüm batı müziğinin en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilir ve hem müzisyenler hem de müzisyen olmayanlar için sürekli bir ilham kaynağı ve müzik kompozisyonunda bir zirve olmaya devam eder.

1 SATIR İÇİN 25 YIL

“Neşeye Övgü” şiirini notalara dökebilmek Beethoven’ın yıllarını alacaktır. İlk olarak 1798-99’da metnin başka bir bölümüne  dayanan bir melodi oluşturur ama şimdiki haliyle hiç bir benzerliği yoktur. Haziran 1823’te Beethoven, bugün bildiğimiz melodinin akılda kalıcı ilk cümlesini kurmuştur. Fakat, bu ilk cümle bile neredeyse elli sayfalık bir eskiz hazırlamayı gerektirmiştir.

Geriye dönüp bakıldığında, Beethoven’ın eskizlerde kalan melodileri oldukça saçma görünebilir ancak önemli bir noktaya değiniyorlar: Bu ayrıntılı yoğun eskizler, sanatçının rastgele ilham patlamaları efsanesiyle çelişiyor. Beethoven, bu büyük sanat yeteneğinin verilmediği, kazanıldığı gerçeğini somutlaştırır adeta…

Başta da söylediğim gibi, eser 1972’de Avrupa Konseyi tarafından Avrupa Marşı olarak kabul edildi. Marş, üye devletlerin ortak değerleri ve birleşik bir Avrupa ideallerini ifade ediyor: özgürlük, barış ve dayanışma.

SOSYO-POLİTİK GELİŞMELERİN MÜZİKAL FONU

Ayrıca, Beethoven’ın “Neşeye Övgü”sü, yıllar boyunca hem Avrupa içinde hem de dışında önemli sosyo-politik gelişmelere müzikal bir fon oluşturmuştur. Pinochet diktatörlüğüne karşı yapılan protestolar ve Tiananmen Meydanı’ndaki Çinli öğrenci yayınları sırasında El Himno de la Alegria (“Bir Sevinç Şarkısı”) adlı ünlü ezginin bir versiyonunu söyleyen Şili’deki göstericiler tarafından protesto marşı olarak kullanıldı.

1989 Noelinde, Leonard Bernstein, Berlin Duvarı’nın yıkılışını kutlamak için Brandenburg Kapısı’nda Beethoven’ın Dokuzuncu Senfonisinin bir versiyonunu yönetti. 

….

Neşe, sen ey güzel! Tanrılar kıvılcımı,
Elizyum kızı…
Ey Tanrıça… Tapınağına kendimizden geçmişçesine gireriz senin.
Törelerin ayırdıkları,
Senin sihrinle birleşir…
Yumuşak kanadının uçuştuğu yerlerde,
İnsanlar kardeş olur…
Bir dostun dostu olabilmek
Kime kısmet edilmişse,
Kim erdemli bir kadına sahipse,
Şenliğimize katılsın bizim…
Ve kim dünyada yalnız kendini düşünüyorsa,
Ağlayarak gelsin aramıza.
Tüm yaratılar neşe emer
Doğanın göğsünden…
Tüm iyi ve kötüler
Onun çiçekli yolunu izler…
Bizlere öpüş ve şarap verir.
Kırda yaşam zevki verir
Ve ışık meleği durur Tanrı önünde…
Gökyüzünün ışıltı evreninde
Uçuşan güneşler gibi
Yolunuzda neşeyle koşun kardeşler!
Zafere koşan bir kahramanın neşesiyle…
Kucaklaşın ey milyonlar!
Bu öpüş tüm dünyanındır.
Kardeşler, yıldızlı göğün üzerinde
Sevgili bir Baba vardır.
Milyonlar diz çökün önünde onun.
Ey dünya! Yaratıcını biliyor musun?
Onu yıldızlı gökte ara
Çünkü oradadır O.

* * *

Nadiren bu kadar farklı geçmişlere sahip bu kadar çok insanın hayal gücünü, umutlarını ve özlemlerini yakalayan bir müzik bestesi vardır. “Neşeye Övgü”yü bu kadar özel ve gerçekten de evrensel mutluluk ve kardeşlik özleminin simgesi yapan tam da budur. Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’ya ve dünyanın geri kalanına, Beethoven’ın müziği ve Schiller’in sözleri, sınırları aşmayı başaran evrensel bir mesajın taşıyıcıları olmuştur.

Müzik ve neşe ruhun gıdasıdır.  Neşe yükseliştir, yaşamdır.

Açın müziğin sesini!

©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Kendisini, “Biraz gazetecilik, biraz tasarımcılık, biraz grafikerlik, biraz yayıncılık, biraz editörlük; üstüne de biraz merak ve araştırma sosu eklediniz mi işte karşınızda Hakan Kahveci” sözleri ile tanımlıyor.
X