Ağzını bantlayıp uyuyorsan, sabah gözünü açar açmaz telefondaki uyku skoruna bakıyorsan, kahvaltıda yumurtanın kaç gram protein ettiğini hesaplayıp podcast’leri de vakit kaybetmemek için 1,5 hızda dinliyorsan kusura bakma ama sen de maxxing yapıyorsun. Üstelik bu konuda hiç yalnız değilsin, çünkü Dictionary.com bu kelimeyi 2026’nın kelimesi seçti.
Seçimin arkasında ciddi bir veri var. Kelimenin kullanımı yalnızca ağustos ayında, 2025’in aylık ortalamasının 19 katına çıkmış. Finalde maxxing’le yarışan kelimeler arasında “affordability” (kabaca “geçinebilmek”), “data center”, “odyssey” ve “unc” vardı ve sonunda kazanan, her şeyi en üst seviyeye çıkarma hevesimiz oldu. Bu iki kelimeyi yan yana koyunca ortaya biraz komik, biraz da acı bir tablo çıkıyor, çünkü bir yandan ay sonunu zor getirirken öbür yandan uyku skorumuz 90’ın altına düştüğünde paniğe kapılabiliyoruz. Kelimenin bu kadar tutmasının sebebi de tam olarak bu çelişkide saklı olabilir.

Maxxing tam olarak ne demek?
Kelime İngilizcedeki “maximizing” sözcüğünden, yani bir şeyi sonuna kadar artırmaktan geliyor ve kullanımının kuralı epey basit: Neye takıldıysan onu öne yazıyor, sonuna da “maxxing” ekliyorsun. Uykuya takıldıysan sleepmaxxing, spor salonundan çıkmıyorsan gymmaxxing, aynanın karşısında saatler geçiriyorsan looksmaxxing yapıyorsun. Ofiste her işini yapay zekâya yaptıranlar için bile bir versiyonu türemiş durumda: tokenmaxxing. Sözlüğün not düştüğü önemli bir ayrıntı da kelimenin hem ciddi hem de dalga geçer gibi kullanılabilmesi. Yani bir yandan kendimizi gerçekten zorlarken bir yandan da bu hâlimize kendimiz gülüyoruz. “Hayat zor ama gülüyoruz” ruh hâline alışkın olan bizler için bu ikilik hiç de yabancı sayılmaz.
Kelimenin geçmişi pek temiz değil
Hikâye, Dungeons & Dragons gibi masaüstü rol yapma oyunlarındaki “min-maxing” taktiğiyle başlıyor. Bu taktikte oyuncu, karakterinin işine yarayan özelliklerini tavana vururken işe yaramayanları bile bile dibe çekiyor; karakter ne kadar dengesiz olursa olsun, yeter ki oyunu kazansın. Kelime buradan, kendilerine “incel” diyen çevrimiçi erkek topluluklarına geçti ve “looksmaxxing” en çok o forumlarda yayıldı. Orada mesele, “kusursuz” görünmek uğruna ne gerekiyorsa yapmaktı ve konuşulanlar çoğu zaman masum bir bakım rutininin çok ötesine geçiyordu. Dil bilimci Adam Aleksic’e göre bugün “fibermaxxing” diye günlük lif tüketimini paylaşan birinin bu geçmişten büyük ihtimalle haberi bile yok. Kelime yolda epey yumuşamış olabilir ama arkasındaki düşünce pek değişmedi, çünkü insanı hâlâ puanları tek tek yükseltilecek bir oyun karakteri gibi görüyor.

Kira artarken protein gramı sayıyoruz
Maxxing’in neden tam da şimdi patladığını anlamak için çok uzağa bakmaya gerek yok. Kira her yıl biraz daha uçarken iş bulmak zorlaşıyor ve çoğumuz haberleri açmadan önce derin bir nefes alma ihtiyacı duyuyoruz. Hayatın büyük kısmı elimizden kayıp gittiğinde, elimizde kalan küçük şeylere daha sıkı tutunmamız da çok anlaşılır bir tepki. Kirama söz geçiremiyorum ama bugün kaç gram protein yiyeceğime ben karar veriyorum; ekonomiyi düzeltemem ama en azından 10 bin adımı tamamlayabilirim. Uzmanların maxxing hakkında söyledikleri de bu duyguyla örtüşüyor: Bu rutinler insana düzen, gözle görülür bir ilerleme ve kontrol hissi veriyor. Ne var ki kiradaki artışı adım sayarak ya da kalori hesaplayarak çözemiyoruz ve belki de farkında olmadan, yapısal bir sıkıntıya bireysel rutinlerle yama yapmaya çalışıyoruz.
Bir şeyi büyütürken başka bir şeyi küçültüyorsun
“Min-max” adı aslında uyarıyı en baştan içinde taşıyor: Bir şeyi tavana çıkardığında başka bir şey kaçınılmaz olarak tabana iniyor. Aleksic’in deyişiyle her şeyi aynı anda maxx’lemek mümkün değil. Proteine odaklandığında tabağındaki sebze farkında olmadan küçülüyor, rutinin bozulmasın diye arkadaşının doğum günü yemeğine “bu akşam olmaz” diyor, son dakika gelen kahve davetini de bir bahaneyle geçiştiriyorsun. Klinik psikolog Jennifer Hartstein durumu kısaca şöyle anlatıyor: Fikir optimize etmek ama risk, ipin ucunu kaçırmak. Ruh sağlığı uzmanları da bu akımın mükemmeliyetçiliği ve kaygıyı körükleyebileceği konusunda uyarıyor, çünkü kendini sürekli geliştirmesi gereken bir proje gibi gören biri, eksik kalan her detayı kişisel bir başarısızlık olarak yaşamaya başlayabiliyor.

Uyku skorun seni uyutmuyor
Stanford’dan uyku uzmanı Dr. Rafael Pelayo’nun anlattığı durum sana da tanıdık gelebilir: Uyku kalitesini sürekli takip etmek çoğu zaman insanı rahatlatmak yerine daha çok strese sokuyor. Daha iyi uyumak için kurduğun düzen, gece yarısı uyanıp skoruna bakmana sebep oluyor ve sabah ekranda 82’yi gördüğünde “dün 85’ti” diye güne bir sıfır yenik başlıyorsun. Oysa kendini gayet dinlenmiş hissetmiş olabilirsin, ama rakam aksini söyleyince hissettiğinden çok ekrana inanmayı seçiyorsun. Bir şeyi ne kadar sıkı kontrol etmeye çalışırsan onunla aran da o kadar geriliyor ve uyku bunun belki de en net örneği, çünkü uyumayı zorladıkça uyku senden daha da uzaklaşıyor.
Algoritma “önce ve sonra”ya bayılıyor
Sosyal medya mucize hikâyelerini seviyor ve maxxing de bu hikâyelerle besleniyor. Reels’te tek bir alışkanlık birinin bütün hayatını değiştiriyor: Sabahları limonlu su içmeye başlayan birinin cildi parlıyor, saat 5’te kalkmaya başlayan bir başkası birkaç ay içinde şirket kuruyor. Gerçek hayatta ise değişim çok daha yavaş geliyor, herkeste farklı işliyor ve bolca deneme yanılma istiyor. Bazen bir şey işe yarıyor, bazen hiçbir şey değişmiyor, bazen de neyin işe yaradığını hiç anlamıyorsun. Ama “üç ayda azıcık daha iyi hissetmeye başladım” diye bir video çeksen kimsenin akışına düşmez, bu yüzden ekranda hep en hızlı ve en çarpıcı dönüşümleri görüyor, kendi yavaş ilerlememizi de onlarla kıyaslayıp duruyoruz.

Z kuşağı işin dalgasını geçmeye başladı
İşin güzel tarafı, rüzgârın dönmeye başlamış olması. Analiz platformu Pulsar’ın verilerine göre son altı ayda “anti-maxxing” konuşmaları ve “whimsy-maxxing” (keyfi maksimuma çıkarmak), “half-assing” (işi yarım yamalak yapmak) gibi akımlar on beş kat artarken maxxing’i savunan paylaşımlar yüzde 19 düşmüş. Yeni favorilerden “nonnamaxxing”, bir İtalyan büyükannesi gibi yaşamak anlamına geliyor: kısık ateşte saatlerce pişen yemekler, kalkmak bilmeyen sofralar, acelesi olmayan sohbetler. Bizim anneannelerimiz buna sadece “pazar” diyordu. “Cozymaxxing” ise battaniye altında cips yemeyi büyük bir projeymiş gibi anlatıp kendiyle tatlı tatlı dalga geçiyor. Bir de hiçbir şey yapmamayı maksimuma çıkarmak anlamına gelen “nothingmaxxing” var ve insanlar gerçekten de hiçbir şey yapmadıkları anları çekip paylaşıyor.
Dur bir dakika, bu da maxxing değil mi?
Burada küçük bir ironi var, çünkü hiçbir şey yapmamayı maksimuma çıkarmak da sonuçta yine bir maxxing, yavaş yaşadığını kameraya çekip paylaşmak da bir tür gösteri. Berlin’deki bir psikoloji merkezinin “maxxing yorgunluğu” üzerine yazdığı yazı tam bu noktaya parmak basıyor: İnsanlar her anını ölçen bu kültürden gerçekten bıktı ama piyasa bu bıkkınlığı da çabucak satılabilir bir ürüne çevirdi. Bugün “yavaş yaşam kiti” satılıyorsa, yarın biri çıkıp “dinlenme takip uygulaması” yaptığında hiç şaşırmayacağız. Z kuşağı üzerine çalışan Hana Ben-Shabat ise gençlerin kendini geliştirmeyi bırakmadığını, yalnızca verdikleri emeğin karşılığını daha dikkatli tarttıklarını söylüyor. Bitmek bilmeyen, cebi yakan ve sürekli vitrinde durmayı gerektiren bir “gelişim” artık onlara cazip gelmiyor; anlamlı buldukları şeyi kendi temposunda yapmak çok daha çekici görünüyor.
Hayat bir karakter ekranı değil
Oyunda karakterini geliştirmenin bir anlamı var, çünkü oyun bir yerde bitiyor ve sonunda biri kazanıyor. Hayatta ise ne bir bitiş çizgisi ne de “Tebrikler, seviye atladın!” diye beliren bir ekran var. Uyku skoru 100 olan, protein hedefini her gün tutturan, adım sayısını hiç aksatmayan birinin daha mutlu olacağının da hiçbir garantisi yok. Arkadaşlarınla plansızca uzayan bir akşam yemeğini, bir kitabın içinde kaybolduğun bir öğleden sonrayı ya da koltukta hiçbir şey yapmadan geçen bir pazarı da hiçbir uygulama ölçemiyor, ama çoğumuz hayatın asıl tadını tam da bu anlarda alıyoruz. Seneye bambaşka bir kelimeyi konuşuyor olacağız ve o zamana kadar ara sıra aynı seviyede takılı kalmanın hiçbir sakıncası yok.
Kaynakça
- Ground News, Dictionary.com 2026 Yılın Kelimesi: ground.news/article/maxxing-is-dictionarycoms-2026-word-of-the-year
- WTVR / Scripps, Dictionary.com tanımı ve kısa liste: wtvr.com/us-news/are-you-maxxing-dictionary-com-names-its-2026-word-of-the-year
- CNN (Scripps üzerinden), Adam Aleksic ve Dr. Rafael Pelayo: abc15.com/health/the-dangerous-side-of-maxxing-your-health-according-to-experts
- CNBC (The Nightly üzerinden), Jennifer Hartstein: thenightly.com.au/lifestyle/wellbeing/from-booksmaxxing-to-looksmaxxing-why-mental-health-experts-say-too-much-self-optimisation-can-be-harmful-c-22616829
- Newsweek, Pulsar verileri ve Hana Ben-Shabat: newsweek.com/the-internet-is-changing-its-mind-on-maxxing-mania-12276740
- Praxis Psychologie Berlin, “Maxxing fatigue”: praxis-psychologie-berlin.de/wikiblog-english/articles/maxxing-fatigue-maxxing-with-no-end-in-sight-or-the-end-of-self-optimisation
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

