Saunayı yıllarca otellerin spa katında, spor salonlarında veya tatil tesislerinde gördük. Şimdi ise başka bir biçimde karşımıza çıkıyor: sahillerde, mahallelerde, etkinlik alanlarında ve insanların düzenli olarak buluştuğu küçük topluluklarda.
Özellikle İngiltere’de son yıllarda dikkat çekici bir community sauna kültürü gelişiyor. The Guardian’ın Mart 2026’da yayımladığı habere göre ülkede listelenen sauna sayısı yalnızca yılın ilk aylarında yaklaşık 540’tan 640’a çıktı. Wellness sektörü yeni bir trend buldu. Fakat saunaların etrafında gelişen kültüre biraz daha yakından bakınca başka bir şey görülüyor. İnsanlar yalnızca terlemeye gitmiyor. Bir araya geliyorlar.
Saunanın dönüşü neden şimdi?
Wellness kültüründe uzun süredir bireyselleşme eğilimi hâkim. Meditasyon uygulamamızı tek başımıza açıyoruz. Uyku verilerimizi kişisel cihazlarımızdan takip ediyoruz. Egzersiz programımız bize özel hazırlanıyor. Beslenme planımız kişiselleştiriliyor. Sağlık teknolojilerinin büyük bölümü “senin verin, senin bedenin, senin performansın” üzerinden ilerliyor.
Sauna ise bunun tam tersine oldukça eski bir model sunuyor. Aynı mekâna giriyorsunuz. Telefonunuzu kullanamıyorsunuz veya kullanmak istemiyorsunuz. Bir süre orada kalıyorsunuz. Aynı sıcaklığa maruz kalıyor, aynı ritüeli paylaşıyor ve yanınızdaki insanlarla fiziksel olarak aynı ortamda bulunuyorsunuz. Teknolojik olarak son derece basit bir deneyim. Sosyal olarak ise günümüz koşullarında giderek sıra dışı.

Yeni araştırma: Saunanın sosyal tarafı
2026’da Social Science & Medicine dergisinde yayımlanan bir çalışma tam olarak bu noktayı araştırdı. Martha Newson ve çalışma arkadaşları Birleşik Krallık’taki sauna kültürünü sosyal kimlik ve ritüel perspektifinden ele aldı. Üç ayrı çalışmada toplam 1.907 kişi incelendi.
Araştırmanın ilginç tarafı, saunanın kaç kalori yaktırdığına veya hangi biyolojik belirteci değiştirdiğine odaklanmamasıydı. Araştırmacılar insanların sauna topluluğuyla kurduğu özdeşimi, sauna deneyimini ritüel olarak algılayıp algılamadıklarını, diğer insanlarla yaşadıkları duygusal senkronizasyonu ve bunların iyi oluşla ilişkisini inceledi. Boylamsal tasarıma sahip iki çalışmada zaman içerisinde duygusal iyi oluşta artış görüldü. Bir diğer çalışmada sauna kimliğiyle daha güçlü biçimde özdeşleşen kişilerin kendi bildirimlerine göre fiziksel ve duygusal iyi oluşlarının da daha yüksek olduğu bulundu.
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise ritüelle ilgiliydi. Saunayı tekrarlanan ortak bir ritüel olarak algılamak ve sauna sırasında diğer insanlarla duygusal senkronizasyon yaşamak, daha güçlü bir sosyal kimlikle ilişkiliydi. Yani deneyimin etkisinin bir bölümü sıcaklığın kendisinden değil, aynı şeyi başka insanlarla birlikte yapmaktan geliyor olabilir.
Ritüeller neden insanları birbirine yaklaştırıyor?
Antropoloji açısından burada yeni hiçbir şey yok. İnsan toplulukları tarih boyunca birlikte yemek yemiş, dans etmiş, dua etmiş, şarkı söylemiş, ateş etrafında toplanmış, hamamlara gitmiş ve belirli zamanlarda belirli davranışları tekrar etmişlerdir.
Ritüelin gücü yalnızca sembolik anlamından gelmez. Aynı davranışı aynı insanlarla tekrar etmek topluluk hissi yaratabilir. Modern şehir yaşamında ise ortak ritüellerimizin bir kısmı zayıfladı. Komşularımızı tanımayabiliyoruz. İş arkadaşlarımızla aynı ofiste bile çalışmayabiliyoruz. Arkadaşlarla görüşmek haftalar öncesinden takvime yazılması gereken bir organizasyona dönüşebiliyor. Buna karşılık dijital olarak hiç olmadığımız kadar bağlantıdayız.
Sauna kültürünün yükselişini ilginç yapan çelişki burada. Bağlantının bol olduğu ama birlikte bulunmanın azaldığı bir dönemde eski bir ortak ritüel geri dönüyor.

Saunada telefon neden önemli bir ayrıntı?
Saunanın modern sosyal hayattan ayrıldığı başka bir nokta daha var: Telefon kullanmak pek pratik değil. Bu küçük ayrıntı düşündüğümüzden önemli olabilir.
Bugün arkadaşlarımızla aynı masada otururken bile sohbetin arasına telefon girebiliyor. Bildirim geliyor, biri mesaj yazıyor, başka biri fotoğraf çekiyor, birkaç dakika sonra masadaki insanların yarısı farklı dijital ortamlarda bulunuyor. Sauna bunu fiziksel koşulları gereği zorlaştırıyor. Bir süre aynı yerde ve aynı insanlarla kalıyorsunuz. Sosyal etkileşim için oldukça eski bir formül. Fakat sürekli çevrimiçi olduğumuz bir dönemde neredeyse yenilikçi görünüyor.
Wellness’ın bireysellikten topluluğa dönüşü
Community sauna hareketini yalnızca saunaya özgü bir moda olarak görmek de eksik kalabilir. Son dönemde koşu kulüpleri, kitap kulüpleri, grup yürüyüşleri, yaratıcı atölyeler ve benzeri topluluk temelli etkinliklerin yeniden görünür olması aynı ihtiyacın farklı biçimlerini düşündürüyor.
İnsanlar sağlıklarını iyileştirmek isterken yalnızca yeni bir supplement, uygulama veya egzersiz yöntemi aramıyor olabilir. Birlikte yapılacak bir şey de arıyorlar.
Bu nokta sağlık araştırmalarındaki social connection tartışmasıyla da örtüşüyor. Sosyal ilişkilerin psikolojik iyi oluş üzerindeki önemi uzun süredir araştırılıyor. Yeni sauna araştırmasının katkısı ise bunu belirli bir kültürel pratik üzerinden göstermeye çalışması. Çalışmanın yazarları da sauna kullanımının sosyal ve ritüel özelliklerinin iyi oluş üzerindeki etkilerde rol oynayabileceğini belirtiyor.
Bu sonuçları “sauna yalnızlığı tedavi eder” şeklinde okumamak gerekiyor. Çalışmaların bir bölümü öz-bildirim verilerine dayanıyor ve gözlenen ilişkiler tek başına nedenselliği kanıtlamıyor. Ama ortaya ilginç bir soru çıkarıyor: Saunaya iyi gelen şeyin ne kadarı sıcaklık ne kadarı topluluk?
Peki saunanın fiziksel faydaları yok mu?
Elbette araştırılıyor. Özellikle Finlandiya’dan gelen uzun dönemli gözlemsel çalışmalar düzenli sauna kullanımını bazı kardiyovasküler sonuçlarla ilişkilendiriyor. Kan basıncı ve damar fonksiyonları gibi fizyolojik mekanizmalar da araştırılmış durumda.
Fakat burada sauna kültürünün popülerleşmesini “kalbe iyi geliyor” cümlesiyle açıklamak yeterli değil. Çünkü insanlar yalnızca sağlık protokolü uygulamıyor. Gidiyorlar, oturuyorlar, konuşuyorlar, çıkıyorlar, serinliyorlar ve tekrar giriyorlar. Aynı insanlarla tekrar karşılaşıyorlar. Bir mekânın müdavimi oluyorlar. Bir topluluğun parçası hâline geliyorlar.
Wellness sektörünün yıllardır kişiselleştirmeye çalıştığı deneyimin ortasına oldukça eski bir insan davranışı geri geliyor: birlikte yapılan ritüel.
Yeni wellness ürünü belki ürün olmayacak
Wellness sektörü bize uzun zamandır bir şeyler satıyor. Daha iyi uyumak için cihaz, daha iyi hissetmek için supplement, daha iyi odaklanmak için uygulama, daha iyi yaşamak için takip sistemi. Saunanın bugünkü yükselişi ise daha eski bir ihtiyacı görünür hâle getiriyor. İnsanların yalnızca bedenlerini optimize etmeye değil, başka insanlarla düzenli olarak aynı yerde bulunmaya da ihtiyacı var.
Üstelik bunu yapmak için konuşmanın kendisinin bile ana etkinlik olması gerekmiyor. Ortak bir faaliyet zaten sosyal zemini oluşturuyor. Sauna bu açıdan yeni bir wellness icadı sayılmaz. Tam tersine oldukça eski. Yeni olan, birlikte olmanın yeniden keşfedilecek kadar hayatımızdan çekilmiş olması.
Kaynakça
Newson, M., McGrath, R., Mosina, I., Reason, G., & Peitz, L. (2026). Sauna culture improves physical and mental wellbeing in the UK through social connection and ritual. Social Science & Medicine, 394, 119061. https://doi.org/10.1016/j.socscimed.2026.119061
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

