HAREKETİN İÇİNDE KENDİNİ BULMAK
Esenlik

Hareketin içinde kendini bulmak

Gün içinde bedenimizi ne kadar fark ediyoruz? Bazılarımız için beden, kaç kilo aldığımız, ne kadar fit ya da formda olduğumuzla sınırlı kalabiliyor. Oysa bedenimiz, bu dünya yolculuğunda ruhumuzu taşıyan evimiz; duygularımızın, yaşadıklarımızın ve kimi zaman geçmişten getirdiğimiz izlerin de kendini gösterdiği yer. Yani bedenimiz, sandığımızdan çok daha fazlası. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Modern Dans Bölümü’nden yeni mezun olan Selin Yağmur Çetinkaya ile dansı, bedenle kurduğumuz ilişkiyi ve hareketin insanda açtığı alanları konuştuk.

Biraz kendinden bahseder misin bize? Dans ne zamandır hayatında?

Ben Selin Yağmur Çetinkaya. Çok küçük yaşlardan beri bedenim ve hareketle ilgileniyorum. Uzun bir dönem ritmik jimnastik yaptım; dansla ise yaklaşık 8–9 yıldır ilgileniyorum. Bu yıl Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Modern (Çağdaş) Dans Bölümü’nden mezun oldum. Şu anda dans etmeye, üretmeye ve ders vermeye devam ediyorum. Bazen o hatanın içinden de yeni bir şey öğrenebiliyoruz. Sanırım benim için dans, kendime ve bedenime güvenip o alanda kalmayı seçtiğim bir yer.

Dans etmek senin için ne anlama geliyor? Dans ederken neler yaşıyorsun, aklından bir şeyler geçiyor mu, hata yapma korkusu gibi şeyler var mı? Yoksa tamamen akışta mısın?

Dans etmek benim için bedenimle ve dışarıyla kurduğum bir iletişim biçimi gibi. Bazen düşünerek, bazen de düşüncenin tamamen dışına çıkarak hareket ediyorum. Dans ederken zihnimden biraz uzaklaşıp bedene dönmek, benim için aynı zamanda bir sakinleşme ve kendimi dinleme hali. Hata yapmak da bu sürecin içinde olan bir şey. Özellikle araştırırken, denemeye ve yanılmaya açık bir alanımız oluyor. Tabii ki sahnede her şeyi olabildiğince doğru yapmak istiyoruz ama hata da olmayacak diye bir şey yok. Bazen o hatanın içinden de yeni bir şey öğrenebiliyoruz. Sanırım benim için dans, kendime ve bedenime güvenip o alanda kalmayı seçtiğim bir yer.

Reklam

“Çağdaş dansın bana en çok açtığı yerlerden biri de bu, her şeyi önceden anlamlandırmak yerine, o an olanı fark etmeye ve onunla ilişki kurmaya izin vermesi.”

Dans ederken tamamen anda mısın yani şimdiki zamanda. Ve bu nasıl bir şey o an ne oluyor tam olarak?

Her zaman tamamen anda olduğumu söyleyemem. Bazen o ana girmek zaman alıyor, bazen de bir anda her şey sadece bulunduğum ana dönüşüyor. O an ne olduğunu kelimelerle açıklamak biraz zor.

Hayatında dansa başladıktan önceki senle sonraki sen arasında nasıl bir fark oluştu? Özellikle bedeninle ve duygularınla olan ilişkini değerlendirecek olursan?

Dans etmeye de aslında bedenimde daha fazla şey keşfetmek istediğim için kendi isteğimle başlamıştım. Şimdi geriye baktığımda, dansla ve bedenimle bu kadar iç içe büyümüş olmanın beni hem olgunlaştırdığını hem de bedenimi daha iyi tanımamı sağladığını düşünüyorum. Bedenimi korumayı, sınırlarımı fark etmeyi ve duygularımla bedenim arasındaki ilişkiyi daha iyi okuyabilmeyi öğrendim. Sanırım en büyük fark, bedenimi sadece hareket eden bir şey olarak değil, beni anlatan ve bana bir şey söyleyen bir alan olarak görmeye başlamam.

Dans ederken bedeninde ne değişiyor? Sadece fiziksel olarak değil; ruh halinde, düşüncelerinde, dünyayla kurduğun ilişkide…

Kendimle, çevremle ve içinde bulunduğum alanla kurduğum ilişkide bir değişim hissediyorum. Zihnim farklı alanlara açılıyor ama bunu uzun uzun düşünmekten çok, daha anlık ve sezgisel bir şekilde yaşıyorum. Çağdaş dansın bana en çok açtığı yerlerden biri de bu; her şeyi önceden anlamlandırmak yerine, o an olanı fark etmeye ve onunla ilişki kurmaya izin vermesi. O anki ruh halime, bulunduğum ortama ve birlikte olduğum insanlara göre değişen, kendimi daha açık, daha canlı ve daha temas halinde bulduğum bir hâl oluyor.

Duyguların yalnızca zihinde yaşanmadığını, bedenin de onlara eşlik ettiğini biliyoruz. Sen hiç dans ederken daha önce fark etmediğin bir duygunun bedeninde görünür hale geldiğini hissettin mi?

Kesinlikle. Bazen dans ederken o ana kadar zihnimde fark etmediğim bir duygunun bedenimde görünür hâle geldiğini hissediyorum. Özellikle doğaçlama yaparken ya da sahnede, kendime ve bedene alan açtığımda kendimden beklemediğim bazı hâller ortaya çıkabiliyor. Bazen bir duyguyu önce zihnimde değil, bedenimde fark ediyorum. Bedenim benden önce bir şeyi açığa çıkarabiliyor.

Senin için dans, konuşamadığın şeyleri konuşmanın bir yolu oldu mu hiç?

Bunu dansla çok güçlü bir şekilde deneyimlediğim anlar oldu. Dans, konuşamadığım ya da kelimelere dökemediğim şeylere başka bir yerden yaklaşmamı sağlıyor. Birine anlatmak için olmasa bile, içimde kalan bir şeyi bedenimde açmanın ve onunla hareket etmenin bana iyi geldiği çok an oldu. Sanki bazı şeyler konuşulmadan da kendine bir yol bulabiliyor. Ben normalde daha sessiz, sakin ve konuşmayı çok ön planda tutmayan biriyim. Ama bedenimle konuştukça, kelimelerle de kendimi daha rahat açabildiğimi fark ettim.

Dansın insanın özgüveniyle ilişkisi hakkında ne düşünüyorsun? Sahneye çıkmak mı özgüven kazandırıyor, yoksa insan kendi bedenini tanıdıkça mı daha özgür oluyor?

Bence dans, insanın kendini ortaya koyabilme hâliyle çok bağlantılı. Sahneye çıkmak, görünür olmak ve bedenini başkalarının önünde ortaya koymak tabii ki özgüveni destekleyen bir şey. Ama bence özgüven sadece sahneye çıkmakla oluşmuyor. İnsan kendi bedenini tanıdıkça, onun kapasitesini ve potansiyelini gördükçe de kendine olan güveni artıyor. Burada mükemmel olmak ya da çok iyi bir bedene sahip olmak gerektiğini düşünmüyorum. Tam tersine, var olan bedeninle nereye kadar gidebildiğini, neyi dönüştürebildiğini ve kendinden ne çıkarabildiğini görmek bence çok daha önemli. Sadece hareket etmek bile insanın bedenine ve kendisine daha fazla alan açmasını sağlıyor. Bedeninde daha özgür hissettikçe, kendini ortaya koymak da daha kolay hâle geliyor.

“Çağdaş dansın yerleşmiş estetikleri kırmaya, bedenin nasıl görünmesi gerektiğinden çok nasıl var olabildiğine ve neler yapabildiğine alan açtığını düşünüyorum.”

Bir dansçı olarak bedenin aynı zamanda senin çalışma aracın. Bu durum bazen insanın bedeniyle ilişkisini zorlaştırıyor mu? “Bedenimi hissediyorum” ile “bedenimi kontrol etmeliyim” arasındaki sınır nerede mesela?

Bence bazen zorlaştırıyor. Çünkü dansçı olarak bedenini sürekli gözlemliyor ve onunla çalışıyorsun. Ama zamanla bedenini sadece kontrol ettiğin bir şey olarak değil, seni yönlendiren ve sana bir şey söyleyen bir şey olarak da görmeye başlıyorsun. Bence hissetmek ve kontrol etmek biraz birlikte ilerliyor.

Dans dünyasında moda dünyasında olduğu gibi estetik, kilo, görünüş, kusursuzluk gibi beklentiler var mı? Bunlar genç bir dansçının kendi bedenine bakışını nasıl etkiliyor?

Dans dünyasında estetik, kilo, görünüş ve kusursuzlukla ilgili uzun zamandır oluşmuş bazı bakışların hâlâ bizi etkilediğini düşünüyorum. Özellikle küçük yaşlardan beri hareket eden biriysen, bedeninle kurduğun ilişki zaman zaman bu bakışlardan etkilenebiliyor. Bunların

aşılanmaya ve estetik algısının başka bir yere taşınmaya çalışıldığı bir dönemdeyiz ama geçmişten kalan beklentiler tamamen kaybolmuş değil. Bazen kimsenin senden bir şey beklemediği bir yerde bile sen kendi bedeninden bir şey beklemeye devam edebiliyorsun. Bence bunun farkına varmak önemli. Çağdaş dansın da bu noktada yerleşmiş estetikleri kırmaya, bedenin nasıl görünmesi gerektiğinden çok nasıl var olabildiğine ve neler yapabildiğine alan açtığını düşünüyorum. Bu da bedenle kurduğumuz ilişkiyi dönüştürebilecek bir yer yaratıyor.

Kendinize bedeninizin nasıl görünmesi gerektiğini sormak yerine, bedeninizin size bugün ne söylediğini sormayı deneyin. Onu düzeltilecek bir nesne gibi değil, sürekli değişen ve bize bir şey anlatan bir alan gibi görmek bence ilişkiyi dönüştürüyor

Dans sana bedeninle ilgili neler öğretti?

Dans bana bedenimin sınırlarını ve ihtiyaçlarını fark etmeyi öğretti. Yıllar içinde ona iyi gelen şeyleri keşfedip kendi rutinlerimi oluşturdum. Bir de bedenimle çalıştıkça, kendime karşı ne kadar sert olabildiğimi fark ettim. Hâlâ biraz daha yumuşak olmayı öğreniyorum.

Selin Yağmur Çetinkaya

İnsanlara bedenleriyle olan ilişkilerini düzeltmek için ne tavsiye edersin?

Kendinize bedeninizin nasıl görünmesi gerektiğini sormak yerine, bedeninizin size bugün ne söylediğini sormayı deneyin. Onu düzeltilecek bir nesne gibi değil, sürekli değişen ve bize bir şey anlatan bir alan gibi görmek bence ilişkiyi dönüştürüyor.

Bazen üzgünken omuzlarımız düşüyor, kaygılıyken bedenimiz küçülüyor, iyi hissettiğimizde daha dik ve özgüvenli hissediyoruz. Peki bunun tersi de mümkün mü? Hareket biçimimizi değiştirerek ruh halimizi etkileyebilir miyiz?

Ben de bunu hâlâ keşfettiğim bir şey olarak görüyorum. Bazen bedenimizi hareket ettirmek, o an içinde bulunduğumuz halin dışına çıkabilmek için bir alan açıyor. Üzgün olduğum bir gün, sadece hareket ederek ya da bir dersin içinde bedenimi farklı şekillerde kullanarak kendimi birkaç saat öncesine göre bambaşka hissedebiliyorum. Bu illa dans olmak zorunda da değil; yürümek, esnemek, nefese odaklanmak, evde müzik açıp hareket etmek… Bazen bedene başka türlü hareket etme imkânı vermek, ruh halimize de başka bir ihtimal sunuyor.

Dans ederken bedeninle mi düşünüyorsun yoksa bir noktadan sonra düşünmek bitiyor ve beden kendi yolunu mu buluyor?

İkisi de var aslında. Dans ederken bedenimi çok düşünüyorum ama bir noktadan sonra düşünmekten çok hissetmeye ve takip etmeye başlıyorum. O zaman bedenin kendi hafızası ve deneyimi devreye giriyor. Bence dansın güzel tarafı da düşünmekle bırakabilmek arasındaki o geçiş hali.

Reklam

Dans nefesinle ilişkini değiştirdi mi? Nefesini fark etmek hareketini ya da duygunu değiştiriyor mu?

Dansın nefesle ilişkimi değiştirdiğini hissediyorum. Bazen sadece nefesi fark etmek bile bedenimde başka bir alan açıyor. Çok sıkışmış hissettiğim bir anda nefese döndüğümde, hareketin ve hissettiğim şeyin kalitesi değişebiliyor.

Bir dansçı olarak hayatında nelere dikkat etmek zorundasın?

Özellikle sağlığıma dikkat etmeye çalışıyorum. Uyku, beslenme, dinlenme ve düzenli çalışmak bir dansçının bedeni için önemli. Tabii ki her zaman günü gününe uymuyor ama bunların sağlığımızı desteklediğinin farkında olarak biraz daha hassasiyetle yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum.

Bir dansçının günü nasıl geçiyor hep merak etmişimdir, biraz bahseder misin?

Eğitim aldığım dönemde ister istemez belli bir rutin oluşmuş oluyor. Sabah uyanmak, beslenmek, derslere gitmek, gün içinde çalışmak ve dinlenmek… Günün büyük bir kısmı bedenle ve dansla geçiyor. Şimdi mezun olduktan sonra hayatımda biraz daha boşluk oluştu. Her gün aynı yoğunlukta olmasa da kendi egzersizlerimi ve pratiklerimi sürdürmeye, ders verdiğim zamanlarda da hem karşımdaki kişiye bir şey aktarırken hem de kendi pratiğimi beslemeye dikkat ediyorum. Yani günün temposu değişse de dansla olan bağımı günlük hayatımın içinde tutmaya çalışıyorum.

İlham aldığın sanatçılar kimler ve nelerden ilham alıyorsun? Seni ne besliyor?

ORLAN’ın bedenin değişebilen, yeniden kurulabilen bir şey olduğuna bakışından çok etkileniyorum. Jasmine Vardimon’un işlerinde ise bedenin sadece hareket eden değil, aynı zamanda hikâye anlatan ve sahnede bir karaktere dönüşebilen bir şey olması beni besliyor. Garry Stewart’ın bedenle teknoloji arasındaki ilişkiyi araştırma biçimi de ilgimi çekiyor. Aslında farklı sanat dallarından beni besleyen çok fazla iş ve sanatçı var; sanırım benim için önemli olan da tek bir alana bağlı kalmadan, karşıma çıkan şeylerin bende bıraktığı izleri kendi pratiğime taşıyabilmek.

Sen tutkunu aynı zamanda mesleğe dönüştürüyorsun bu nasıl hissettiriyor sana? Bir insanın tutkusu mesleği olunca tutku kalıyor mu?

Tabii ki kalıyor. Hatta bazen tutkunun çok düştüğü dönemler de oluyor, çok yükseldiği dönemler de. Mesleğe dönüştüğünde iniş çıkışları daha görünür hâle geliyor belki ama bunun tutkuyu tamamen söndürdüğünü düşünmüyorum. Çünkü kendimi gerçekten başka bir işte ya da başka bir alanda düşünemiyorum. Bunu seçmiş olmak ve hâlâ bu seçimin arkasında durduğumu hissetmek, düşündükçe tutkumu yeniden besliyor. O yüzden benim için tutku kaybolmuyor; sadece zaman zaman biçim değiştiriyor.

“Her şeyi önceden bilmek ya da kontrol etmek yerine, değişimin içinde kalabilmek ve kendine yeni bir yön açabilmek önemli.”

Dansçı olmayan birine yani bizlere hareket etmeyle ilgili neler tavsiye edersin? Mesela hangi hareketler bedenimize iyi gelir?

Dansçı olmayan birine özellikle “şu hareketleri yapmalısın” demektense, bedenini daha fazla hareket ettirebileceği alanlar yaratmasını tavsiye ederim. Yürümek, esnemek, gün içinde uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, müzik açıp birkaç dakika hareket etmek bile bir başlangıç olabilir. Bunun yanında farklı atölyelere, doğaçlama çalışmalarına çekinmeden bir iki kere de olsa kendini atmak çok güzel bir deneyim olabilir. Hatta bunu evde kendi başınıza, müzik açıp bedeninizi takip ederek bile deneyebilirsiniz. Bence hareketin illa bir tekniği olmak zorunda değil. Bazen sadece bedenin nasıl hareket etmek istediğini keşfetmek bile çok iyi gelebiliyor.

Tabii kendi doğaçlama derslerime de beklerim.  Sanırım hayatta da böyle; her şeyi önceden bilmek ya da kontrol etmek yerine, değişimin içinde kalabilmek ve kendine yeni bir yön açabilmek önemli.

Beden ve dans sana hayat hakkında ne öğretti?

Beden ve dans bana hayatın biraz da sürekli yeniden şekillenmek olduğunu öğretti. Beden değişiyor, hareket değişiyor, bazen bildiğim bir şeyi yeniden öğrenmem gerekiyor. Dans ederken her şeyi kontrol edemeyeceğimi, bazen hareketin beni götürdüğü yere güvenmem gerektiğini öğrendim. Sanırım hayatta da böyle; her şeyi önceden bilmek ya da kontrol etmek yerine, değişimin içinde kalabilmek ve kendine yeni bir yön açabilmek önemli. Ama bunları hâlâ yaşayarak, deneyimleyerek öğrenmeye devam ediyorum. Bedenim bana değişmenin kaybolmak değil, başka bir şeye dönüşebilmek olduğunu öğretiyor.

Bundan sonra seni neler bekliyor, seni nerelerde göreceğiz hayallerin neler?

Bir süredir dans dersleri veriyorum; teknik ve doğaçlama üzerine çalışıyorum. Dansı paylaşabildiğim ve kendi pratiğimi de besleyebildiğim bir alan olarak görüyorum. Önümüzdeki dönemde Jasmine Vardimon Company’nin JV2 programına katılacağım. İngiltere’de yaklaşık altı ay geçireceğim. Farklı insanlarla tanışmak, farklı çalışma biçimlerinin içinde olmak ve kendimi yeni deneyimlerin içine atmak beni çok heyecanlandırıyor.

Daha uzun vadede ise kendimi bedenimi en aktif şekilde kullanabildiğim bir topluluğun içinde dans ederken görmek istiyorum. Farklı sanatçılarla ve topluluklarla çalışmak, sahnede olmak, yeni şeyler öğrenmek ve mümkün olduğunca çok deneyimlemek istiyorum. Bir yandan yurt dışında daha fazla üretmek ve çalışmak, bir yandan da Türkiye’ye dönüp öğrendiklerimi ve deneyimlerimi burada paylaşmak istiyorum. Aslında şu an için kendimi tek bir noktaya koymaktansa, karşıma çıkacak şeylerden öğrenmeye ve bedenimi aktif tutarak dans etmeye, üretmeye ve keşfetmeye devam etmek istiyorum.

Yolun açık olsun Yağmur!


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Reklam
dilara_duman
Kendini dönüştürme yolculuğunda, dönüşümün en etkin yolunun bilgiyi aktarmak olduğuna inanıyor. Çok satanlar listesinden inmeyen yazar ve kişisel gelişim duayeni Louise L. Hay’in geliştirdiği Heal Your Life eğitmeni. Felsefeyi de kişisel gelişim yolculuğunun bir parçası olarak görüyor.