En güzeli kırmızı ayakkabılısı

Bu şakayı bilir misiniz?

Şöyle 13-14 yaştan ileriye doğru giderken başınıza hiç geldi mi?

Siz kız kıza yürürken onlar da erkek erkeğe duvarın üstünde oturmuşlardır ve içlerinden en fırlaması bağırıverir:

“En güzel kırmızı ayakkabılısı!”

Ola ki bir refleks ile başınızı şöyle hafifçe eğip acaba ayakkabım kırmızı mıydı diye baktıysanız vay halinize…

Oğlanların güldüğüne mi, oltaya gelmemiş diğer kızların kikirdediğine mi yoksa sizi uzun süre yiyip bitiren “rezil oldum”a mı yanarsınız? 

Ve dersiniz ki bir daha asla bu oyuna gelmeyeceğim. 

Ama o şaka da…

O erkek çocuk topluluğu da çeşitli formlarda her yerde olacaktır.

İnşallah beğenilirim, en çok ben beğenilirim, takdir edilirim, mükemmel görünürüm, mükemmel işler çıkarırım beklentisi hep bizimledir.

Ama az ama çok…

24 olur, 34 olur, 44 olur…

Hep gruptaki kırmızı ayakkabılı olma isteği…

Bir yerde bekler durur. 

Vakti gelince herhangi bir konuda ce-eee, görünüverir.

***

Ben şu sıralar yine en çok bunu düşünüyorum. 

Bazen “en” olabilirim. 

Ve bazen olmayabilirim. 

Hata da yapabilirim.

Sevilmeyebilirim de…

Ve bu normaldir.

***

Ben şu sıralar yine en çok bunu düşünüyorum;

Bunca yıl çok iyi niyetle söylenmiş olsa da üzerimde yük oluşturan;

Sen güçlüsün…

Sen yaparsın…

Sen halledersin…

Sen yaparsan en iyisini yaparsın…

Sen başarırsın….

Sen kırmızı ayakkabılı olansın…

Ve benzerlerinin üzerimde yarattığı yükten özgürleşmeyi…

***

Evet bunların hepsini yapabilirim…

Ama bazen yapamaya da bilirim.

Yapmak istemeyebilirim. 

Bu düşünceleri “olma” haline dönüştürürsem…

En huzurlusu kırmızı kazaklısı…

Yorumlar