Masumiyet Müzesi: Aşkın Değil, Bağlanma Travmasının Hikâyesi
Aktüalite

Masumiyet Müzesi: Aşkın değil, bağlanma travmasının hikâyesi

Hayatınızın aşkını gerçekten siz mi seçiyorsunuz yoksa aile sisteminizden aktarılan ve sizden önce başlamış bir hikâyeyi mi yaşıyorsunuz?

Masumiyet Müzesi’ni izlerken Kemal’le Füsun’un büyük aşkını değil aile sisteminin nasıl tekrar ettiğini gördüm. Bu bir aşk hikâyesi değil. Ailede tutulmamış yasların ve saklanan sırların aşk kılığına girerek kendini tekrar etmesinin hikâyesidir.

Kemal mi Seçemiyor Sistem mi?

Kemal neden herkesin onayladığı, ailesine “uygun” Sibel ile kalbini hızlandıran Füsun arasında seçim yapamıyor? Çoğu kişi buna irade zayıflığı dese de aslında bu hikâye Kemal’den önce başlıyor.

Kemal’in babası, iki hayatı aynı anda yürütmüş bir adam. Bir yanda toplumun onayladığı evliliği, diğer yanda gizli ilişkisi olmuş. Ve yıllardır dile getirmediği ağır bir pişmanlık yaşıyor.  Annesi ise her şeyi biliyor ama susuyor. Bir evde gerçeklerin üzeri örtüldüğünde o gerçekler yok olmaz. Ve o evin içindeki çocuk şu mesajla büyür:

“Hayat ikiye bölünebilir. Düzen korunurken arzu gizlice yaşanabilir. Ve kimse açıkça seçim yapmak zorunda değildir.”

Kemal, Sibel’le nişanlıyken Füsun’la ilişki yaşadığında aslında babasından aktarılan “ikili hayat” modelini tekrar ediyordu. Hem düzeni koruyordu hem de kalbini attıran bir aşk yaşıyordu. Fakat Füsun’un nişandan sonra ortadan kaybolması Kemal’in sistemini alt üst ediyor. Kemal boşluk duygusuyla ve bunalımla baş etmeye çalışıyor. Ancak ne yaparsa yapsın düzelemiyor.

Kemal mi Seçemiyor Sistem mi?

Kemal, 30 yaşında olsa da ruhsal olarak anne ve babasının görünmez kaderine “sadık bir çocuk” olarak kalmış. Çocukken ebeveynleri arasındaki sessiz savaşı yani babasının gizli ilişkisini ve annesinin kederini izleyerek büyümüş ve seçim yapmanın yanlış olduğunu öğrenmiş. Kemal çocukken ruhu ikiye bölünmüş. Bir yanı annesini mutlu etmek, o yaralı kadını teselli etmek için “düzenin adamı” olmaya çalışırken diğer yanı babasının yasak arzusuna sadık kalıp Füsun’la aşk yaşıyor.

İşte o bitmek bilmeyen bunalımın, o ağır çöküşün asıl sebebi seçim yapmak zorunda kalmış olması. Ama Kemal seçim yapmayı hiç öğrenmemiş. Ancak seçim yapmamak, hayatı askıya almaktır. Seçim yapmak ise birini incitmeyi göze almaktır. Bu da yetişkin birinin alabileceği bir sorumluluktur. Kemal, bu sorumluluğu almaktansa hayatını askıya almayı, yani “donmayı” tercih ediyor.  Babasının yaşadığı bölünmeyi tekrar ederken babasının aksine o bu yükün altında eziliyor. Çünkü babası iki kadını idare edebilmişti. Ancak Füsun’un gitmesiyle Kemal bu iki kadınlı hayatın arasında yok oluyor. Ve arada kalan her insan gibi kendini kaybediyor.

Sekiz Yıl Boyunca Hayatı Bekletmek

Kemal tam sekiz yıl boyunca, her akşam Füsunların evine gidiyor. İkisi de ta ki Füsun’un kocası başka bir ilişkiye başlayana kadar, hiçbir şey yapmıyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü Kemal, Füsunsuz kaldığı dönemde yaşadığı çöküşü yeniden yaşamaktan korkuyor. Travmatize parça terk edilmeyi ölüm gibi algılar. Hayatta kalma parçası ise “İlişki sürsün de nasıl olduğu önemli değil.” der. Bu nedenle belirsizlik devam ettirilir çünkü belirsizlik travmanın konfor alanıdır.

Sistem kendini korumak için netliği erteler ve “Şimdilik böyle kalsın.” der. Ama o “şimdilik” uzadıkça hayat donar. İnsan ne ilerleyebilir ne de geride kalan için yas tutabilir. Donmuş bir ilişki dışarıdan sakin görünür ama içeride zaman akmıyordur. Ve zamanın akmadığı yerde aşk olmaz. Sadece alışkanlık, bağımlılık ve kaybetme korkusu olur. Donmuş bir ilişkide kaybetmemek için iki taraf da yavaş yavaş eksilir. Sekiz yılın asıl trajedisi, bir şey olmamış gibi görünürken aslında en verimli yaşların tüketilmiş ve hayatın sessizce akıp gitmiş olmasıdır.

Saklanan Duyguların Mekânı Merhamet Apartmanı

Saklanan Duyguların Mekânı Merhamet Apartmanı

Kemal’in Füsun’a ait olan ve onun dokunduğu her şeyi saplantılı bir şekilde biriktirmesi aile dizimci gözüyle baktığımda yaşanılmamış ağır bir yas halidir.Kemal’in annesi de eski eşyaları Merhamet Apartmanı’ndaki dairede biriktiriyordu. Kocasına söyleyemediği kırgınlıklarını eşya dolu bir daireye hapsetmişti. Duyguların kelimelere dökülmediği, helalleşme olmayan ailelerde, acı nesneleşir. “Müze”, aslında Kemal’in anne ve babasından devraldığı, bir türlü serbest bırakılamayan o ağır kederin deposudur. Hayat akmaz orda çünkü gerçek temasın yerini nesneler almıştır.

“Füsun:Beni Görün!”

Füsun’un “Film yıldızı olmak istiyordum” cümlesi hayal kırıklığından ibaret değildir. Bu sadece bir meslek arzusu değil; görülme, fark edilme, seçilme talebidir. Çocukluktan beri bir kenarda duran, “beni bir gün fark edecekler” diyen iç sesin ifadesidir. Füsun, ancak görünür olursa ve onay alırsa değerli olacağını düşünüyor. Güzellik yarışmasına katılması, Nişantaşı’ndaki bir butikte çalışması, filme yıldızı olma isteği… Bunların hepsinin kökünde aynı soru var: “Beni açıkça seçen biri olacak mı?”

Mesele sadece Füsun da değil. Ailesinde de netlik yok. Sınırlar bulanık. Sabretmek, beklemek ve idare etmek öğretilmiş. Böyle bir evde büyüyen kız çocuğu, değerini içeriden oluşturamaz; birinin onun seçmesi ve onaylaması üzerinden oluşturur. Kemal onu seçtiğinde Füsun’un içindeki yara o zaman için iyi oluyor. Kemal nişanlandığında Füsun sadece sevgilisini kaybetmiyor. Değer duygusu da yıkılıyor. Çünkü o ilişki yalnızca aşk değil; kabul edilme, sınıf atlama, görünür olma umudu da taşıyordu.

Sekiz yıl boyunca Kemal’in her akşam evlerine gelmesi, Füsun’un yarasını iyileştirmiyor. Aksine sürekli açık tutuyor. Bir kadın için netlik olmaması ve arada bırakılmak çok yıpratıcıdır.

Bir süre sonra Füsun’un içindeki sevgi, öfkeyle karışıyor. Çünkü beklemek bir yerden sonra özdeğerin aşınmasına neden olur. “Beni neden açıkça seçmiyorsun?” sorusu büyür. Ama bu soru doğrudan sorulamaz. Onun yerine şartlar konulur. Paris’ten çeyiz, Hilton’da düğün, herkesin önünde kabul edilmek… Bu istekler kapris değildir. Bunlar yılların telafisidir. Füsun, “Beni saklamayacaksın.”, “Beni açıkça seçeceksin.”, “Beni herkes görecek.” demektedir.

Fakat burada başka bir kırılma var. Yıllarca bekleyen kadın bir anda gücü eline aldığında ne yapacağını bilemez. Çünkü içindeki değersizlik duygusu hâlâ orada durmaktadır. Güç dışarıdan gelir ama özdeğer içeriden kurulmadıysa o güç huzur getirmez.

Füsun’un trajedisi tam da budur. Seçilmek istiyor ve seçilince iyileşeceğini sanıyor. Oysa kimse bizi seçerek içimizdeki eksikliği tamamlayamaz. Ve hikâyede en acı taraf şu: Füsun Kemal’i seviyor. Ama Kemal üzerinden kendi değerini kurmaya çalıştığı için sevgi bağımlılığa dönüşüyor. İçindeki yarayla baş edemediği için ilişki üzerinden denge arıyor.

Bu yüzden Füsun’u sadece mağdur olarak okumak eksik olur. O da karar vermiyor. O da net bir şekilde “ben bunu istemiyorum” demiyor. O da bekleyerek sistemi sürdürüyor.

Kaza: Sistemin Zorunlu Çözülüşü

Kaza: Sistemin Zorunlu Çözülüşü

Kemal ve Füsun ne gerçekten birlikte olabildiler ne de gerçekten ayrılabildiler. Arada kaldılar. İnsan bir süre arada kalabilir ama 8 sene çok uzun bir süre. Konuşulmayanlar içeride birikir. Bir ilişki ya yaşanır ya da yası tutulur ve biter. İkisi de yapılmadığında hayat askıda kalır.

Sekiz yıl boyunca hiçbir şey netleşmedi. İki taraf da bekledi. Beklerken de içten içe yıprandılar. Füsun seçilmediğini hissetti ama açıkça kopmadı. Kemal her akşam yemeğe geldi ama adım atmadı. Karar almayıp sürekli ertelemek bir noktadan sonra taşınamaz hale gelir. İnsan acıdan kaçtığını sanır ama aslında acıyı büyütür.

Biz karar veremediğimizde hayat bizim yerimize karar verir. Bu yüzden kaza trajediden çok, yıllarca birikmiş bir sıkışmanın sert bir şekilde çözülmesidir. Yıllarca yapılamayan ayrılık, başka bir biçimde gerçekleşir. Ve en ağır olanı da o noktaya gelene kadar da kimsenin gerçekten yaşamamış olmasıdır.

Masumiyet Müzesi; bir aşkın hatırası değil, tutulamamış yasın mekânıdır. Bir insan kaybı kabul edemediğinde ilişkiyi iç dünyasında bitiremez. İşte o zaman ilişki nesneleşir. Eşya olur, camın arkasına konur; çünkü gerçek acı doğrudan yaşanamayacak kadar yakıcıdır. Müze, ayrılığın yaşanamadığı yerde kurulur. Canlı bir ilişkide risk, karşılaşma ve çatışma varken müze güvenlidir. Orada kimse terk etmez, kimse itiraz etmez ve kimse değişmez. Her şey, acı bile sabitlenmiştir. Bu yüzden müze zamanın durdurulmuş halidir.

Burada Kemal, Füsun’u değil, onunlayken olduğu halini saklamaya çalışıyor. Füsun’la birlikteyken olduğu halini kaybetmemek için nesnelere tutunuyor. Çünkü ilişki bittiğinde sadece karşıdaki kişi gitmez, o kimlik de gider. Müze tam da bunu temsil ediyor. Yaşanamamış vedanın vitrinidir, geçmişi bugüne taşımaya çalışan ruh halidir. Ancak müzede hayat akmaz, orada her şey korunur ama hiçbir şey dönüşmez.

Şimdi Kendimize Dönelim

Hayatımızda gerçekten kimi seviyoruz? Kimi, sadece geçmişimizdeki boşlukları, eksik parçaları onarmak için yanımızda tutuyoruz? Hangi kararı vermemek için yıllardır Merhamet Apartmanı’mızda eşya biriktiriyoruz? Unutmayın ki verilmeyen her karar içeride birikir ve hayatı durdurur, geriye sadece seyirlik bir müze kalır. Oysa bizler, müzeler için değil, hayatın içinde akmak için buradayız.


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Gülgün Yücel
Gülgün Yücel, kadınlarla çalışan bir dönüşüm rehberi ve eğitmendir. Çalışmalarının merkezinde aile dizimi, rahim çalışması ve kadınlıkla ilgili kuşaklar arası aktarımlar yer alır. Travmanın yalnızca duygusal değil, zihinsel ve bedensel boyutlarıyla da ele alınması gerektiğine inanır ve çalışmalarını bütüncül bir yaklaşımla tasarlar. Bireysel ve grup çalışmaları, atölyeler ve kamplar aracılığıyla kadınların kendi içsel güçleriyle yeniden bağ kurmalarını destekler. Bodynamic (beden odaklı psikoloji) ve şok travma alanlarında eğitimler almıştır. Çalışmalarında beden–zihin–duygu bütünlüğünü temel alır.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.