İlişkilerimiz başlar ve biter. Bu cümleyi gören pek çok kişinin eş ya da sevgiliden ayrılmaktan bahsedeceğimizi düşündüğüne eminiz. Ama bu defa konumuz arkadaşlarımızla yaşadığımız ayrılıklar. Siz hiç arkadaşlık tükenmişliği yaşadınız mı?
Aradığınız Kişi Kapsama Alanı Dışında
İçtiğiniz su ayrı gitmiyordu ama aradığınız o kişiye artık ulaşılamıyor. Çünkü öncelikler değişti. Hayatlar değişti. O değişti. Ve belki de en önemlisi, SİZ değiştiniz. Bir gün dönüp arkanıza baktığınızda, yıllarca hayatınızın merkezinde olan insanla artık görüşmediğinizi fark ediyorsunuz. Üstelik ortada büyük bir kavga yok. Kırgınlık yok. İhanet yok. Hatta son konuşmanız oldukça sıcak geçmişti. Ama yine de bu ilişki, hayatınızın içinden sessizce çekildi. Modern hayatın en görünmez ama en yaygın deneyimlerinden biri arkadaşlık tükenmişliği. Daha trend bir kavramla söylememiz gerekirse konumuz: Friendship Burnout.
Modern Arkadaşlıkların Yeni Sonu
Eskiden arkadaşlıkların bitmesi için büyük bir olay gerektiğini düşünürdük. Bir tartışma, kırıcı bir söz, ciddi bir hayal kırıklığı… Oysa yetişkinlikte birçok arkadaşlık çok daha sessiz şekilde sona eriyor. Birbirini aramamak, mesajlara geç dönmek ve tabii “En kısa zamanda görüşelim” cümlesinin asla eyleme dönüşememesi… Tüm bunlar arkadaşlar arasındaki bağı sessiz sessiz kemirmeye başlıyor. Ve bir bakmışsınız ip kopmuş.

İşin ilginç tarafı, bu kopuşun tam olarak ne zaman yaşandığını çoğu zaman iki taraf da bilmiyor. Psikologlar bu durumu “ilişki yorgunluğu” olarak tanımlıyor ve ilişkinin çatışmayla değil, yavaş geri çekilmelerle zayıflaması olarak açıklıyorlar. Bizse buna kopma demek yerine çözülme demeyi tercih ediyoruz. Çünkü bazı ilişkiler bitmiyor ama form değiştiriyor. Bir zamanlar her gün konuştuğunuz biriyle artık yılda birkaç kez mesajlaşmak, sevginin bittiği anlamına gelmiyor sadece arada duran gergin ip çözülüyor.
“Değiştik” Demek Kolay Değil
Kimse aynı insan olarak kalmıyor. Bir dönem aynı şeylere güldüğünüz, aynı hayalleri kurduğunuz kişi artık size uzak gelebiliyor. Üstelik bu ne onun ne de sizin suçunuz çünkü hayat her ikinize de bambaşka gündemler sundu. Bazı ilişkiler aynı yerde, aynı zamanda olmaktan besleniyor. Aynı mahalle. Aynı okul. Aynı ofis. Aynı ilişki dönemi. Aynı yalnızlık hissi. Aynı hayat ritmi… Ortak paylaşım alanları azaldıkça aradaki o sıkı bağ da eski gücünü kaybetmeye başlıyor. Üstelik bunun nedeni arkadaşlığınıza değer vermiyor olmanız değil. Biri başka bir şehirde yaşamaya başlıyor, diğeri evleniyor, biri tam bir sosyal kelebekken diğeri tam bir içe dönüş dönemi yaşayabiliyor. Eskiden saatler süren sohbetler birkaç dakikada bitiyor. Ve bu durum insanda garip bir suçluluk hissi de yaratıyor. Böyle durumlarda kendimizi şunu hatırlatmakta fayda var: Belki de bazı arkadaşlıklar sonsuza kadar sürmek için değil, hayatımızın belirli bir dönemine eşlik etmek için vardır.
Yorgunuz Dostlar!
Modern hayat yalnızca bedenimizi değil, sosyal enerjimizi de tüketiyor. Tüm gün mecburiyetten elimizden düşürmediğimiz telefona bazen bakmak bile istemiyoruz. Mesajlara geç dönüyor, telefonla konuşacak enerji bulamıyor, bir kahve buluşmasını bile haftalar sonrasına planlıyoruz. Hele konu bir grup buluşmasıysa tarih belirlemek bile günler süren bir WhatsApp çıkmazına dönüşebiliyor.

Amerikan Psikoloji Derneği’nin sosyal bağlantılar üzerine yayımladığı değerlendirmeler de özellikle dijital çağda insanların daha fazla sosyal yorgunluk yaşadığını gösteriyor.[1] Bir arkadaşımızın hayatındaki tüm gelişmeleri story’lerden takip ediyor, ne yediğini, nereye gittiğini, kimlerle görüştüğünü hatta bazen ne hissettiğini bile biliyoruz (gerçekten biliyor muyuz acaba?). Bazen her şeyi görmek, gerçek iletişimin yerini alıyor. “Nasılsın?” diye sormuyoruz çünkü zaten bildiğimizi sanıyoruz. Galiba yanılıyoruz.
Ve Tabii Bazı Fark Edişler
Arkadaşlık tükenmişliği her zaman yalnızca yoğun hayat temposundan kaynaklanmıyor. Bazen insan yaş aldıkça ilişkilerin içindeki dengesizlikleri daha net görmeye başlıyor. Eskiden “çok dobra” dediğimiz birinin aslında kırıcı olduğunu, “Sadece yoğun” dediğimiz birinin bizi yalnızca ihtiyaç duyduğunda aradığını, “Şaka yapıyor” diye geçiştirdiğimiz bazı cümlelerin bizi küçülttüğünü fark ettiğimizde, orada kalmak kolay olmuyor. İnsan kendine yaklaştıkça bazı ilişkilerden uzaklaşabiliyor. Çünkü o ilişkiyi sürdürebilmek için sürekli kendinden ödün verdiğini fark ediyor. Örneğin bir arkadaş grubunda yıllarca “sorunsuz kişi” rolünde kalan biri, sınır koymayı öğrendiğinde grubun dengesi değişiyor. Bu durumda bu ilişkilerde yaşanan uzaklaşmalar da şaşırtıcı olmuyor.
Ama Bazı Arkadaşlıklar Yıllara Direniyor
Tüm bunlara rağmen bazı insanlar hayatımızdan çıkmıyor. Aylarca görüşmesek bile en son kaldığımız yerin kaybolmadığını hissettiğimiz insanlar var. Araya şehirler, yoğunluklar, ilişkiler, çocuklar, yeni hayatlar giriyor ama o bağ kopmuyor. Belki seyrekleşiyor ama kaybolmuyor. Peki neden?

Araştırmalar uzun süreli arkadaşlıkların sırrının esneklik [2] olduğunu gösteriyor. Bu ilişkiler sürekli temas istemiyor. Sürekli kanıt beklemiyor. Sessizlikten kavga üretmiyor. Hayatın dönemsel uzaklaşmalarını kişisel algılamıyor. İnsanların değişmesine alan tanıyor. Bu insanlar sizin bütün versiyonlarınızı tanıyor. İyi olduğunuz hâlinizi de biliyor, dağıldığınız zamanları da. Sessizleştiğiniz dönemleri de görüyorlar, geri dönüşlerinizi de. Ve en önemlisi, siz değişirken ilişkinin de değişmesine izin veriyorlar. İşte bu ilişkiler sonsuza kadar sürüyor ve her görüşme “eee nerede kalmıştık” diyerek kaldığı yerden devam ediyor.
Hayatımıza giren, çıkan, dokunan herkesin şu an olduğumuz kişi olmamızda emeği büyük. Kimi üzerek kimi sıkı sıkı sarılarak o kadar çok şey öğretti ki her birimize. Şimdi hepsine teşekkür edip yola devam etme zamanı geldi. Bu yazıyı okuyup aklından sevdikleri geçen herkese selam olsun… Aramak istediklerinizi tereddüt etmeden arayın hadi. İstemediklerinize ise içinizden güzellikler dileyin ve anılarınıza sahip çıkın.
Kaynaklar
[1] American Psychological Association (APA) — Social Connection & Mental Health Reports
[2] Marisa G. Franco — Platonic: How the Science of Attachment Can Help You Make—and Keep—Friends
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

