Evler sadece barınma ihtiyacımızı karşılayan mekanlar değil. Evler bağ kurduğumuz, güven duygusunu hissettiğimiz ya da hissedemediğimiz mekanlar…
Geçenlerde bana göre Bodrum’un kalbi Kumbahçe’deyim. Eski barlar sokağı önündeki minik evlerden biri, bir dostumun anneannesinden kalma… Ona sadece mekân olan bir ev değil, yaşanmışlıklarla bağ kurulan sarıp sarmalayan bir yuva… Nereden mi? biliyorum çünkü yıllarca benzer duyguları bazı evlerimizde ben de yaşadım. Muhteşem kale manzarasıyla, önü deniz, bu mini ev benim de Bodrum’a geldiğimde hemen arka sokaktaki Denizatı pansiyonda kalırken uğrak yerim. Hem dostum Yaprak’la derin sohbetleri yaptığımız hem de denizinde şifalandığımız bizi sarıp sarmalayan minicik sahiliyle bir alan. Güzel anılarımız var biriktirdiğimiz.
Bu sefer denize girmek üzere halka ayrılan minnacık sahile denize girmek için gelince epeyce duygulandım. Çünkü o minik ev arkadaşımın anneciğinin vefatıyla, yaşanan anlamsız hukuksal süreçler nedeniyle kapalıydı. Şu söz kulaklarımda çınladı. “Mal da yalan, mülk de yalan, var sen oyalan… hani bunun ilk sahibi…” Evde yaşam yoktu. Evin önü sezlonglarla kapanmış, işletmelerin yayılmacı hatta bence işgalci tutumundan önü kapanmıştı. Hüzünlendim. Evler içinde yaşayanlarla can buluyor. İçindekiler olmayınca sanki evlerde terk edilmenin hüzününü yaşıyor.
Fazla empat olan tarafım arkadaşımın duygularına doğru gidiyor buna aslında bir manada psikolojide aktarım deniyor. Ben de huzur bulduğum Büyükada’daki deniz kenarı eski evimize gidiyorum. Oradaki anılar ansızın hafızamda canlanıyor. Büyük beyaz ahşap ev nasıl da sarıp sarmalamıştı bizi… Rahmetli babam evin önüne begonviller dikmişti. Şimdi adaya gittiğimde evin önünden geçerken bakarım eve orda kalan parçamı geri alma niyetimle… ve evi onurlandırırım yaşadıklarımız için… güzel günler için… Gözüm arar; motordan inince balkondan el sallayan bizimkileri…
Bazen bir tetikleyici olur; sizi, iç dünyanızda, ifade edilmemiş duygulara götürür. Bu sebeple de hepimiz birbirimize bir şekilde bağlıyız bence… Ortak duyguları yaşıyoruz. Bazen evler, bazen mekanlar, bazen insanlar, bazen de ilişkiler üzerinden… Aile terapileri, sistemik yaklaşımlar, konstelasyon bakış açısı bu konuyu daha iyi anlamamızı sağlıyor. Evler sadece e değildir. (Henüz deneyiminiz yoksa sorularınızı yazabilirsiniz.)
Kısacası; bağ kurduğumuz her şeyin bizim hayatımıza bir etkisi vardır. Evler dahil… Ev dediğim gibi sadece barınma mekânı değildir, ev yaşanan anılarla bize bağ kurduğumuz insanlar, çocukluğumuz, gençliğimiz, iz bırakan yaşam hikayelerimiz arasındaki köprüdür. Zaman geçmiş olabilir, insanlar fiziken gitmiş olabilir.
Ev oradadır. Bir köy oradadır. Gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür. O ev bizim evimizdir.
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

