Felsefe

Leyla’dan Mevlâ’ya: Aşkın suretten hakikate yolculuğu

Tasavvufta aşk, bir duygunun adı değildir; bir dönüşüm biçimidir. İnsanı olduğu yerden alır, bildiği benliği çözer ve onu hakikate doğru sessizce yürütür. Bu yüzden Sufi metinlerde aşk anlatıları, bir hikâye aktarmaktan çok bir yön tayini yapar. Leyla ile Mecnun, bu yön tayininin en çarpıcı örneklerinden biridir. Leyla’da Başlayan Yanılgı Mecnun’un Leyla’ya duyduğu sevda, ilk bakışta […]

HEMEN OKU
Felsefe

Bilim ve Maneviyat Aynı Hakikatin İki Yönüdür

Bilim ile maneviyatın çelişmediği, aksine birbirini tamamladığı düşüncesi İslam düşünce tarihinde çok güçlü bir yere sahiptir. Hem İslam filozofları hem de bilim insanları, evreni anlamanın iki yolu olduğunu savunur: aklın verileri ve kalbin (maneviyatın) sezgisi. Bu iki yol, gerçekte tek bir hakikati farklı açılardan kavrar. İslam düşüncesinde “ilim” sadece fiziksel bilgi değil, aynı zamanda varlığın […]

HEMEN OKU
Felsefe

Toprak gibi olmak

Toprak, sabrın, tevazunun ve yeniden doğuşun sembolüdür. Üzerine basılır, kazılır, kirletilir ama o yine de doğurur. Sessizliğinde merhamet, sabrında hikmet vardır. İnsan da özünde topraktır, o hâlde yaratıldığı özle yeniden barışmalıdır. Toprak gibi olan insan, kırıldığında bile bereket saçar. Kendisine geleni yargılamaz; dönüştürür, kabul eder, bağrında olgunlaştırır. Kabulün ve Olgunluğun Sembolü Tasavvuf dilinde toprak, “kabullenmenin, […]

HEMEN OKU
Felsefe

Dört Kapı, Kırk Makam: Hakikate açılan yol

İnsanın kalbi, sonsuz bir yolculuğun sırlarını taşır. Tasavvuf ehli, bu yolculuğu “Dört Kapı, Kırk Makam” ile anlatır. Bir gönül haritası gibi her kapı bir eşiği, her makam bir derinliği işaret eder. Yolun sonunda insan, insan-ı kâmil olmanın ufkuna varır. ŞERİAT KAPISI – YOLUN BAŞINDAKİ IŞIK Şeriat, çoğu kimsenin zannettiği gibi bir zincir değildir. O, Hak’ka […]

HEMEN OKU
Felsefe

Zulüm karşısında insan olmanın sınavı

Adalet, yalnızca hukukun terazisinde ölçülen bir kavram değildir; kalbin terazisinde, vicdanın pusulasında kendini gösteren bir hakikattir. Mevlânâ’nın ifadesiyle, “Adalet, ağaçlara su vermektir; zulüm ise dikenleri sulamaktır.” Bu söz, suyun kime verildiğini, hayatın neye nefes olduğunu sorgulatır bize. Çünkü dikenin sulanması, sadece dikenin çoğalmasına; mazlumun unutulması ise insanlığın çoraklaşmasına sebep olur. “Adalet, kulun kalbinde Rahman’ın tecellisi; […]

HEMEN OKU
Felsefe

Sohbetin ve misafirliğin kalp terbiyesi

Zamanın ruhu, insanı kalabalıkların ortasında daha yalnız bırakıyor. Elimizin altında yüzlerce iletişim aracı var ama birbirimizin gözlerine bakıp konuşmayı, aynı sofrada oturup dertleşmeyi, misafiri baş köşeye buyur etmeyi kaybettik. Cem etmek – bir araya gelmek – tasavvufta sadece bedenlerin değil, kalplerin de buluşması demektir. Oysa biz, kalplerimizi ekranlara, gözlerimizi bildirimlere teslim ettik. Misafirlik kalmadı diyoruz […]

HEMEN OKU
Felsefe

Tasavvuf günlük sorunlarla başa çıkabilmek için bir yoldur

Her gün, iş hayatında yaşadığımız stres, aile içinde ortaya çıkan anlaşmazlıklar, sosyal medyanın üzerimize yüklediği kıyaslar ya da içsel huzursuzluklarımız bize yük getirir. Modern insanın en büyük sorunu ya geçmişe takılmak ya da geleceği düşünmektir. İnsan günlük hayatta ruhunu dinginleştirecek bir merkezden kopar. Halbuki dem, bu demdir. İşte tam da burada tasavvuf, sadece bir inanç […]

HEMEN OKU
Felsefe

Yanıyor bu topraklar gidiyor Can’lar, hepsi şehit hepsi birer Hüseyin

Gökyüzüne yükselen duman yalnızca ağaçların değil, içimizde büyüttüğümüz merhametin de yandığını gösteriyor. Rabbim biliyor; O her şeyin şahidi. Her zerrede O’nun hükmü, her olayda O’nun muradı gizli. Peki biz ne kadar sabrediyor ne kadar tefekkür ediyoruz? Sabır; sadece beklemek değil, anlamaya çalışmaktır. Teslimiyet, her olanı hayırla anlamlandırmak için kalbi Allah’a bırakmaktır. Belki de biz bu […]

HEMEN OKU
Felsefe

Her ağaç, Rabbimizin bize birer hatırlatmasıdır

O’dur ki gökten rahmetini indirir ve o suyla her türlü hayat filizlenir. Yeşil sürgün olur, ardından bereket fışkırır. Kimi birbirine benzer, kimi benzemez ama hepsi O’ndandır: taneler, salkımlar, dallar… Ve o narin zeytinler. Sen hiç meyve veren bir zeytin ağacının gövdesine sarıldın mı? Toprağa kök salmış ama göğe dua gibi yükselen bir beden o. Asırlık […]

HEMEN OKU
Felsefe

Kabuktan öze: Cevizi kırmadan hakikati bilemezsin

İmam Gazali der ki: “Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder.” İnsan da hayat da din de tıpkı ceviz gibidir. Dıştan bakıldığında kalın ve sert bir kabuk görünür. Kimisi bu kabuğun dışını parlak bulur, kimisi ise şekilsizliğine takılır. Oysa cevizin lezzeti içindedir; özü ondadır. Ve bu öz, ancak kırılarak ulaşılır. Cevizin kabuğu, zahiri […]

HEMEN OKU