Ma kültürü ve negative space kavramı ilişkilerde ne anlama gelir? Sessizlik, mesafe ve aralık bağı neden zayıflatmaz? Aksine, küçük bir aralık bu bağı güçlendirebilir mi?
Evet evet binlerce kere evet!
Malum, modern ilişkiler hız üzerinden kuruluyor. Hızlı mesaj, hızlı cevap, hızlı açıklama, hızlı çözüm… Bir boşluk oluştuğunda çoğumuz huzursuz oluyoruz. Konuşma durduğunda bir şeylerin ters gittiğini düşünüyoruz. Oysa bazı kültürler boşluğu eksiklik olarak görmüyor. Japon kültüründeki “Ma” kavramı ve Batı sanatındaki “negative space” in de bana verdiği yetkiye dayanarak gönülden açıklamak isterim ki aradaki alan her zaman sorun değil.
İnsan zihni, boşluğu sevmiyor. Çünkü boşlukta kontrol yok. Bir belirsizlikler diyarı var. Belirsizlik de zihnin alarm sistemini harekete geçiriyor. Ama alarm çalıyor diye ortada yangın var demek değil. Bazen sadece pencere açık ama biz, ev yanıyor sanıyoruz. Canımız zihnimiz…
İlişkinin Nefes Alan Yeri
Ma, iki şey arasındaki bilinçli aralık demek. Yani, bir hareket ile diğeri arasında bırakılan mesafe. Bir cümleden sonra gelen durak gibi mesela. Negative space ise bir tasarımda figürün etrafında bırakılan boş alan. İlginçtir ki o boşluk, figürü görünür kılıyor. Malum, her yer doluysa göz nereye bakacağını bilemez. Bu bakış açısıyla ilişkileri düşündüğümüzde kapılar, beklenmedik bir yere açılıyor.
İki insan arasındaki alan tamamen kapandığında temas, sıkışmaya dönüşebiliyor. Sürekli mesajlaşmak, her sessizliği doldurmak, her duyguyu anında çözmeye çalışmak başlangıçta yoğun bir yakınlık hissi yaratsa da sonradan bunaltabiliyor. Bana sorarsanız tasarımımızda yok bu aralıksız hal zaten. İnsan tasarımı — evet, kendi iç mimarimiz — aralıklı çalışıyor. Kalp atışı bile. Nefes alırken duruyoruz, verirken duruyoruz. Konuşurken nefes alıyoruz. Anlayacağınız zaten doğamızda bir ritim var. Aralıksız temas, biyolojimize ters.
Bir tasarımda, sunumda negative space yoksa kompozisyon göz yorar deriz hep. İlişkide aralık yoksa bağ, aynı şekilde yoruluyor. Partnerimizle el ele diz dize olalım olmasına, yakınlığa da ve temasa da bayılırım ama bahsettiğim şey beraberken bile yaratılabilecek sağlıklı bir alan. İlişkide “ben”in silinmediği, “biz”in nefes alabildiği alan.

Tepki ile Yanıt Arasındaki O Küçük Mesafe
Bir tartışma anını düşünelim. İçinizden cevap vermek geçiyor. Belki ona laflar hazırladınız. Ma’ya göre düşünürsek o cümleleri hemen söylememek küçük bir aralık yaratıyor. Bu aralık bize duygumuzu düzenleme süresi veriyor. Deneyin, göreceksiniz ki çoğu zaman konuşmanın tonu bu kısa bekleme anında değişecek. Denendi, onaylandı! Bu durum, duygusal regülasyonuyla ilgili. Sinir sistemi uyarıldığında hemen tepki vermek doğal bir eğilim. Aralık yaratabilmek ise tepki ile yanıt arasına bilinçli bir mesafe koyabilmekten geçiyor. Ve bu küçük mesafe sandığınızdan daha büyük. Yani pasif agresif bir tavır yerine ufak bir aralık büyük ve pozitif etkiler yaratabiliyor.
İletişimde en büyük hatalardan biri, duyguyu cümleye dönüştürme hızı. O hız azaldığında bağ korunuyor. Çünkü o aralıkta kişi kendiyle temas ediyor ve kendi iç tasarımını duyuyor: “Şu an kırıldım”, “Şu an tehdit hissettim”, “Şu an savunmadayım.” Kendi içini duymayan biri karşısındakini zaten duymayı engelliyor. Bu mesafe de ilişkinin güvenliğini artırıyor. Güvenli bağın, sürekli temas gerektirmediğini bir anlasak…Yani biraz geç mesaj yazdı diye kimse bizi artık sevmiyor değil. Solucan olsak da hala seviyor, kesin bilgi!
Yakınlık ve Negative Space Dengesi
Aradaki alanı tehdit olarak mı görüyoruz, yoksa ilişkiyi taşıyan bir zemin olarak mı?
Ma kültürü ve negative space’e göre her boşluk doldurulmak zorunda değil çünkü bazı boşluklar bağın yapısal parçası. Yakınlık, mesafeyle huzursuz olmamayı öğrenmekten geçiyor. Bir iletişimci gözüyle şunu da ekleyeyim: Sağlıklı ilişkilerde iki insan arasında görünmeyen bir hava var. O hava, tarafların birbirine yapışmadan kalabildiği yer. Sürekli teyit, sürekli açıklama, sürekli garanti ihtiyacı o havayı daraltıyor.
İnsan tasarımı, kendiyle iletişim kurabilen bir yapı. İçerideki sinyali duyabilen biri de dışarıdaki sessizliği felaketle doldurmamayı seçiyor. Kendi iç alanı varsa dış alandaki boşluk korkutucu gelmiyor. Yani panik yok dostlar, sadece pencereyi biraz aralasak yeterli.
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

