Tarkan’a Gitmek Eski Kız Arkadaşlarla Buluşmak Gibi Bir Şey
Aktüalite Farkındalık

Tarkan’a gitmek eski kız arkadaşlarla buluşmak gibi bir şey

White Lotus adlı Amerikan yapımı bir dizi var, bilmem hiç izlediniz mi? Bu kara komedi, beyaz popolu zengin turistlerin gittikleri lüks otellerde bölgenin yerlileri ile temaslarını da içeren maceralarını anlatırken ayrımcılık, ayrıcalık, zenginliğin yok edemediği hatta belki de beslediği ruhsal boşluk, insanlığın gölge tarafları, anlam arayışı ve ölüm kavramlarını bizi de sarsarak anlatıyor. Bataklıkta açan ve pırıl pırıl görünen o lotus çiçeğinin görmek istemediğimiz bataklık kısmına hepimizi bir batırıp bir çıkarıyor. Dizinin 2025 tarihli 3. Sezonunu ancak izleyebildim. Yine muhteşem manzaralar, çekimler, eşsiz müzikler ve çok iyi bir senaryo!

Photograph by Fabio Lovino / HBO
Photograph by Fabio Lovino / HBO

White Lotus’la Tarkan konserini birbirine bağlayan nedir?

Şöyle ki… 3 Şubat 2026 Salı akşamı dört kadın, Tarkan konserine gittik. (Bilet sınırı olmasaydı on dört de olurduk o ayrı.) Harika bir gece geçirdik ve hatta konser sırasında duygularım öyle yükseldi ki bir yandan şıkıdım şıkıdım oynarken, telefonumun not defterine ertesi gün yazacağım yazılar için notlar aldım ama sonra yazamadım. Zaten o kadar çok da yazı/yorum okudum ki hadi dedim, ben eksik kalayım, yazmayayım bir şey.  Ama işte hayat izin vermedi, kusura bakmayın, Tarkan’ı, daha doğrusu aramızdaki ilişkinin manasını bir de benden okuyacaksınız.

3. Sezonun 8’inci ve son bölümü… Bölümler boyunca dikkatle izlediğim 45’li yaşlarını sürmekte olan üç Amerikalı kız arkadaşın hikayesinin final sahnesi. Onları aslında çok iyi tanıyorum. Üç kişi iken nasıl davrandıklarını, iki kişi kaldıklarında dinamiklerinin nasıl değiştiğini, birlikte bir yandan çok eğlenirken bir yandan da alttan alta bugüne kadar bitmemiş meseleleri nasıl sürdürdüklerini. Ve o mimikleri, ah nasıl da biliyorum! Bak diyorum eşime şu benim, şu da şu arkadaşım ve bu da bu… Bir hafta boyunca o eşsiz Tayland arka planında yiyorlar, içiyorlar, dans ediyorlar, kavga ediyorlar ve izleyici tam da “Onlar aslında hiçbir zaman iyi arkadaş olamamışlar” yargısına varmak üzereyken o sahne geliyor!

Tatilin son gününün akşamında yemekte birlikteler. “Bunu yapabildiğimiz için çok mutluyuz” diyorlar. Yüzlerinde gerçek bir samimiyet var. Mutlu bir aile hayatı süren ancak Teksas’ta yaşadığı ve kocasının etkisi ile Trump’a o verdiği için zorbaladıkları Kate, şöyle diyor: “Kilisedeki papazımız hayatın belli bir dönemi olduğunu söyler. Yıllarca toprağını sulayıp bakıp besledikten sonra bir an geliyor, etrafına göz atıyorsun ve bir de bakmışsın ki bahçen çiçek açmış. Ben şu an böyle hissediyorum. Her şey çiçek açmış. Tüm çiçeklerimiz açmış.”

Artık yaşı geçmekte olan ünlü bir aktris olan Jaclyn alıyor sözü: “Bütün hafta çok iyi hissettim. İstediğin kadar yoga, meditasyon yap, hiçbir şey beni dostlarımla olmak kadar güvende hissettirmiyor. Gerçek arkadaşlarla. Bu dünyada yalnızız ya da yalnız kalabiliyoruz. İnsanlar yüzeysel şeyler için seni yargılıyor. Ama siz beni gerçek kusurlarım için yargılıyorsunuz.”

Ve son konuşma üçlünün en “loser” ve huysuz görünen, hatalı seçimler yapmaktan dolayı eleştirilen üyesinden geliyor. Şöyle diyor Laurie: “Bütün hafta çok üzgündüm. Belki beklentim çok yüksekti. Yaşlandıkça hayatı bir temele dayandırmak lazım gibi geliyor. Seçimleri de. Ve sizlerle beraberken seçimlerimin nasıl olduğu çok açık hale geliyor. Hatalarımın da. Hiçbir inanç sistemim yok. Yani zaman içinde çok oldu aslında. Çok uzun süre işim benim inancımdı ama ona inancımı tamamen kaybettim. Sonra aşkı denedim, acı dolu bir inançtı. Sonrasında anne olmak da beni kurtarmadı. Ama bugün bir aydınlanma yaşadım. Hayatıma anlam katmak için Tanrı’ya ya da inanca ihtiyacım yok. Çünkü asıl anlam katan şey zaman. (Ağlamaya başlıyor.) Bu hayata beraber başladık. Artık ayrı yerlerde olabiliriz ama yine beraberiz. Size bakınca her şey anlamlı geliyor. Açıklayamıyorum ama havuz başında oturup havadan sudan konuştuğumuzda bile çok anlamlı geliyor.”

Zaman, Hafıza ve Tarkan’la Birlikte Büyümek

Zaman, Hafıza ve Tarkan’la Birlikte Büyümek

İşte! Bizi Tarkan’la bağlayan da o konserlere anlam katan şey de zaman! Onu dinlerken hayat daha anlamlı geliyor çünkü bir zaman çizgisinde geriye gidip gidip geliyor ve kendimize bakıyoruz. Karşıyaka–Bornova otobüsünde İletişim Fakültesine giderken (evet biz onu çocukken sevmeye başlayanlardan değiliz ve zaten üniversitedeyken yeni çıkmış bir Tarkan sevmek daha zor azizim) walkman’imde “Vazgeçmem Senden Asla”yı dinlerkenki halimi görüyorum mesela.

O kızın kısa bir süre sonra meslek aşkı ile okula asgari düzeyde gidip neredeyse gazetede yaşayacak kadar heyecanla çalışacağını, iki ileri bir geri, makul paralar kazanamadan bu işi yapmaya devam edeceğini, bırakıp bırakıp geri döneceğini şimdi izleyebiliyorum. Hangi kalp çarpıntısının gençliğin uçuculuğundan, hangisinin gerçek olduğunu ayırt edebiliyorum. Başkası olmayıp kendim olmayı nasıl hâlâ öğrenmekte olduğumu fark ediyorum.

“Kıl oldum Abi”ye kıl olmayarak daha ilk albümden itibaren Tarkancı oluşumuzla Tarkan’ın üzerinde hakkımız olduğunu falan düşünüyorum. Anneannemin düğünümüzde “Kuzu Kuzu” ile nasıl dans ettiğini ve sonra bir daha hiç dans edemediğini biliyorum mesela. Son gittiğim Tarkan konserinin 2003 Yalıkavak olduğunu, karnımda birkaç haftalık bebeğim, hastanede anneannem hem sevinçli hem buruk oluşumu hatırlıyorum.

Bugün de buruk bir yanım. Ertesi gün hastaneye gideceğim. Kızlar da öyle… Biz büyüdük ve büyüklerimiz gidiyor bir bir. Zamana geriye dönük baktığımda hayatın zaten böyle bir şey olduğunu ve sevdiklerimiz için şifa peşinde koşarken de Tarkan’la dans edilebileceğini öğrendiğimi görüyorum. Biz tüm bunları öğrenirken Tarkan da hep oradaydı işte. Hiçbir araya gelmeden birlikte büyüdük.

Özel hayatında çok az görünürken sahnede en çok görünen olmasına hayranlık duyuyoruz. Onun samimiyetine inanıyoruz, onunlayken güvende hissediyoruz, anlam buluyoruz. “Sırtınızdaki yükleri almaya geldim” dediğinde ona inanıyoruz, yükleri atıveriyoruz, öyle neşeleniyoruz ki herkese bulaştırıyoruz. Eve dönerken henüz altı gündür şoförlük yapan taksiciye muhtemelen “Bu taksicilik ne kadar eğlenceli bir iş olabiliyormuş” dedirtiyoruz.

İster pazarlama desinler ister abartılıyor desinler, ne derlerse desinler ben Tarkan’ın konserlerine giden herkesin —ki salon 40+ idi çoğunlukla— Tarkan üzerinden birbirine bir kez daha bağlandığına ve bu bağlantının bize çok iyi geldiğine inanıyorum. Tıpkı yıllanmış arkadaşlarımızla uzun süre sonra bir araya geldiğimizde yaşadığımız huzur, rahatlama ve neşe gibi… Bunun üzerinden bir Türkiye portresi çizenler, sosyolojik çıkarımlar yapanlar oldu; iddialı olur belki —en azından benim yapmam— ama evet, o gün herkes birbirine çok tanıdık geldi. Bu doğru…

Ona o akşam söz verdiğimiz gibi hep böyle rahatlamış, özgürleşmiş ve mutlu kalalım.

Gerisi kolay…

Her şey yolunda…


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

yaprak-cetinkaya
Gazetecilik eğitimini Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde aldı. 27 yıldır farklı görevlerde daima mesleğine aşık bir hal ile çalışıyor. Gazeteciliği en çok wellbeing, kişisel gelişim, psikoloji, ezoterizm, mitoloji gibi daha az konuşulan konular üzerinden yapmayı seviyor. Mümkün Dergi, Yuka Dükkân ve Yuka Ajans’ın kurucu ortaklarından…
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.