zihnin-en-sefkatli-ogretmeni
Uygulamalar

Zihnin en şefkatli öğretmeni: Mantralar

“Zihnin sen ne söylersen ona inanıyor. Mantra da diyor ki “Sen beni düzenli tekrar edersen ben senin o kodladığın şeyi dönüştürebilirim.”

Zihnimiz bizim en büyük hapishanemiz ve zaman zaman oradan çıkış yolu bulmak zor olabiliyor. Burada, bu evrende aradığımız her neyse bazen karşımızda dursa da görmeyi ve hissetmeyi beceremeyebiliyoruz. Ama derdini veren, çaresini de bir şekilde sunuyor bizlere. Evet zihin hep konuşuyor biliyorum ama bazen onun sesini mantralarla susturmak daha doğrusu dengeye getirmek mümkün. Bunun nasıl olacağını seslendirdiği birbirinden güzel mantralarla içimi şükürle dolduran Gülnur Badakal’a sordum. Gülnur, yin yoga, Kundalini yoga ve meditasyon dersleri de veren bir tiyatro sanatçısı aslında ama o kendini şarkı söyleyerek var hissediyor. Gülnur Badakal seslendirdiği birbirinden güzel mantraları, Kendi Otantik Sesini Bul çalışmasını, sesin insan bedenine etkisini anlattı.

Nazik bir tavsiye: Lütfen bu röportajı üstat Eyüp Hamiş’in neyi ile eşlik ettiği Dharti Hai mantrası eşliğinde dinleyin. Gülnur’un sesindeki büyüyü siz de hissedin.

Dinlemek için tıklayabilirsiniz:

Mantaralarla çalışmaya nasıl ve ne zaman başladın?

Mantralarla beni Kundalini yoga tanıştırdı ve büyülendim. Kendimi sürekli mantra dinlerken buldum. Bunun için de mantra varmış, şunun için de mantra varmış diye diye başladım araştırmaya, biraz niyet çeker gibi oldu. Bu tabii ki benim şarkı söylemeye yüklediğim anlamla doğru orantılıydı.

Şarkı söylemeye yüklediğin anlam nedir?

Şarkı söylemek benim için varoluş sebebi. 2008 yılında 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk Bölümü’nden mezun oldum. Oyuncuyum ama bu dünyaya şarkı söylemeye geldiğime inanıyorum. En çok şarkı söylerken mutluyum. Kendimi ifade etmenin en kolay yolu benim için müzik. Mantralar da bunun için bulunmaz nimet oldu.

Mantraları nasıl anlatırsın?

Mantralar aslında zihnimizin en şefkatli öğretmenlerinden biri, binlerce yıldır iyi niyetlerle tekrar edilen sözler bütünü olarak değerlendirebiliriz. Yogada guru, karanlığa ışık getiren demektir ya, mantralar da bu anlamda birer öğretmendir. Hatta “Mantra Guru” da denir. Gurunun illa bir insan olmasına da gerek yoktur. Zihni yeniden yönlendirmemizin, zihin kalıplarımızı dönüştürebilmenin şefkatli yolu olduğunu düşünüyorum mantraların. Hayat çok sert, hepimiz için çok sert. Hepimizi farklı farklı yerlerden zorluyor. Bu manada eli maşalı öğretmenlere değil de başımızı okşayacak öğretmenlere ihtiyacımız var. Mantralar da diyor ki, “Sakin ol, kendine gel, kendini bil, dengeni bul.” Dengede, daha şefkatli daha anlayışlı ve farkında bir bilinç seviyesine ulaşmak için mantraların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.

Mantraların hepsi başka bir şey öğretiyor değil mi?

Biraz genelliyorum aslında ben. Bütün semavi dinler, bütün spiritüel öğretiler aynı şeyi söylüyor. Dengeye gelmek, hizalanmak… Fiziksel düzlemde baktığımızda beyninin sol ve sağ yarımküresi dengede olsun ki ruhsal dünyan da dengelensin. Zihnini, bedenini, ruhunu bir arada dengede tut. Hepimiz bunu yapmaya çalışıyoruz, iş hayatımızda, aşk hayatımızda. Bunu yapamadığımız durumlarda da sıkıntılar yaşıyoruz. Ben zikirlere de mantra gözüyle bakıyorum, gün içinde tekrar ettiğimiz cümlelere de mantra gözüyle bakıyorum. 

Bunların ilk çıkış noktaları ve içerdiği enerjiler ve hecelerin bir araya gelmesi, o bir araya gelmiş olan harflerin taşıdığı frekans, ağzımızda boğumlama ve artiküle etme biçimlerimiz, ağızdaki meridyen noktalarını uyarma şeklimiz aslında hepsi başka başka şeylere hizmet ediyor. Dudaklarımızı çalıştırdığımızda başka bir şey, içimizden söylediğimizde başka bir şey, fısıltıyla söylediğimizde başka bir şey, yüksek sesle söylediğimizde başka bir şey oluyor.

Bedenlere sahip olduğumuzdan dolayı duvarın ötesine geçemiyoruz ama hepimiz enerjiyiz aslında. Ses bu titreşimi en kolay hissedebileceğimiz aracımız. Titreşim genelde hep birlikte chanting edildiğinde çok yoğun oluyor. Mesela stadyumlarda söylenen marşlar da bizi çok etkiler, konserlerde hep bir ağızdan şarkı söylemek hepimizi bir yükseltir. Mantra bu anlamıyla birlikte düşünüldüğünde enerjiyi en kolay hissedebileceğimiz araçlardan biri.

Gün içinde en çok kullandığımız kelimeler de mantra diyorsun ya, ne tarz kelimeler kullanmalıyız ki işimize yarasın, dönüştürsün biz?

Ben bu konularda kesin olarak bir şey söylemeyi doğru bulmuyorum ama şöyle bir yöntem söyleyebilirim; davranışlarımızın birçoğunu otomatik olarak gerçekleştiriyoruz. Farkında olduğumuz zamanlar gerçekten çok az. Şuna bakabilir insanlar, kişisel olarak söylediğim şey bana ne hissettiriyor? Bunu farkına varmak ve onu söylememeye karar vermek ve o boşluğun içinde biraz durmayı göze almak söylenecek şeyi kendi getirecektir, buna çok inanıyorum.

ŞİMDİ DEVİR KENDİ MANTRANI BULMA DEVRİ

Kelimelerin ve sesin gücü bazen insanı yorabiliyor ve bunun içinden çıkmak da çok zor.

Mesela “Om Tryambakam Yajamahe” mantrası var. Her yerde çalınıyor, söyleniyor. Ama zamanında bir rehbersiz asla söylenilmemesi gereken bir mantra olduğu, enerjisinin çok yüksek olduğu ve hazır olmayan insanların bunu kaldıramayacağı, iyilik yerine başka türlü sıkıntılar getirebileceği dolayısıyla söylerken çok dikkat edilmesi gerektiği anlatılıyor bu öğretide. Tantra bilgisi de aynı şekilde gizli tutuluyormuş. Belli bir kademeye geldikten sonra insanlara açılıyormuş. Bu öğretiyi öğrenen hocalarımıza baktığımda ve onların hocalarına, bir mantrayı öğrenebilmek için 15-20 yıl hizmet eden hocalarımız olduğunu görüyorum. Şimdi devir kendi mantranı bul devri. O iyi bu kötü demiyorum ama dikkatli olmak lazım. Konu dönüp dolaşıp farkındalığa geliyor. Yaptığım şeyi neden yapıyorum, bana iyi geliyor mu, yaptığım şey bana iyi geleceği söylendiği için mi iyi geliyor yoksa körlemesine bir biatla sadece papağan gibi tekrar mı ediyorum? Adanmışlık bu öğretilerin içinde yürüyen insanlar için en önde gelen düsturlardan bir tanesi. Çünkü orada feda etmek durumu var, olanı bırakmak, ezberi bozmak, kalıbının dışına çıkmak, bildiğin yoldan gitmemek, yeniyi deneyimlemek, kendini yeniye açmak.

Mantrayla hayatı değişebilir mi insanın?

Eğitimlerin birinde bir hocamız şöyle demişti; “Yaptığınız şeyi tam olarak yapın, üstüne bir şey koymadan, bir şey azaltmadan. Çünkü öğrencilerinizin arasında bir Buda’nın oturup oturmadığını bilemezsiniz.” Bu beni inanılmaz etkiledi, derslerimi, fikrimin temelini bu düşünce oluşturuyor. Kimin, neyi, ne kadar anladığını ve nerede olduğunu tayin etmek benim işim değil. Benim işim kendime iyi gelen araçları mümkün mertebe tarafsız bir sunumla servis etmek. Bence hepimizin öncelikle ezber kalıplarımızın dışına çıkmak istediğimizde biraz boşlukla baş başa kalabilmeye cüret etmesi gerekiyor.

Manta söylemek için sesinin güzel olmasına gerek var mı? Genelde insanlar çekiniyorlar seslerinden ötürü.

Sesimiz güzel olmayabilir, Grammy almak istemiyoruz zaten, sadece titreşim yaratmak istiyoruz, yarattığımız titreşimle kendi enerjimizi dengeye getirmek istiyoruz.

Biraz önce de konuştuğumuz gibi mantralar herkesin erişebileceği bir yerde artık. Bunların içinden bizim için güvenli olanları nasıl seçebiliriz?

Yine kendi içsel rehberliğimizle. Kundalini yoga derslerini açtığımız mantrada diyoruz ki, “İçimdeki kutsal ve sonsuz olan öğretmeni selamlıyorum.” Hepimiz içimizde bir Buda potansiyeli taşıyoruz. Bunun ne kadarını var etmek istiyoruz bir kere önce buna karar vermemiz ve kalbin rehberliğine bırakmamız gerekiyor. Zihnimiz sürekli konuşur ama o seslerin içinde bağırmadan konuşan bir ses var. Bizim hiç dinlemek istemediğimiz ve genellikle de hiç dinlemediğimiz…

İç sesimiz mi?

Evet. O sessizce gelen sesin ne söylediğine bakmak lazım. İç sesimizi bulmak için tarafsız olmak lazım. Zihnimi devreden çıkarmaya niyetlenip kendimi açtığımda zihnimden kalan boşluğu göze aldığımda içim zaten neye ihtiyacım varsa bana söyleyecek. Bu benim için mantra olur, senin için bir sokak hayvanıyla iletişim olur, bir diğeri için güzel bir yemek pişirmek olur. Bu herkes için başka bir şey. Söylemeden önce kendini dinlemeye niyet etmek, neyi neden söylemek istediğini anlamak gerek.

KENDİMİ SESSİZLİĞE DAVET ETTİĞİM VAKİT

NE SÖYLEMEK İSTEDİĞİMİ DAHA NET DUYUYORUM

Mantralarla “Kendi özgün sesini bul” çalışması yapıyorsun, bunu anlatır mısın?

Eğitimlerimizin birinin başlığı otantik ilişkiler. Otantik, özgün olan demek. Kişinin kendine ait olan demek. Annenden, babandan, kardeşinden komşundan, öğretmeninden aldığın donelerden sıyrılmayı başarıp kendi otantik kimliğine doğru bir yolculuk yapabilmen için keşfe çıkman lazım. “Özgün sesini bul” da böyle bir şey. Burada objektif, özgün, otantik bir varoluştan bahsedemiyoruz, güdümlenmiş ve yönlendirilmiş bir varoluşu kendi hayatlarımız zannediyoruz. Özgün sesini bulmak, ses çıkarmanın ötesinde o içeriden geleni, bağırmadan konuşanı duymak. Buna dair bir farkındalık geliştirmek için hazırladığımız çalışmalar bunlar. Diyafram kullanımı, ciğer kapasitesi, karın kapasitesi, pelvik bölgenin gücü, sesin çıkışı hepsiyle doğru orantılı. Kendimi sessizliğe davet ettiğim vakit ne söylemek istediğimi daha net duyuyorum. 

Ne yapmalıyız?

Uzun uzun anlatmak yerine “korktum” demek yeterli aslında. Korktum dersem, beni sevmezler, benimle dalga geçerler, güvende hissetmediğimi söylersem, beni daha çok suistimal ederler, burası güvenli bir yer değil, dünya çok acımasız, herkes çok kötü mantralarıyla büyütülüyoruz. “Özgün sesini bul” çalışmasında bütün bunları bir kenara bırakmak mümkün mü diye araştırıyoruz.

Mümkün mü peki?

Bilmem… (kahkahalar) Araştırmalarımız devam ediyor. Sonsuza kadar devam edecek.

Peki mantralar nasıl iyileştiriyor?

Mantra söylemek, şarkı söylemek gibi vagus sinirimizi uyarmamıza vesile oluyor. Vagus siniri bütün organlarla bağı olan en uzun sinirimiz. Kraniyal sinirlerimizden bir tanesi. Bu da vagus sinirinin bütün organlara bir mesajı var demek. Ben mantra söylediğim zaman bu siniri uyarmış oluyorum, kendimi sinir sisteminin sempatik durumundan parasempatik durumuna davet etmiş oluyorum. Vagus sinirini uyardığım ve parasempatik sinir sisteminin kapısını araladığım için bu her şeyden önce iyileşme ve dengeye gelme hali yaratıyor. Sular çok bulandığında dibini göremeyiz, ne olduğunu da bilemeyiz ve orası bizim için belirsizdir. Mantraların iyileştirmesi suların durulması olarak tanımlanabilir. İnsan bedeninde de hormonal salınımların durulması olarak tanımlanabilir. Belli bir süre sonra hormon sistemi etkilenmeye başlıyor mantralarla ya da yogayla. Mantralara zihni yeniden programlamanın kısa yolu diyebiliriz.

Mantralarla zihni nasıl yeniden programlarız?

Mesela dilin dişlerinin arkasına çarpması durumu ya da mantra söylerken karından nefes alma, karnı pompalama bütün bunlar uzun vadede ağzımızdaki meridyen noktalarıyla vagus sinirimizi de uyarıp beyindeki frekansları ve hormonal sistemleri değiştiren teknikler. Teknik olarak baktığında vücudumuzdaki salgı sisteminin değişmesi için ne kadar yaptığın önemli.  Biz Kundalini yogada 40 gün, 90 gün, 120 gün ve 1000 gün olarak yapıyoruz. Karnım, diyafram kasım, ciğerlerim, boğazım, ses tellerim ağzım, gırtlağım dilim burnum bütün bir sistemim çalışıyor. Bu sistem çalıştığında da meditatif ve beraberinde şifayı getiren bir sürece kendimi açmış oluyorum. Çünkü maymun zihnimi, oradan oraya giden zihnimi bir mantra aracılığıyla bir havuza alıyorum. O havuzda kalmaya cüret ettiğimizde, niyet ettiğimizde, kalmaya devam ettiğimizde zihin ezberinden çıkıyor. Fiziksel olarak karşılıkları da sesin çıkardığı o frekansın yarattıkları. Mantralar, tanrısal olanla direkt bağlantı kurmak. İlahiler ve zikirler de ona keza. Ses, bir enstrüman, insanın hayatını biçimleyen bir araç, bizim tanrısal olanla en kolay bağlantı kurabileceğimiz aracımız.

Senin Spotify’da söylediğin birbirinden güzel mantralar var.

Benim spiritüel adım Kirtan Angad Kaur. Adanmışlıkla Tanrı’nın şarkısını söyleyen demek Gurmukhi dilinde. Mantralar da tanrının şarkısı olarak geçiyor. Aslında hepimiz o şarkının, Tanrı’nın şarkısının peşindeyiz, o şarkının bir versiyonuyuz. Bana bu spiritüel ismin gelmesi beni tam olarak buraya yönlendirdi. Etkileyici olmasının nedeni bana bu isim geldiğinde hocalarımın benim şarkı söylediğimi bilmiyor olmasıydı. Ve benim de şarkı söylemeye devam edip etmeme konusunda tereddütlerimin olduğu bir zamandı. Fransız hocam, adımı bile tam ezberinde tutamadığına eminim bir meditasyon sırasında “Sen mantra söyle, Tanrı’nın şarkısını söyle ve mantralardan oluşan bir albüm yap” dedi bana gözleri dolu. Benim müziği bırakmalı mıyım diye düşündüğüm bir andı. Tanrı bizimle konuşur derler ya, Antik Yunan’da tiyatro metinlerinde olayı çözemediğinde yazarlar gökten tanrıyı indirirler. Tanrı gelir ve olayları çözerler. Ama gerçek dünyada Tanrı inmeyecek, benimle senin aracılığınla konuşacak ya da bir kedinin aracılığıyla konuşacak. Mesele, ben onları duymaya hazır mıyım, açık mıyım? Benim için bu deneyim benimle tanrının konuşmasıydı. Çünkü sorduğum sorunun cevabı hocam vesilesiyle bana gelmiş oldu. Ben bu spiritüel ismi aldıktan sonra gözlerimi kapatıp mantralar düşünmeye başladım.  

Mantra söylerken, profesyonel anlamda stüdyoda kaydederken neler yaşıyorsun?

“Adi Şakti” bir bhakti mantra. Çok duygusal çünkü yaratımın dişil enerjisi, ilahi anneyi kutsayan, onu çağıran, onun enerjisinden faydalanmak için tekrar ettiğimiz bir mantra. O mantrayı söylerken hiç yaşamadığım bir şey yaşadım ve alanım hazırdı, içine gireceğim havuz hazırdı, öncesinde nefes çalışmaları yaptım pozisyonumu aldım ve başladım söylemeye. Beste, melodi hiçbir şey yok. Bittiğinde sarsıla sarsıla ağlamaya başladım. Çünkü söylerken içimden o kadar çok kadın geçti ki. Dönemler ötesi, tarihler ötesi, bilmediğim anlamadığım kadar çok kadın vardı. Sadece karnımdan gelen bir hisle böğüre böğüre ağlamaya başladım. Onu dinleyen herkeste de bunun yansımalarını gördüm değişik bir şekilde. 

“Usta bir neyzen benim söylediğim mantralara kendi yaratımını emeğini koydu ve gitti. Benim için gerçekten çok büyük bir hediye idi.”

Dharti Hai mantrasına neyzen Eyüp Hamiş neyiyle eşlik etmiş. Ben dinlemelere doyamıyorum. Dharti Hai’i neyle birleştirmek nasıl aklına geldi? Süreç nasıl ilerledi?

Dharti Hai, Kundalini yoganın mümkün olmayanı mümkün kılan, mucizeleri gerçekleştiren mantrası olarak tanımlanabilir. Dharti Hai, Akash Hai, Guru Ram Das Hai sözleri. Söylediğim şey şu; yeryüzü böyle, gökyüzü böyle, Guru Ram Das böyle… Aslında bütün bir varoluşun kabulünü anlatıyor bu mantra. Aranjesini yaptık, kaydettik ama bir şey eksik. Bize ait bir şey olmalı diye düşünüyordum. Büyük usta Eyüp Hamiş aranjörümün tanıdığı bir müzisyen ve o çağırdı kendisini. Eyüp Hamiş hiçbir şey talep etmeden geldi. Evimde neyini üfledi ve ortaya çıkanı çok beğendi. O gün saatlerce kayıt yaptık. Gözyaşlarımın nasıl aktığını, mutluluktan nasıl ağladığımı anlatamam. Usta bir neyzen benim söylediğim mantralara kendi yaratımını emeğini koydu ve gitti. Benim için gerçekten çok büyük bir hediye idi. 

©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Sinem Gündem
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun oldu. 22 yıldan bu yana televizyonların haber merkezlerinde çalıştı, haber programları çekti. En büyük tutkusu yazmak ve soru sormak.