Canımızın Sıkılmasına Neden Artık İzin Vermiyoruz?
Farkındalık

Canımızın Sıkılmasına Neden Artık İzin Vermiyoruz?

Geçenlerde, doğa içinde ormana yakın bir bahçede, şehrin tüm yorgunluğunu atma fırsatı buldum. Bayağı bayağı yavaşlayıp sakinledim. Bahçedeki koltukta etrafa bakarak saatlerimi geçirdim. Yakınlarımda telefon, bilgisayar falan da vardı ama içimden ne çalışmak geldi ne de dijital dünyanın vadettiklerine bakmak.

Garip bir şekilde hiçbir şey yapmayarak -belki de çok şey biriktirerek- hiç canım sıkılmadan etrafı gözlemledim. Yemyeşil yapraklara, onların rüzgârda nasıl titreşerek sallandığına, arıların tepemdeki doğal kovanlarına nasıl bal taşıdığına, peygamberdevelerinin çiftleşmesine, sivrisineklerin kanımı nasıl büyük bir iştahla borularına çektiklerine odaklandım. Harika bir sanatçı olan büyük örümceği de unutmamalı…Düzgün altıgenlerle ilmek ilmek ördüğü ağı, etraftaki sayısız böcek ve sinek için mükemmel bir tuzaktı. Tabii ben oradan geçerek yanlışlıkla bozmasaydım…

İşte o anlarda canımın sıkılmasına zaman tanımasam bu görsel şölene hiçbir zaman şahitlik edemeyeceğimi fark ettim. Aslında oldukça da can sıkıcı bir durumun içinde debeleniyordum oraya gitmeden önce. Sıkıntımı atmak için kendimi uyuşturmayı seçip dizi izleyebilir, oyun oynayabilir ya da sosyal medyada boş boş gezinebilirdim. Yapmadım. Başlarda canımın sıkılmasına izin vermek, beni önce bir boşluk alanına sürükledi sonra da zihnim düşüncelerle boğuşmaya başlarken etrafımdaki güzellikler beni esir alıp gözleme davet etti. Ben olanla akmayı başardığımda ise çoktan doğanın bir parçası olmuştum. O andan itibaren sadece olan vardı. Sanırım orada da can sıkıntısına yer yoktu.

Modern hayat içinde bunu neden başaramıyoruz?

Modern hayat içinde bunu neden başaramıyoruz?

Ben de tabii normal zamanlarda hep böyle değilim. Hatta en çok sevdiğim şeylerden biri olan kitap okuma zamanımı bile dijital bağımlılıklar yüzünden azalttım, farkındayım. Çünkü istiyorum ki canım hiç sıkılmasın! Yaşadığımız dünyada o kadar çok uyaran, o kadar çok içerik var ki…Bir an boş kalıp, bir şeyler kaçırmak sanki ölümle eş değer. Asansöre biniyoruz, telefona bakıyoruz. Metroya biniyoruz telefona bakıyoruz. Birlikte çıktığımız yemekte arkadaşımız tuvalete gidiyor yine telefona bakıyoruz. Hiçbir fırsatı kaçırmadan can sıkılması ihtimali bile doğamadan kendimizi birtakım içeriklerle sürekli bir şekilde meşgul ediyoruz.

Sürekli bir şeyleri kaçırmamaya çalışırken neyi kaçırıyoruz?

Ben kendimizi gözlemleme fırsatını kaçırdığımızı düşünüyorum. Yeni ve yaratıcı fikirleri kaçırdığımızı düşünüyorum. Etrafımızda olup biteni kaçırdığımızı düşünüyorum. Kısacası AN’ı kaçırıyor sonra da AN’da kalabilmek için yapılan atölyelere paralar döküp sakin bir sinir sistemine ulaşmaya çalışıyoruz. Modern insanın sorunu da bu olsa gerek. Doğasını ve kendini inkâr etmek, sonra da fabrika ayarlarına dönebilmek için ekstra çabalar harcamak. Bunu da yine teknolojinin sunduğu nimetleri dengeden çıkmış bir şekilde deneyimleyerek yapmak…

Canımızın sıkılmasına izin verirsek neler olur?

Canımızın sıkılmasına izin verirsek neler olur?

Zihin kendi içine dönebilir (Mind wandering): Dışarıdan gelen uyaran azaldığında beyin kendini kapatmaz, sadece daha farklı bir algı düzeyine geçer.

Bilim dünyasında mind-wandering, yani ‘zihin gezinmesi’ olarak adlandırılan bir kavram var. Dikkatimiz dışarıdaki belirli bir göreve bağlı olmadığında zihnimiz anılar, hayaller, gelecek planları ve bazen birbiriyle ilgisiz görünen düşünceler arasında dolaşmaya başlıyor. Bu her zaman verimsiz bir dikkat dağınıklığı anlamına gelmiyor. Aksine bazı araştırmalar, zihnin serbestçe gezinmesinin özellikle yaratıcı düşünce ve yeni bağlantılar kurma süreçlerinde rol oynayabileceğini gösteriyor. Belki de her boşluğu telefonumuzla doldurduğumuzda zihnimizin kendi kendine dolaşabileceği bu küçük alanları da elinden alıyoruzdur. Fark etmekte fayda var.

Yeni bağlantılara alan açılabilir: Dışsal görevden kopan zihnin serbestçe gezinmesi, bazı koşullarda daha uzak fikirler arasında bağlantı kurulmasına ve yaratıcı düşünmeye katkıda bulunabilir. Duşta, yürürken, araba kullanırken aklımıza süper yaratıcı fikirlerin gelmesinin nedenlerinden biri de bu işte.

Dikkat yeniden dış dünyaya açılabilir: Benim deneyimimde bunun bir başka sonucu da daha önce fark etmediğim şeyleri görebilmek oldu. Tıpkı benim mükemmel altıgenlerle ağ kuran o örümceği fark etmem gibi. Halbuki normal zamanda o kadar çok ağacın, yaprağın, çiçeğin arasında o şeffaf iplikleri görmem imkansızken dış dünyaya daha çok açılan zihnim görebilme becerimi de genişletti.

Boşluğu geri almak

Tüm bu deneyimden öğrendiğim kadarıyla çocukluğumuzun uzun yaz tatillerinde yaşadığımız gibi yine ara ara canım sıkılsın istiyorum galiba. Ve artık bunun için yapmayı planladıklarım var. Faydalı olmasını dileyerek paylaşıyorum:

  • Asansörde telefonu çıkarmamak
  • Bir arkadaşı beklerken etrafa bakmak
  • Bazen kulaklıksız yürümek
  • Kahve içerken yalnızca kahve içmek
  • Otobüsün camından dışarı bakmak
  • Uzun meditasyonlara tekrar başlamak

Ve günün sonunda benim örümceğe geri dönersem fark ettiğim en kıymetli şey, canımın anlık da olsa sıkılmasına izin verdiğimde gördüklerimin ne kadar büyüleyici olduğu. Eğer bu izni kendime vermeseydim ben fiziksel olarak yine aynı yerde oturacak, elimde telefon gereksiz şeylere bakacak ve o AN fark ettiğim tüm güzellikleri es geçecektim.

O halde, her boşluğu doldurarak hayatı kaçırmaya bu kadar alışmış zihinlerimize bazen de olsa küçük bir şok yaşatmak iyi olmaz mı?


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

nihan-uycan-ozen_
Yazar, sosyal girişimci…”Her yeni adımla kendine biraz daha yaklaşmış, yapmak istediklerini keşfetme yolunda ilerleyen bir ruh. Toplumda sosyal fayda yaratımını @kopruproject ile destekliyor.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.