Geçtiğimiz yıl Giza Platosu’nda piramitlerin altında metrelerce derinlikte tüneller bulundu. Ne işe yaradıklarına dair gizem sürse de araştırmalar kısa zamanda daha net bilgiler ile bizleri aydınlatacak gibi duruyor. Bu yıl ise tarih ve arkeoloji meraklıları yeni bir teori ile heyecanlandı. Bölgede yapılan radar taramalarında ikinci bir sfenksin de kumlar altında olabileceği ortaya çıktı. Araştırma projesinin en başından beri içinde olan araştırmacı ve YouTube yayıncısı sahibi Trevor Grassi ile bu yeni teori üzerine konuştuk. Sizce ikinci sfenks güneş ile buluşmayı bekliyor olabilir mi?

Sizi tanıyabilir miyiz? Mısır ve bu kutsal alanlar sizi nasıl kendine çekti, bu yolculuk nasıl başladı?
Her şey yaklaşık 2006 yılında, alternatif Mısıroloji araştırmalarının öncülerinden John Anthony West ile tanışmamla başladı. John, Sfenks’in bilinen tarihsel kabullerden çok daha eski olduğunu gösteren kanıtları sunan ilk isimlerdendi. Zamanla onunla yakınlaştık; bana rehberlik etti ve insanlık uygarlığının kökenine dair bildiğimiz zaman çizgisini sorgulatan birçok araştırmacı ve yazarla tanışmamı sağladı.
Kadim Mısırlıların yıldızlar, ruh ve doğa hakkında ne kadar derin bir bilgiye sahip olduklarını gördüm. Bu bilgi hiyerogliflerde, heykellerde ve tapınaklarda ezoterik bir dille şifrelenmişti. John bana ancient Mısır’ın, bugün insanlığa şifa ve enerji kullanımı konusunda ilham verebilecek büyük bir bilimi kodladığını öğretti. Yaklaşık 20 yıldır bu gizemlerin peşindeyim. Dr. Robert Schoch, Manu Seyfzadeh ve William Brown gibi alanında uzman isimlerle çalıştım. Son olarak da İtalyan araştırmacılar Filippo Biondi ve Corrado Malanga liderliğindeki Koffer Project (ArchaeoSAR) ile iş birliği yaparak bu heyecan verici sürecin bir parçası oldum.
Son dönemde Giza Platosu altındaki devasa yapılar ve tünellerle ilgili araştırmalar büyük yankı uyandırdı. Bu bulgulardan biraz bahseder misiniz?
Koffer Project ekibi, Sentetik Açıklıklı Radar (SAR) Doppler Tomografisi kullanarak Piramitlerin ve Sfenks’in altını görüntüledi. Aslında 2022 yılındaki ilk raporlarında Büyük Piramit içinde daha önce hiç bilinmeyen 20 yeni oda tespit etmişlerdi. Ancak uluslararası medyadaki sansür ve karartma yüzünden bu devasa keşif hak ettiği ilgiyi görmedi.
Ben de bu bilginin dünyaya duyurulması için süreçte yer aldım. Son olarak İtalya’daki basın konferansında Giza’ya dair tüm verileri ve özellikle “İkinci Sfenks” keşfini kamuoyuyla paylaştık.
İkinci Sfenks konusuna gelelim. IV. Thutmose’ye ait “Düş Steli”nde (Dream Stele) halihazırda sırt sırta vermiş iki sfenks tasviri vardı. Bu keşif o sembolizmin fiziksel bir gerçeklik olduğunu mu gösteriyor?
Evet, Düş Steli’ndeki çift sfenks tasviri uzun zamandır biliniyordu fakat Mısırologlar bunu sembolik bir dualite olarak yorumluyordu.
İtalyan araştırmacı Damiano Piras, geometrik ve astronomik hesaplamalarla Giza’nın kuzeybatı köşesinde ikinci bir Sfenks olabileceğini öne sürdü. Filippo Biondi de bu bölgedeki kum tepesinin altına yüksek çözünürlüklü SAR taramaları yaptı. Taramalar sonucunda kum birikintisinin içinde değil, tam altında bir Sfenks’in başı, gövdesi, pençeleri ve hatta IV. Hanedanlığa özgü nemes başlığı ile ureus kobrasının detayları tespit edildi. Ölçüleri ve oranları mevcut Büyük Sfenks ile neredeyse birebir örtüşüyor.

Jeolog Dr. Robert Schoch, bildiğimiz Sfenks’in yaşının tarih kitaplarında yazılandan çok daha eski (M.Ö. 10.000- 12.000 veya öncesi) olduğunu savunuyor. İkinci Sfenks için de aynı yaş tarihlemesini yapabilir miyiz?
Evet, veriler ikisinin aynı döneme ait olduğunu gösteriyor. Schoch ve John Anthony West, Sfenks üzerindeki su erozyonu kalıplarını ve astrotarihsel hizalamaları incelemişti. Mısırlılar için astroloji ve Zodyak çağları hayati önem taşıyordu. Bir aslan heykeli ancak Aslan Çağı’nda (Age of Leo) inşa edilmiş olabilir.
Ayrıca Manu Seyfzadeh’nin araştırmaları, Sfenks’in insan yüzü şeklinde yeniden yontulmadan önce Mehit adında dişi bir aslan tanrıçayı temsil ettiğini gösteriyor. Mehit, kadim Mısır’da kutsal/kraliyet arşivlerinin koruyucusuydu.
Bu durum doğrudan Göbeklitepe ve Türkiye’deki arkeolojik keşiflerle de bağlantılı sanırım?
Kesinlikle! Yıllarca akademik çevreler Robert Schoch’a “Eğer Sfenks 12.000 yıllık ise, o dönemde bu kadar gelişmiş bir uygarlığa ait başka nerede kanıt var?” diye soruyordu. Göbeklitepe tam olarak bu sorunun yanıtı ve ezber bozan kanıtı oldu. Türkiye’deki bu keşifler, uygarlığın 5.000 yıl önce başlamadığını, çok daha geriye gittiğini kanıtlayarak Mısır’daki tarihlemeleri doğrudan destekledi.
Peki Giza Platosu’nun asıl amacı neydi? Nikola Tesla’nın bile piramitlerden ilham aldığı söylenir.
Piramitlerin tek bir amacı yoktu; çok işlevli yapılardı. Ruhsal anlamda birer yükseliş (ascension) makinesiydiler. Fiziksel ve mekanik anlamda ise Dünya’nın doğal enerjisini ve akiferlerdeki (yer altı suları) akışı kullanarak enerji üreten, toprağın bereketini artıran sistemlerdi.
Tesla’nın Wardenclyffe Kulesi tasarımı ile Piramitlerin yer altı su katmanlarına bağlanan kuyu ve sütun yapıları birebir paralellik gösterir. Piramitler bir nevi Dünya’nın meridyen noktalarına yerleştirilmiş akupunktur iğneleri gibidir; gezegenin enerji akışını düzenlerler.
Yakın gelecekte Giza’da bizi neler bekliyor?
Şu an yapılması gereken en önemli şey, kayaları kırmadan veya kazı yapmadan, sadece tünelleri tıkayan kumları temizlemektir. Sfenks ile Kefren Piramidi arasında (Osiris Şaftı ve Campbell Mezarı gibi) yüzlerce dikey şaft bulunuyor. Bu şaftların altındaki tünel labirentleri doğrudan Sfenks’e, piramitlere ve belki de “Kayıtlar Odası”na (Hall of Records) çıkıyor. Kumlar temizlendikçe insanlık tarihinin en büyük gizemleri birer birer aydınlanacak.
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

