“EVRENİN UYANIŞININ BİRER PARÇASIYIZ” İNSANIN KOZMOS’TAKİ ÖNEMİNİN BİLGİSİ TÜRKİYE’DE SAKLI
Bilim

“Evrenin Uyanışının Birer Parçasıyız” İnsanın Kozmos’taki Öneminin Bilgisi Türkiye’de Saklı

Hayat sürprizlerle dolu… Yıllarca History Channel’daki belgesellerde izlediğim, William Henry, soğuk bir kış günü bana mail attı. Büyük bir heyecanla cevapladığım mail sonrası elbette biricik dergimiz Mümkün için röportaj teklifini de atlamadım. Ve işte buradayız.

William, otuz yılı aşkın bir süredir antik uygarlıkların gizemlerini, kutsal sanatı, manevi gelenekleri ve insanlığın aşkınlık arayışını araştırıyor. Starwalker adını verdiği bir ekol var. Bu ana göre kadim bilgelik ve arkeolojik keşifler sadece geçmişimizi anlatmıyor, insanlığın evrimi ve bilincin uyanmasına da rehberlik ediyor. Tam da bu sebeple dünyanın kadim merkezlerine sık sık seyahat ediyor. Tahmin edeceğiniz üzere röportajımızın konusu da önemli inanç merkezlerine ev sahipliği yapan canımız ülkemiz Türkiye hakkındaki düşünceleri.

William, gizemlerin derinliklerine dalmadan önce okuyucularımıza kendinden kısaca bahseder misin? Araştırmacı bir mitolog olarak çalışmalarına yön veren temel misyon nedir?

Otuz yılı aşkın bir süredir antik uygarlıkların gizemlerini, kutsal sanatı, manevi gelenekleri ve insanlığın kalıcı aşkınlık arayışını araştırmak için dünyayı dolaşıyorum. Birçok insan beni Ancient Aliens (Antik Uzaylılar) belgesel dizisindeki çalışmalarımdan tanıyor; ancak benim asıl derin tutkum her zaman tek bir sorunun peşinden gitmek oldu: Ya antik dünyanın en büyük sırrı bir tapınakta saklı ya da kumların altına gömülü değil de insanın kendi içine kodlanmışsa?

Çalışmalarım, “Starwalker” (Yıldız Yürüyüşçüsü) geleneği adını verdiğim şeye odaklanıyor. Bu gelenek, insanoğlunun manevi pratikler, vizyoner deneyimler ve genişlemiş bir bilinç yoluyla uyandırılabilecek gizli, parlak bir kapasiteye; yani bir “ışık bedenine” sahip olduğunu öne süren küresel bir öğretiler bütünüdür. Benim misyonum, modern insanı bu unutulmuş bilgelikle yeniden buluşturmak ve antik gizemlerin nihayetinde insanlığın gelecekteki evrimine işaret ediyor olabileceğini anlamalarına yardımcı olmaktır.

William Henry

Dünyanın dört bir yanındaki kutsal alanlara turlar düzenledin. Tüm bu güçlü mekanlar arasında kalbinde gerçekten özel bir yere sahip olan hangisi ve neden?

Mısır’ın kalbimdeki yeri her zaman apayrı kalacak. Oraya otuzdan fazla kez seyahat ettim ve her ziyaretim yaşayan bir gizem okuluna adım atmak gibi hissettiriyor. Güney Fransa da benim için çok özeldir; her yıl Lourdes’e hac ziyaretinde bulunurum. İngiltere’deki Glastonbury de beni her yıl kendine çeker.

Yine de beni sürekli büyüleyen tek bir yer seçmem gerekirse, bu Abidos olurdu. Oranın atmosferinde olağanüstü bir şey var. Kadim Mısırlılar burayı dünyalar arasında bir kapı —dirilişin efendisi Osiris’in dönüşüm ve ölümsüzlük sırlarını ifşa ettiği bir yer— olarak kabul ederlerdi. Abidos’taki Osireion’da durduğumda, genellikle insanlığın manevi tarihinin unutulmuş bir sayfasının içinde duruyormuş gibi hissediyorum. Burası, Starwalker araştırmalarıma ve antik uygarlıkların bilincin evrimine dair bilgileri koruduğu yönündeki inancıma ilham veren yerlerden biridir.

Türkiye’ye özel bir tur hazırlığı içindesin. Bu yolculukla ilgili kişisel düşüncelerin ve beklentilerin nelerdir? Zamanın bu belirli anında Türk topraklarını senin için bu kadar benzersiz kılan şey ne?

Yıllardır bu yolculuğu dört gözle bekliyordum.

Türkiye, insanlık tarihinde eşsiz bir konuma sahip. Doğunun Batı ile buluştuğu, antik Mezopotamya’nın Yunanistan ile birleştiği, erken Hristiyanlığın yazılı tarihten binlerce yıl öncesine uzanan gizem gelenekleriyle kesiştiği yer burası.

Beni en çok heyecanlandıran şey, Türkiye’nin bize neredeyse kesintisiz bir manevi gelişim bağını takip etme imkânı sunması: Göbeklitepe ve Karahantepe’den başlayarak, Harran ve Nemrut Dağı üzerinden Efes’e, Meryem Ana Evi’ne ve erken Hristiyanlık dünyasına kadar uzanan bir hat. Tarihin bu anında insanlık bilinç, yapay zekâ, insan dışı zekâ ve kozmostaki yerimiz hakkında derin sorular soruyor. Anadolu’nun, atalarımızın on bin yılı aşkın bir süre önce zaten araştırmakta olduğu sorulara dair ipuçları barındırdığına inanıyorum.

Bu macerada sana katılacak olanlar için nasıl deneyimler öngörüyorsun? Hem dışarıda, kalıntıların arasında, hem de içeride, kendi ruhlarında neyle karşılaşmaya kendilerini hazırlamalılar?

İnsanlara her zaman asıl haccın (kutsal yolculuğun) içeride gerçekleştiğini söylerim.

Dış dünyada, yeryüzündeki en önemli arkeolojik ve kutsal alanlardan bazılarıyla karşılaşacaklar. Dünyanın bilinen en eski anıtsal yapılarının arasında yürüyecekler. Bir zamanlar azizlerin, mistiklerin, filozofların, kralların ve vizyonerlerin durduğu yerlerde duracaklar.

Ancak iç dünyada genellikle daha derin bir şey gerçekleşir. Pek çok katılımcı bu yolculukları birer “aktivasyon” (uyanış) olarak tanımlıyor. Yıllardır taşıdıkları sorular aniden bir bağlam buluyor. Sezgiler güçleniyor, rüyalar daha canlı hale geliyor ve yeni bir yaşam amacı filizlenmeye başlıyor. Gezginleri, kesin yargılarla değil, merak duygusuyla gelmeye teşvik ediyorum. Antik alanların, her insanın keşfetmeye ihtiyaç duyduğu şeyi tam olarak açığa çıkarma konusunda dikkate değer bir yöntemi vardır.

Anadolu binlerce yıldır uygarlıkların kavşak noktası olmuştur. Bu toprakları insanlığın kayıp bilgisi için manevi bir “portal” (geçit) olarak mı yoksa kozmik bir “veri bankası” olarak mı görüyorsun?

Her ikisi de derdim. Portal, farklı dünyaların kesiştiği bir yerdir. Anadolu coğrafi, kültürel ve manevi olarak her zaman bu şekilde işlev görmüştür. Aynı zamanda, insan hafızasının devasa bir arşivi gibi hissettiriyor. Buradan geçen her uygarlık arkasında bir bilgelik, sembolizm, mimari ve kutsal bilgi katmanı bıraktı. Birlikte bakıldığında bu katmanlar, benim sıkça “kozmik veri bankası” dediğim şeyi oluşturuyor: insanlığın kökenleri, amacı ve potansiyeline dair ipuçlarının saklandığı bir depo. Buradaki asıl zorluk, bu arşivin nasıl okunacağını öğrenmektir.

Göbeklitepe ve Karahantepe gibi alanlar söz konusu olduğunda, bu megalitik yapıların bilinci aktive etmek için tasarlanmış antik teknolojiler olduğuna inanıyor musun?

Bu olasılığın ciddi bir şekilde değerlendirilmeyi hak ettiğine inanıyorum.

Çoğu tartışma, bu alanların elbette ki olağanüstü olan mühendislik başarılarına odaklanıyor. Ancak ben onların psikolojik ve manevi işlevleriyle de aynı derecede ilgileniyorum. İnsanlar neden şehirlerden, yazıdan veya metalurjiden binlerce yıl önce bu sembolik ortamları inşa etmek için muazzam kaynaklar harcıyordu? Hayvan tasvirleri, astronomik hizalanmalar, kutsal geometri ve özenle tasarlanmış törensel alanlar, bu mekanların bilinci değiştirmek amacıyla yapılmış olabileceğini düşündürüyor.

Benim Starwalker hipotezim, buraların antik dönüşüm teknolojileri olarak işlev gördüğünü öne sürüyor; yani inisiyelerin (öğretiye kabul edilenlerin), algılarını genişletmek ve uyuyan insani kapasitelerini harekete geçirmek için tasarlanmış deneyimlerden geçtiği yerler. İster ışık bedeni ister yüksek bilinç ister manevi evrim diyelim; bu alanların insanları değiştirmek için inşa edildiğine inanıyorum.

Efes, Tanrıça kültürünün ve Hristiyan mistisizminin zirve noktasıdır. Efes Artemis Tapınağı’nın sembolizmini kozmik bilinç bağlamında nasıl yorumluyorsun?

Artemis Tapınağı, yerel bir bereket kültünden çok daha fazlasını temsil ediyordu. Artemis doğanın yaşayan zekasını, kozmosun üretken gücünü ve dünyaları doğuran o gizemli kuvveti somutlaştırıyordu. O, Yer ile Gök arasında bir köprüydü. Beni büyüleyen şey, Efes’in daha sonra erken Hristiyanlığın ve Meryem Ana’ya bağlılığın en önemli merkezlerinden biri haline gelmesi. Artemis’ten Meryem’e geçiş, tarihteki en önemli manevi dönüşümlerden biridir.

Bu gelenekleri birbirinin zıttı olarak görmek yerine, aralarında bir süreklilik görüyorum. Her ikisi de Kutsal Dişil arketiplerini —yüksek bilincin dünyaya girdiği o alıcı, besleyici ve dönüştürücü gücü— ifade eder. Efes, bu olağanüstü evrime gerçek zamanlı olarak tanıklık etmemizi sağlıyor.

Türkiye turunun ötesinde, şu anda üzerinde çalıştığın başka projeler nelerdir? Dört gözle beklememiz gereken yeni kitaplar, belgeseller veya araştırma alanları var mı?

Yakın zamanda *The Psychedelic Christ: Starwalkers, the Light Body, and the Lost Dose of the Son of Man* (Psikedelik Mesih: Yıldız Yürüyüşçüleri, Işık Bedeni ve İnsanoğlunun Kayıp Dozu) adlı önemli bir yeni kitap yayınladım. Kitap; vizyoner Hristiyanlığı, kutsal yağlama geleneklerini, bilinci değiştiren sakramentlerin manevi uyanıştaki rolünü ve insanlığın ışık saçan potansiyeline dair unutulmuş öğretileri inceliyor.

Ayrıca Starwalker geleneği, insan dışı zekâ, simülasyon teorisi, antik gizemler ve bilincin gelecekteki evrimi ile ilgili yeni sunumlar, belgeseller ve araştırmalar geliştiriyorum. Çalışmalarım giderek daha fazla, antik bilgelik ile kendi çağımızda ortaya çıkan derin sorular arasında bağ kurmaya odaklanıyor.

Bu antik Türkiye alanlarının gizemleri tamamen çözülürse bu bilginin modern insanlığın manevi evrimini nasıl yeniden şekillendireceğini düşünüyorsun?

En büyük keşfin geçmişle ilgili olmayacağına inanıyorum. Bu keşif bizimle ilgili olacak.

Nesiller boyunca antik alanlara öncelikle arkeolojik birer bulmaca olarak baktık. Peki ya onlar aslında birer kullanım kılavuzuyduysa? Ya onları inşa edenler insanın dönüşümü, genişlemiş bilinç ve kozmosla olan ilişkimiz hakkındaki bilgileri koruyorlardıysa?

Göbeklitepe, Karahantepe, Harran, Nemrut Dağı ve Efes gibi yerlerin içine kodlanmış mesajı tamamen anlarsak, insanlığın bize öğretilenden çok daha olağanüstü olduğunu keşfedebiliriz. Nihai vahiy, bizim evrenin sadece gözlemcileri olmadığımız gerçeği olabilir. Bizler, evrenin uyanışının birer parçasıyız. Ve belki de Türkiye’nin kutsal coğrafyasında gizlenmiş en derin mesaj budur: Yıldızlara giden yolculuk içeride başlar.


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

damla_selin_tomru
Reklam ve halka ilişkiler alanında 12 yıl çalıştıktan sonra yaşam amacını keşfetme yolculuğuna çıktı. Bu yolculuk ona iki kitap, yeni bir alanda hizmet imkânı, kadim yerlere tur organize edebilme ve bu alanda röportajlar yapma hediyesini verdi. Heyecanla yeni hediyeleri bekliyor.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.