Her Şeye Yetişemiyorsun ve Bu Bir Eksiklik Değil: JOMO Çağında Yaşamak
Farkındalık Mümkünat

Her şeye yetişemiyorsun ve bu bir eksiklik değil: JOMO çağında yaşamak

Kaçırma korkusuyla büyüyen bir nesil, şimdi ilk kez şunu kabul ediyor: Her şeyin içinde olmak zorunda değilim!

FOMO’dan JOMO’ya: Yön Değiştiren Bir Zihin Hali

Uzun süre hayat, deneyim biriktirme üzerinden değerlendirildi. Ne kadar çok yere gittiğin, kaç kişiyle tanıştığın, ne kadar “aktif” olduğun görünmeyen bir başarı ölçüsüne dönüştü. Sosyal medya bu ölçüyü görünür hale getirdi ve geri kalmak neredeyse bir eksiklik gibi hissettirmeye başladı. FOMO bu duygunun adıydı. Kaçırma korkusu.

Ama şimdi başka bir şey konuşuluyor: JOMO. Yani kaçırmanın huzuru. Bir yön değişikliği ve her şeyi deneyimleme zorunluluğundan bilinçli bir şekilde çekilmek.

Sürekli Açık Kalmak Zihni Parçalar

Modern hayat insanı her şeye açık olmaya zorlar. Mesajlara, davetlere, fırsatlara… Bu açıklık hali başlangıçta avantaj gibi görünür ama zamanla dikkat dağılır, enerji bölünür ve hiçbir deneyim tam olarak yaşanamaz.

Bir yerdeyken başka bir yerde olma ihtimali, bulunduğun anın değerini azaltır çünkü zihnin hiçbir zaman tamamen orada değildir. JOMO bu yüzden bir yaşam tercihi olmasının yanı sıra bir dikkat kararıdır. Bir şeyi kaçırmayı kabul ettiğin an, bulunduğun yere geri dönersin. Ve o an ilk kez gerçekten yaşanır.

Seçim Yapmak, Vazgeçmeyi Kabul Etmektir

Seçim Yapmak, Vazgeçmeyi Kabul Etmektir

Her seçim, görünmeyen bir vazgeçiş içerir. Ama modern kültür bu kısmı görmezden gelmeye eğilimlidir. Çünkü seçenek bolluğu özgürlük gibi sunulur. Oysa seçenek arttıkça karar vermek zorlaşır. Bir akşam evde kalmayı seçtiğinde sadece bir daveti reddetmiş olmazsın; o davetin içindeki tüm ihtimallerden de vazgeçmiş olursun. Yeni bir tanışma, yeni bir hikâye, yeni bir ihtimal…

JOMO bu kaybı inkâr etmez. Onu kabul eder. Her ihtimali yaşamak zorunda olmadığını fark etmek, insanı eksiltmez; aksine daha net bir yere getirir.

Yavaşlamak, Kendi Ritmini Geri Almaktır

Hız uzun süre değerle eş tutuldu. Daha hızlı olan daha iyi kabul edildi. Ama bu hız, insanı derinleştirmek yerine yüzeyselleştirdi. Yavaşlamak bu nedenle kendi ritmini geri almak anlamına gelir. Yani başkalarının temposuna göre değil, kendi iç hızına göre hareket edebilmek…

JOMO dabunu önerir: Daha az yap ama daha fazla içinde ol!

Boşlukla Kalabilmek: Zor Ama Dönüştürücü

JOMO’nun en zor tarafı boşlukla kalabilmektir. Plansız bir akşam, ekransız bir zaman dilimi, hiçbir şeyle doldurulmayan bir alan… İnsan bu boşlukla karşılaştığında önce huzursuz olur çünkü alıştığı gürültü yoktur. Ama tam da bu yüzden o boşluk değerlidir. Çünkü dikkat dağıtıcılar çekildiğinde insan kendi sesiyle karşılaşır. Ne istediğini, neye ihtiyacı olduğunu ve neyin gerçekten önemli olduğunu ancak bu sessizlikte fark edebilir.

Her Şeye Yetişememek, Sınırını Bilmek Demektir

Bugün en çok ihtiyaç duyulan şey daha iyi zaman yönetimi değil, sınır farkındalığı. Her şeye yetişemiyorsun ve bu bir eksiklik değil. Bu, insan olmanın doğal sınırı.

JOMO, bu sınırı kabul etmekle başlar. Kendini zorlamayı değil, kendine alan açmayı öğretir. Ve insan, her şeyin içinde olmaya çalışmak yerine seçtiği şeyin gerçekten içinde olabildiğinde daha bütün hissedebilir.


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.