BİLİNÇLİ ERKEKLİĞE GİDEN YOL
Farkındalık

Bilinçli erkekliğe giden yol

Mart ayında Clay Boykin ike gerçekleştirdiğimiz Göbeklitepe’den Yaşam Mandalasına başlıklı röportajım çok sevildi, editörlerimizden başka bir konuda daha röportaj yapmamız konusunda talep geldi. Konu aslında Boykin’in sert erkek imajını bırakıp şefkate odaklanmak üzerine yaptığı In Search of The New Compassionate Male (Yeni Şefkatli Erkeğin İzinde) adlı podcast ve bu konseptteki çalışmaları. Malumunuz ülkemizde uzunca bir süredir gerek televizyon yapımlarında gerek haberlerde önce çıkan sert erkek konseptinin toplumumuzdaki etkisi aşikâr. Bu minvalde yaşanan üzücü olaylar ise köklü bir dönüşüm gerekliliğinin göstergesi. Peki bakış açısını değiştirmek, şefkatli ve bilinçli erkek kavramına odaklanmak çözümün bir parçası olabilir mi?

Röportaja başlamadan önce Boykin iki noktanın altını çiziyor.  Aşağıdaki röportaj ve düşünceler, “gösteriye dayalı (performatif) erkeklik” ile benim bütünsel veya kalp merkezli erkeklik adını verdiğim yaklaşım arasındaki büyüyen gerilimi ele almakta. Bu erkeklik biçimi; gücü, disiplini, cesareti veya liderliği reddetmez; aksine bunları vicdanla, duygusal dürüstlükle, ilişkisel derinlikle ve sağlam bir insani mevcudiyetle yeniden bağdaştırır. Amaç; erkekleri utandırmak değil, erkeklik çevresinde yaşanan mevcut krizin altındaki daha derin anlam arayışını ve açlığı daha iyi anlamaktır.

BÖLÜNMEYİ TANIMLAMAK

Clay, “Manosphere” (Erkekler Dünyası) olarak adlandırılan, genellikle “Red Pill” (Kırmızı Hap) felsefesi ve cinsiyetler arası aşırı çatışmacı bakış açılarıyla tanımlanan dijital alanda muazzam bir artış görüyoruz. Bu alanlarda öne çıkarılan “Alfa” arketipi ile sizin savunduğunuz “Kalp Merkezli Erkeklik” arasındaki farkı nasıl ortaya koyuyorsun?

Bence bu alanların çoğunda tahakküm (baskınlık) ile güç birbirine karıştırılıyor. Öne çıkarılan “Alfa” imajı genellikle kontrol, duygusal mesafe, statü ve zayıf görünme korkusu üzerine kurulu. Oysa gerçek erkeklik sadece başkaları üzerinde güç kurmaktan ibaret değildir.

Hayatımda en çok saygı duyduğum erkekler —Deniz Piyadeleri’nde, iş dünyasında ve erkek gruplarında tanıdıklarım— gösteriş peşinde olan adamlar değildi. Ayakları yere basan, sağlam adamlardı. Aynı anda hem cesaret, disiplin ve sorumluluk gösterebilen hem de şefkat duyabilen erkeklerdi.

Kalp merkezli erkeklik gücü reddetmez. Gücü vicdanla bütünleştirir. Bir erkeğin kalbini katılaştırmadan, dik ve sağlam durmasını sağlar. Gücünü sürekli kanıtlamak zorunda olan bir adam, aslında hala kendi içinde savaş halindedir. Olgun bir erkeğin kim olduğunu bilmek için artık başkalarına boyun eğdirmeye ihtiyacı yoktur.

 AÇLIĞIN KÖKENİ

Sence bu fenomenler/influencer’lar, modern toplumun ve hatta geleneksel manevi yolların genç erkeklere sunmakta yetersiz kaldığı neyi sağlıyor? “Tahakküm” mesajları neden şu anda bu kadar güçlü bir yankı buluyor?

Bence genç erkekler yön bulmaya, inisiyasyona (erginlenmeye), amaca, meydan okumaya ve bir yere ait olmaya açlar. Ve modern kültürde bunu pek bulamıyorlar.

Yıllardır toplumun büyük bir kısmı, sağlıklı erkekliğin aslında neye benzediğini anlamalarına yardımcı olmadan, erkekleri eleştirme konusunda çok yetenekli hale geldi. Birçok genç erkek kendini görünmez, belirsiz ve kopuk hissediyor. Sonra internette biri çıkıp kesinlik, özgüven ve yoğun bir enerjiyle konuşuyor; aniden o genç erkekler nihayet birinin kendilerini anladığını hissediyor. Buradaki sorun, sunulan mesajın büyük bir kısmının gelişimden ziyade hoşnutsuzluk, öfke ve karşıtlık üzerine kurulu olmasıdır.

Tahakküm, bir kişi içsel olarak kendini aciz hissettiğinde cazip hale gelir. Karmaşık bir dünyada sahte bir kesinlik illüzyonu yaratır. Ancak bu öfkenin çoğunun altında yalnızlık, utanç, korku ve önemsenme arzusu yatar. Bence birçok genç erkek nefret edecek birini aramıyor. Onlara anlamlı bir hayata doğru rehberlik edecek birini arıyorlar.

Eski bir Deniz Piyadesi ve kurumsal lider olarak disiplini iyi biliyorsun. Manosphere, “güç” kavramını nasıl çarpıttı ve bunu kırılganlığa karşı bir savunma mekanizmasına dönüştürdü?

Disiplin ve saldırganlık aynı şey değildir. Gerçek disiplin denge, sorumluluk ve özdenetim yaratır. Bilinçsiz saldırganlık ise genellikle zırh giymiş çözülmemiş bir korkudan ibarettir. Deniz Piyadeleri’ndeyken disiplin hiçbir zaman sadece sert olmakla ilgili değildi. Özdenetim, netlik, takım çalışması, sorumluluk ve baskı altında soğukkanlılığı koruyabilmekle ilgiliydi.

Manosphere’in bazı kısımlarında beni endişelendiren şey, duygusal olarak dış dünyaya kapanmanın sıklıkla bir güç gösterisi olarak sunulması. Kırılganlık zayıflıkla, empati teslim olmakla, açık kalplilik ise tehlikeyle bağdaştırılıyor. Ancak bir erkek kırılganlıktan koptuğunda; samimiyetten, yaratıcılıktan, şefkatten ve nihayetinde kendisinin bazı parçalarından da kopmuş olur. Bugün pek çok erkek, kırılgan değilmiş gibi davranmaktan (yenilmezlik rolü yapmaktan) bitkin düşmüş durumda. Dışarıdan güçlü görünen şey, genellikle içeride derin bir yara almış bir şeyi korumaya çalışıyordur.

YALNIZLIK SALGINI

İnternetteki birçok erkek topluluğunun bu kabadayı tavırlarının arkasında derin bir tecrit duygusu yatıyor. Erkek Çemberleri (Men’s Circles) deneyiminizden yola çıkarak, bu kardeşlik arayışını öfkeden uzaklaştırıp gerçek bir şifaya nasıl yönlendirebiliriz?

Bugün erkekleri etkileyen en derin gerçeklerden biri yalnızlıktır. Birçok erkek etraflarında bir sürü gürültü, dikkat dağıtıcı şey ve yüzeysel etkileşim olmasına rağmen duygusal olarak izole kalıyor.

Erkek Çemberleri aracılığıyla şahit olduğum şey, şifanın genellikle erkeklerin taşıdıkları yüklerde yalnız olmadıklarını anladıkları an başladığıdır. Maskeler yumuşamaya başlar. Rekabet yerini dürüstlüğe bırakır. Kardeşlik, ortak bir öfke ve hoşnutsuzluk üzerine kurulmaz. Ortak bir gerçeklik üzerine kurulur.

Erkekler, artık sertlik veya üstünlük taslamak zorunda olmadıkları gerçek alanlarda bir araya geldiklerinde, önemli bir şey olmaya başlar. Birbirlerini dinlemeye başlarlar. Korku, başarısızlık, keder, utanç, amaç, ilişkiler ve yaşamın anlamı hakkında dürüstçe konuşurlar. Bu tür bir dürüstlük erkekleri zayıflatmaz. Onları kendilerine ve birbirlerine yeniden bağlar.

“Red Pill” içerikleriyle radikalleşmiş genç bir adamla konuşuyor olsaydınız, gerçek gücünün “kontrol etmekte” değil, açık olma cesaretinde yattığını görmesi için onu nasıl bir davette bulunurdun?

İşe ona saldırarak ya da onu utandırmaya çalışarak başlamazdım. İnsanlar yargılandıklarını veya dışlandıklarını hissettiklerinde ideolojilerine daha sıkı sarılırlar. Dinleyerek başlardım. Bu alanlara derinden çekilen genç erkeklerin çoğu itibar, özgüven, kimlik ve anlam arıyor. Bu arzular yanlış değil. Soru, izledikleri yolun gerçekten oraya çıkıp çıkmadığıdır.

Ona muhtemelen şunu söylerdim: Her erkek eninde sonunda kontrolün güçle aynı şey olmadığını keşfeder. Kendi korkusuyla, kederiyle, şefkatiyle, belirsizliğiyle veya kırılganlığıyla yüzleşemeyen bir adam, dışarıdan ne kadar güçlü görünürse görünsün, yüzeyin altında kırılgan kalır. Gerçek cesaret, bir erkeğin kendisine karşı dürüst olmasıyla başlar. Açık kalplilik zayıflık değildir. Bir risktir. Ve gelişim her zaman risk almayı gerektirmiştir.

DUYGUSAL OKURYAZARLIĞIN ROLÜ

Sık sık “İçteki Mandala” (The Mandala Within) kavramından bahsediyorsunuz. Erkeklere duygusal okuryazarlık öğretmek, Manosphere’in zehirli unsurlarına karşı nasıl bir “aşı” görevi görebilir?

Birçok erkeğe duygusal yaşamın dili hiç öğretilmedi. Duyguları anlamayı değil, onları bastırmayı öğrendiler. Adı konulamayan şey, genellikle davranışlarla dışa vurulur. Utanç öfkeye, yalnızlık hırsa/göcenmeye, korku ise saldırganlığa dönüşür. “İçteki Mandala” kısmen, yüzeyin altında hayatımızı şekillendiren daha derin kalıpları —iç sesleri, yaraları, gerilimleri, özlemleri ve anlamları— tanımayı öğrenmekle ilgilidir.

Erkekler duygusal okuryazarlık ve öz farkındalık geliştirdiklerinde; öfke, suçlama veya tahakküm üzerine kurulu basitleştirilmiş anlatılara karşı çok daha az savunmasız hale gelirler. Kendini daha derinlemesine anlayan bir erkeğin, kendini tam hissetmek için abartılı erkeklik gösterilerine ihtiyacı kalmaz.

Tartışmayı “erkekler kadınlara karşı” ekseninden çıkarıp, erkekliğin koruyucu, besleyici ve yaratıcı bir güç olarak kutlandığı iş birlikçi bir yolculuğa nasıl dönüştürebiliriz?

Bence işe erillik ile dişilliğin düşman olmadığını, aksine bir ilişkinin parçaları olduğunu hatırlayarak başlamalıyız. Tanıdığım en sağlıklı erkekler, başkalarına tahakküm kuran erkekler değil. Kontrol etmeden koruyan, kibirlenmeden liderlik eden, şefkatini kaybetmeden güçlü kalabilen ve çevrelerindeki insanların hayatlarına anlamlı katkılarda bulunan erkeklerdir. Kutuplaşmanın ödüllendirildiği bir zamanda yaşıyoruz. Ancak insani gelişim nadiren ideolojik savaşlarla gerçekleşir; karşılaşma, diyalog, dinleme ve karşılıklı kabul ile gerçekleşir.

Sohbetin suçlamaların ötesine geçmesi ve yeniden ilişki zeminine dönmesi gerekiyor. Hem erkekler hem de kadınlar yaralar, bilgelikler, armağanlar ve sorumluluklar taşır. Gelecek, çatışmayı değil iş birliğini gerektirecek.

GELECEĞİN BİLGESİ

Gelecek on yılın “Yeni İnsanı/Erkeği” için vizyonunuz nedir? Dijital çağın yüksek sesli, öfkeli seslerini, kalbin sakin ve istikrarlı gücüyle nasıl gölgede bırakabiliriz?

Erkekliğin bir sonraki evriminin gücü, disiplini, cesareti, hırsı veya liderliği terk etmeyeceğine, aksine bunları derinleştireceğine inanıyorum. “Yeni Erkek”, sağlam duruşunu kaybetmeden duygusal olarak uyanık olacak. Kararlılığını kaybetmeden içsel muhakeme yeteneğine sahip olacak. Erkekliğin onaylanmak için sergilenen bir gösteri değil, dürüstlük ve bütünlük (bütüncüllük) yoluyla somutlaştırılan bir şey olduğunu anlayacak. Artık güç ile şefkat arasında bir seçim yapmak zorunda kalmayacak.

İnternetteki en yüksek sesler bir süreliğine dikkatleri üzerine çekebilir, ancak öfke tek başına insan ruhunu besleyemez. Eninde sonunda birçok erkek daha derin bir şeyin —anlamın, amacın, bağ kurmanın ve sahiciliğin— arayışına girer. Bence gelecek, ayakları yere basan erkeklere ait. İstikrarlı, mütevazı, cesur, duygusal olarak dürüst ve şefkatli olabilen erkeklere. Zayıf erkeklere değil. Bütünleşmiş erkeklere.

Clay Boykin hakkında:

Clay Boykin; yazar, uluslararası yaşam koçu, liderlik danışmanı ve liderlik, anlam, dönüşüm ile insani gelişim için bütünleştirici bir çerçeve olan Q-Cross™ Metodu’nun yaratıcısıdır. Eski bir ABD Deniz Piyade Kolordusu topçu subayı olan ve Motorola’da yirmi yılı aşkın süre iş liderliği yapan Boykin’in çalışmaları; pratik liderlik, duygusal okuryazarlık, derinlik psikolojisi ve kişisel dönüşüm arasında köprü kurmaktadır. The Mandala Within ve Circles of Men kitaplarının yazarı, In Search of the New Compassionate Male (Yeni Şefkatli Erkeğin Arayışında) podcast programının sunucusudur ve Gender Equity and Reconciliation International (GERI) bünyesinde eğitimler almıştır. Austin, Teksas’ta yaşayan Clay’in çalışmaları, bireylerin ve kuruluşların daha derin bilgelik, amaç ve gerçek insani bağ kalıplarını açığa çıkarmalarına yardımcı olmaya odaklanmaktadır.


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

damla_selin_tomru
Reklam ve halka ilişkiler alanında 12 yıl çalıştıktan sonra yaşam amacını keşfetme yolculuğuna çıktı. Bu yolculuk ona iki kitap, yeni bir alanda hizmet imkânı, kadim yerlere tur organize edebilme ve bu alanda röportajlar yapma hediyesini verdi. Heyecanla yeni hediyeleri bekliyor.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.