EVCİL HAYVANIM DEĞİL KİŞİSEL TERAPİSTİM DİYECEKSİNİZ
Farkındalık

Evcil hayvanım değil kişisel terapistim diyeceksiniz

Sizlerden de yapanlar oluyor mu bilmiyorum ama benim zor günlerimde uyguladığım bir metot var. Bu metot kedi göbeğine gömülme, kedi kalbi dinleme, kedi canlılığını hissetme adımlarından oluşuyor. Metot bu. Yazıldığı gibi bir metot. Dünyamda zor şeyler mi oluyor, kedilerime gömülüyorum, canım mı sıkkın, kedilerime gömülüyorum, umudumu mu yitirdim, kedilerime gömülüyorum. O spesifik ihtiyaç anında kedilerime ulaşamıyor muyum? Hemen sokak hayvanlarına yapışıyorum. Kedilerin, köpeklerin gözlerinin içine bakıyorum, kuşlarla konuşuyorum, salyangozlara isimler takıyorum, karıncaları, böcekleri izliyorum. Ama iyi ki, iyi ki eve döndüğümde o müthiş varlıklarla bir araya gelebiliyorum. Benim terapimin adı: Kedi terapisi.

Bu yazıda size kedilerin gırlamasının, köpeklerin sizinle kurduğu bağın, evinizi bir hayvan ile paylaşmanın bilimsel olarak kanıtlanmış faydalarını sıralamayacağım. Bu yazı tamamen kendi gözlemlerime ve deneyimlerime dayanıyor. Bunu yazmaya kendimde hak görüyorum çünkü ben kendimi bildim bileli evimi hep onlarla paylaştım. Onlarsız bir hayatım hiç olmadı. Benim için yuva her zaman bir hayvan eşlikçiliği ile olan bir şey.

Dante’den Neo’ya: Bir Kedinin İnsana Öğretebileceği Şeyler

Dante’den Neo’ya: Bir Kedinin İnsana Öğretebileceği Şeyler

Evlendikten ve kendi evim olduktan sonra, evimi paylaştığım hayvanlarla ilişkim çok daha fazla derinleşti. Hayvanların hayatımıza girdiği ve çıktığı zamanların özel olduğuna dair bir yazı daha önceden yazmıştım incelemek isterseniz. Hayvanlar alemine dair yakınlığım, evimi paylaştığım kedilerle çok daha derinleşti. İlk kedim Dante’ydi. Dante hayatımın en büyük değişiminin olduğu dönemde gelmişti ve biz her günümüzü birlikte geçirir olmuştuk. Ne zaman zorlansam, ağlasam ya da hasta olsam, gelir kalbimin üzerine oturur uzun uzun gırıldardı ya da yatakta baş ucumda, ayak ucumda nöbet tutardı. Nasıl olacak bu işler diye düşüncelere dalmışken bir anda gözlerim gözleriyle buluşurdu, gözleriyle adeta beni dinginleştirir, her şeyin yolunda olduğunu hatırlatırdı. Beni öyle çok severdi, bana öylesine aşıktı ki, ben ona güvenmeyi öğrenmiştim. Ne kadar mükemmel olduğuma inanmıştım. Çünkü eğer Dante seviyorsa ve kabul ediyorsa, kesin doğruydu benim için. O benim güzel zen üstadımdı. Onunla yollarım kesiştiği için kendimi hep çok şanslı hissettim. Bir gün gidişi ile bütün dünyam yıkıldı ama varlığı da yokluğu da beni baştan aşağı dönüştürmüştü. O gittiğinden beri 3 sene oldu ve ben eski ben olmadım bir daha. Sonra Neo vardı. Dante’nin son birkaç ayında evimizi 2 kediyle paylaşır olmuştuk. Yeni bir dengeyi öğrenme zamanıydı. Dante’nin tam zıttıydı Neo. Dante geceyse, Neo gündüzdü. O zamanlar bilmiyordum ama Dante gittiğinde bir süre de terapistim Neo olacaktı. Dante’yle 8, Neo’yla 4 yıl bu Dünya’yı paylaştık. Yakın bir zamanda Neo da gitti. Neo varken ise Luna girmişti hayatımızda. İlk kez bir dişi. Luna ise akışkanlığı, yumuşaklığı ve psişikliği ile bambaşka bir dünyaydı. Neo’nun gözünün bebeği, evimizin prensesiydi. Neo gidince, bizim kadar o da zorlandı. Yıllardır hayvanlarla kurduğum yakın iletişim sayesinde evcil hayvan psikolojisinden anlar olmuştum. Gözlerindeki bakıştan, kendilerini taşıma şekillerinden, çıkardıkları farklı seslerden neler olduğu hemen hissedebiliyordum. Luna zorlanıyordu evet fakat bu sefer de şans bu ya, evimize bir 3. kedi misafirdi, Kurabiye. Neo gitti, Luna zorlandı ve minik Kurabiye sayesinde rutinine hızla dönebildi. Biz ise tüm bu yaşam ve ölüm süreçlerinde bir bulup, bir kaybediyorduk sanki sevgiyi. Neo’nun gidişinde anladım ki ben de eşim de çok büyümüşüz, çok değişmişiz. Ölümle ve yasla ilişkimiz öyle farklılaşmış ki… İkimiz de çok iyi anlamışız: Kaybetmek diye bir şey yok sevgiyi aslında. Her gelen can kalbimizi daha da büyüttü, her birinin şahsına münhasırlığı bizi başka canlılara gerçek bir saygı duymaya ve kendi dışımızdaki alemi ise merakla kabule götürdü. Acıyla kalbimizi kapatmayı değil, daha da açmaya cesaret bulur olduk. Şimdi soruyorum size, bunun adı terapi değil de ne. Benim terapim, evet, koşulsuz sevgi terapisi.

Hayvanların Kalpten Konuşan Dünyası

Hayvanların Kalpten Konuşan Dünyası

Kendi yörüngenden çıkabilmenin, yalnızca kendi derdine ve tasana gömülü olma halinin önemli ilaçlarından biri başka varlıklara dikkatini vermek bence. Onların ihtiyaçlarını görmeye çalışmak, bağ kurmak, ilgini onlara yöneltmek, kendinden ve dertlerinden başka şeyleri önemsemek. Ben bunu hep söylüyorum, yıllardır. Evinde hiç hayvan beslememiş kişilere anlatıyorum. Bak diyorum, hayatın bir daha eskisi gibi olmayacak. Bunu anca yaşayan anlıyor. Neden bu kadar dönüştürücü? Bir sürü sebebi var. Kişinin farkındalık seviyesine göre deneyim elbette değişecektir ancak en basit seviyede, hayvanların masumiyeti, içimizde önemli yerlere dokunur. Kurak topraklar çiçeklenir adeta. Koşulsuzca bizi sevmeleri, bizim pek kullanmadığımız bir dili hatırlatır bize. Kalbin dilini. Kalpten konuştukça, kalpten bağ kurdukça, kalpten gördükçe kalp bağlantımız artar dünyayla ve dünyadakilerle. Sonra aynadır hayvanlar. O kadar masum ve ajandasızdırlar ki farklı seviyelerde bizi aynadıklarını bile fark edebilir, kendimize dair çok şey anlayabiliriz.

Bunların hepsi müthiş derecede tatmin ediciyken bu bağ hep daha da derinleşebilir üstelik. Onlardan birçok şey öğrenebilir, tüm varlıklara karşı farklı bir anlayış geliştirebiliriz. Anlayışımızın değişmesi demek ise aslında bizim değişmemiz demektir. Biz değişince ise dünyamız değişir. Hiç mi hiç büyük büyük konuşmuyorum inanın. Buraya yüzlerce insanı getirebiliriz ve onlara sorabiliriz hayvanlarla evlerini paylaşmaya başladıktan sonra hayatları ve kendileri nasıl değişti diye. Eminim sonunda birbirinden güzel hikayeler duyarız.

Hayvanlarla Yaşamak: Umudu ve Bağ Kurmayı Hatırlamak

Hayvanlarla Yaşamak: Umudu ve Bağ Kurmayı Hatırlamak

Yaşamla ve doğayla başka türlü bir bağ kurmanın yollarından biridir evimizdeki hayvanlar. Travmatik bir deneyim bile yaşasak hemen silkelenip devam edebileceğimizi işaret eder bize kediler. Ne yaparsak yapalım sonsuz sadakatleri ve sevgiyle oradadır köpekler ve işte o zaman hissettiğimiz değersizlik azalır belki de. Biz insanlar sadece karada var olabilir iken, gökyüzünü yaşar kuşlar. Bildiğimizden daha fazlası ve sonsuzluğu anımsatır. Aynı şekilde denizdeki balıklar. Bilmediğimiz alemlerin bilmesek de orada olduğunun kanıtıdır. Başka türlü var olmanın umudunu hayvanlarda bulabiliriz ve işte bu en büyük iyileşmelerdendir. Başka ihtimallere açılmak, başkalarını merak etmek, araştırmak, deneyimlemeyi arzulamak… Umuttur nihayetinde insanı devam etmeye motive eden. Ve hayvanlar umudun en önemli kaynaklarındandır.

Eğer kaybettiyseniz umudunuzu, dünyanın kötüye gittiğine inanıyorsanız, mutsuzsanız, belki de bir evcil dost edinmenin ya da hali hazırda olan dostunuz ile başka türlü bir bağ kurmayı denemenin vakti gelmiştir, ne dersiniz?


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Aslıhan Aydoğan Büyükakgül
1988 yılında doğdu. 21 yaşında Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Çalışma hayatına özel sektörde başladıktan 5 sene sonra, istediğinin bu olmadığına karar verdi ve hayallerinin peşine düşmek için işinden ayrıldı. 27 yaşında oyunculuk dersleri almak adına çıktığı yol onu kendi özüne doğru olan yoluna da yönlendirdi. Bu süreçte birbirinden farklı birçok eğitim aldı. Bu eğitimler hem bilişsel bilgileri, hem mistik ilimleri içermekteydi. Şimdi ise oyunculuğun yanı sıra tüm bu deneyimleri esentezleyerek tasarladığı atölyeler, danışmanlıklar ile kişiler ile birebir çalışmalar yapıyor.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.