YAZIN VÜCUTLARIMIZIN İHTİYACI OLAN HAFİFLİK
Farkındalık

Yazın vücutlarımızın ihtiyacı olan hafiflik

Sizin vücut yazlık mı kışlık mı? Nee kışlık mı? E yazlık kışlık yapmanın zamanı çoktan geldi de geçti, siz ne yapıyordunuz? Cık cık cık. Hemen kaldırın o kışlık vücudunuzu ve derhal yazlık vücudunuza geçin. O kadar da uyardılar “yaz yaklaşıyor, vücudunuzu yaza hazırlayın” diye. Neyse. Zararın neresinden dönerseniz kardır.

Merak etmeyin sizi hemen yaz vücudunuza hazırlayacağım. Hafiflemek için tek yapmanız gereken şu adımları izlemek:

1- Sosyal medyanızı kontrol altına alın. Diyet, öncesi sonrası, hızlı kilo çözümleri, estetik, çarpık güzellik algısı gibi konseptleri pazarlayan hesapları eleyin, oh 5 kg kalktı bile omuzlarınızdan hissettiniz mi?

2- Dolabınızda artık size uymayan, “zayıfladığımda giyerim” diye sakladığınız kıyafetlerden acilen kurtulun. Bağışlayın, satın, atın hemen. Ve koşarak kendinize yazın içinde konforlu hissedeceğiniz, tiril tiril, uçuş uçuş, eğlenceli, neşeli, giydiğinizde içinde iyi hissedeceğiniz ciciler alın. Hmmm harika bir detox etkisi, hissettiniz mi?

3- Yemeklerle barış yapmak için çaba sarf edin. Onları iyi, kötü diye etiketlemekten vazgeçin. Yemek yakıttır, yemek konfordur, yemek eğlencedir, yemek beslenmektir, yemek olmazsa olmazdır. Yediklerinizi seçerken bedeninizden nefret ettiğiniz için değil, onu çok sevdiğiniz için böyle bir seçim yaptığınızdan emin olun. Ohhh! Hopp bir 2 kg aldınız ama merak etmeyin kastan aldınız. Artık daha güçlüsünüz!

4- Hatırlayın, bedeniniz bir obje değil, o bir enstrüman. O bir uzay gemisi. O yegâne eviniz. Nefret ettiğiniz bir bedende hiçbir zaman evde hissedemezsiniz. Evinize yerleşmenin ve onun içinde konforlu olmanın yollarını araştırın. Buna, bedeninize sadece var olduğu için minnet duyarak başlayın. Tebrikler! Artık çok daha hafifsiniz. Özgürsünüz. Hayatınızın tadını çıkarmaya, deneyimlerinizi deneyimlemeye hazırsınız. Nasıl ama müthiş bir hafiflik değil mi?

Bedeninin Kusurları Zihnini Ele mi Geçiriyor?

Bütün bunları duymak size de daha iyi gelmiyor mu? Zayıflama başarımızı kutlayacağımız yere birçok şeyin üstesinden gelmemize yardım eden gücümüzü kutlayabiliriz! Yeteneklerimizi, yapabildiklerimizi, varlığımızı, yaşamımızı kutlayabiliriz! Çünkü…Size de gelmedi mi bu gına? Ben “yaza vücut hazırlamak” derken artık yukarıdaki kadar sığ bir şey algılıyorum. Benim için bunun sağlıkla, fitlikle hiçbir alakası yok. Bu düpedüz “şu göbeğini erit de sahildekilerin gözleri acımasın, ay o selülitlerden kurtul da şort giymeye hak kazan, yoksa cezalısın, zayıf olursan cennetin kapıları önünde açılır” demek. Neden yazınki vücudumuzla kışınki vücudumuz birbirinden yine “ayrı”. Doyamadık şu bedenimizi parça parça, sezon sezon, beden beden, kalıp kalıp ayırmaya.

Hiç durup düşünüyor musunuz siz de “neden benim için bu kadar önemli selülitlerimin olması, neden pırtlayan göbeğim bir acil durum uyarısı, neden kalın kollarım utanılası, neden vücudumdaki girinti çıkıntılar korkulası” diye? Ben düşünüyorum. Neden bu kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Düşünüyorum, çünkü çok sağlıklıyım, çok güçlüyüm, çok becerikliyim, çok yetenekliyim ama günün sonunda bedenimin “kusurları” zihnimi ele geçirebiliyor ve ben bir “piece of shit” gibi hissediyorum. Kusura bakmayın bu tabir için ama öyle. Sonra düşünüyorum. NE-DEN? Çünkü öğrendik, içselleştirdik kusurlu olduğumuzu ve aynaya baktığımızda da kusurlardan başka bir şey göremez olduk. Çünkü kusurlular sevilmez, beğenilmez, yargılanır, kabul edilmez. Mükemmel olmalıyız, her anlamda. Ne büyük baskı! Bu mümkün mü? Kendimiz olurken bile filtreliyoruz kendimizi ve elbette ki bedenimizi, yüzümüzü, tüm varlığımızı. Yaşamı, bedenimizi, sağlığımızı ciddiye almalıyız evet ancak bunu bile yanlış anladık. Yanlış şeyleri ciddiye aldık. Sonra sistem bizi yuttu, sindirdi ve tükürdü. Kayıplar verdik, veriyoruz. Artık YE-TER!

Bu Bedene Bir Daha Asla İhanet Etmeyeceğim

Biliyorsunuz çok yakın bir zamanda Nihal Candan’ın vefat haberini aldık. Ona üzüldük. Bedeniyle ilişkisinde geldiği çarpık noktaya şok olduk. Peki farklı olduğumuzu mu sanıyoruz ondan? Evet belki o işleri biraz daha ileri götürdü ama yarın bizim götürmeyeceğimiz ne malum? Ya da belki de kendimize bile ifade etmekten utandığımız bazı davranışlarımız var ve çoktan tuzağa düşmüş durumdayız. Ben itiraf ederek başlayayım: Üniversitede yosun hapı kullandım. Yediklerimi ağzımda çiğneyip tadını alıp ardından çöpe tükürdüğüm zamanlarım oldu. Diyetimi bozduğum zamanlarda kusmayı denedim. Onlarca sosyal buluşmayı kot pantolonum artık dar geldiği için iptal edip günümü odamdaki halının üzerine ağlayarak geçirdim. Kilo aldığım dönemlerde tanıdık birileriyle karşılaşmaktan korktum. Yaz geldiğinde bir önceki yaz giydiklerim dar gelecek diye ödüm koptu, bol geldiğinde mutluluktan uçtum. Kendimi aç bıraktım, aç kaldıkça yeme suçluluğundan özgür hissettim. Daha sayabilirim. Bu saydıklarımdan bazılarının hala etkisi altına girebiliyorum bazen. Bunca farkındalığa, bunca deneyime, bunca iyileşmeye rağmen. En azından artık çevrilen oyunları görebiliyorum. Artık kafamın içinden geçenlerin bilincindeyim. Ve sözüm söz, bu bedene bir daha asla ihanet etmeyeceğim. Ona zorbalık yapmayı bıraktım.

Size bedenlerinizi olumlayın demiyorum. Size sevmediğiniz bir şeyi sevmeye ya da beğenmeye çalışın da demiyorum. Size “acaba bedenime yüklediğim tüm bu anlamlardan özgürleşebilir miyim” sorgulaması yapın diyorum. “Acaba bedeninizi sadece var olduğu için kutlayabilir misiniz” diyorum. Size “hayattasınız, yaşıyorsunuz ve bu bedeniniz sayesinde, sizce de daha iyi bakılmayı, kabulü ve şefkati hak etmiyor mu” diyorum.

Dilerim kendimizle gerçek bir yüzleşme yaparız. Dilerim “medya yüzünden, sektör yüzünden, x, y, z yüzünden” diyerek şikâyet etmeyi bırakır, bütün bunlarla bizim kendimize ne yaptığımızı fark eder ve bunun sorumluluğunu alırız. Bu konuda sanki uzatmaları oynuyoruz gibi hissediyorum ben. Biraz daha ciddi olmazsak bu konuda, bazı tercih etmeyeceğimiz sonuçlarla baş etmemiz gerekecek. Bedenimizin sağlığı tek başına var olamaz. Beden, zihin ve ruh bir bütündür. Artık bütüncül bir iyileşmeye gitmemizin ve yazları, baharları, kışları yaşamaya, kutlamaya, neşeye odaklanarak geçirmenin zamanıdır.

Tebrikler, buraya kadar okuduysanız, siz de önemli bir şeylere aymışsınızdır demektir. Dilerim ki bedeninizi değil de aslında algınızı yaza hazırlamanız gerektiğini, asıl ihtiyacınız olanın tüm bu yargılardan hafif olmak olduğunu anlamış ve bunun için bir şey yapmaya karar vermişsinizdir. Yolculuğunuzu ve farkındalığınızı duymayı çok isterim. Dilediğinizde benimle paylaşabilirsiniz. Sevgi olsun!


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Aslıhan Aydoğan Büyükakgül
1988 yılında doğdu. 21 yaşında Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Çalışma hayatına özel sektörde başladıktan 5 sene sonra, istediğinin bu olmadığına karar verdi ve hayallerinin peşine düşmek için işinden ayrıldı. 27 yaşında oyunculuk dersleri almak adına çıktığı yol onu kendi özüne doğru olan yoluna da yönlendirdi. Bu süreçte birbirinden farklı birçok eğitim aldı. Bu eğitimler hem bilişsel bilgileri, hem mistik ilimleri içermekteydi. Şimdi ise oyunculuğun yanı sıra tüm bu deneyimleri esentezleyerek tasarladığı atölyeler, danışmanlıklar ile kişiler ile birebir çalışmalar yapıyor.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.