Shenpa: İnsan Neden Kendi Yarasına Tekrar Tekrar Döner?
Kitap

Shenpa: İnsan neden kendi yarasına tekrar tekrar döner?

Bazı acılar zihinde tekrar tekrar yaşatıldığı için büyür. Budist psikolojide bunun adı Shenpa.

Zihnin Kancaya Takıldığı Yer

Bazı günler dışarıdan bakıldığında son derece sıradandır. Telefonuna kısa bir cevap gelir, biri beklediğin ilgiyi göstermez, bir toplantıda adın anılmaz, sevdiğin insanın ses tonunda hafif bir mesafe hissedersin. Gündelik hayatın içinde bunlar küçük aksaklıklar, önemsiz pürüzler gibi görünür. Zaten modern yaşam bize hep aynı şeyi fısıldar: Devam et, büyütme, kafana takma. Gün, görevler ve akış sürerken insanın duygusal sarsıntıları çoğu zaman görünmezleşir.

Oysa insan zihni hiçbir zaman yalnızca o anın içinde yaşamaz. Antropologların uzun zamandır söylediği gibi insan, olaylara doğrudan tepki veren bir canlı değil; olaylara anlam yükleyerek yaşayan sembolik bir varlıktır. Başımıza gelen şeyin kendisinden çok, onun bizde neyi çağırdığıyla şekilleniriz. Bir cümle sadece cümle olarak kalmaz; statü, kabul, dışlanma, sevilme, görülme gibi çok daha eski toplumsal kodlara bağlanır. Çünkü insanın en ilkel korkularından biri, grubun dışına düşmektir. Binlerce yıl boyunca hayatta kalmak, bir topluluğa dahil olmakla mümkün oldu. Görülmemek, önemsenmemek, geri planda kalmak bu yüzden zihinde yalnızca bugüne ait bir rahatsızlık üretmez; türün hafızasında kayıtlı aidiyet alarmını da çalıştırır. Bu nedenle bir bakış bazen saatlerce içimizde dolaşır. Bir sessizlik yalnızca sessizlik olarak kalmaz, terk edilme ihtimaline dönüşür. Kısa yazılmış bir mesaj, değersizlik hissini dürter. Dışarıdan bakıldığında “abartı” gibi görünen birçok iç tepkinin altında, insanın toplumsal varlık oluşundan gelen bu kadim hassasiyet vardır: Kabul görmek, seçilmek, dışarıda bırakılmamak.

İnsan dediğimiz canlı yalnızca biyolojik değil, ilişkisel bir organizmadır; sinir sistemi bile tek başına değil, ötekilerle kurduğu bağlar içinde şekillenir.

İnsan dediğimiz canlı yalnızca biyolojik değil, ilişkisel bir organizmadır; sinir sistemi bile tek başına değil, ötekilerle kurduğu bağlar içinde şekillenir. Bu yüzden küçük bir mesafe işareti bedende büyük bir sıkışma yaratabilir. Çünkü beden olayın boyutunu değil, bağın tehdit altında olup olmadığını okur.

Budist psikolojide bu yakalanma anına Shenpa denir. Tibetçe bu kelime, “kancaya takılmak” anlamına gelir. Zihnin ve bedenin küçücük bir rahatsızlık noktasına ilişip oradan kendini çekememesi. Fakat Shenpa yalnızca bireysel bir hassasiyet değildir; insanın tarihsel ve duygusal hafızasının bugünün olaylarına verdiği görünmez yanıttır. Çünkü bizi takan şey çoğu zaman olayın kendisi değil, onun kabul edilme, ait olma ve güvende kalma ihtiyacımıza dokunduğu yerdir.

Bir şey olur ve geçer. Dışarıda gerçekten birkaç saniyelik bir olay yaşanmıştır. Ama içeride o saniye uzar, genişler, dallanır. Zihin ona tutunur, beden onu taşır, hafıza onu eski yaralarla birleştirir. Küçücük bir pürüz böylece koca bir duygusal iklime dönüşür. Shenpa tam da burada başlar: İnsan yaşadığı olayı yalnızca yaşamaz, duygusal hafızasının bütün koridorlarında yankılandırır.

Acı Bazen İçeride Çoğaltılır

İnsan canını yakan her şeyden aynı ölçüde etkilenmez. Bazı şeyler olur, üzülürsün ve hayat devam eder. Bazıları ise neredeyse saçma denecek kadar küçüktür ama bütün gününü ele geçirir. Sabah yaşanan minicik bir an, gece yastığa başını koyduğunda hâlâ seninledir. Hatta bazen günler sonra bile zihnin aynı yere dönüp durur. Dışarıdan bakıldığında abartılı görünür bu. “Alt tarafı kısa cevap verdi”, “alt tarafı yüzü düştü”, “alt tarafı aramadı” denir. Fakat insan ruhu alt tarafı diye çalışmaz. İnsan, olanı olduğu kadar yaşamaz; ona dokunan anlamı da yaşar. Bu yüzden hissettiğin ağırlıkla yaşanan olayın büyüklüğü çoğu zaman birbirini tutmaz.

Bir mesaj geç gelir mesela. Teknik olarak yaşanan şey yalnızca budur: gecikmiş bir mesaj. Ama zihnin onu kendi halinde bırakmaya hiç niyetli değildir. Birkaç saniye içinde görünmez klasörler açılır. Demek ki önemsenmiyorum. Yine aynı şey oluyor. İnsanlar zaten eninde sonunda gidiyor. Küçük bir gecikme bir anda terk edilme duygusuna bağlanır. Dışarıda birkaç dakikalık bir boşluk vardır, içeride ise yılların birikimi ayağa kalkmıştır. İnsanın en çok zorlandığı yer tam da burasıdır: Olayı yaşamaktan çok, olayın etrafında büyüyen iç yankıyla baş etmek.

Pema Chödrön - Sıçrayış
Pema Chödrön – Sıçrayış

Budist öğretmen Pema Chödrön Sıçrayış kitabında Shenpa’yı anlatırken kaşıntıyı kaşımaya benzetir. İlk başta hafif bir rahatsızlık vardır. İnsan onu rahatlatmak ister ve kaşır. Kaşıdıkça rahatlayacağını sanır. Oysa kaşıdıkça deri tahriş olur, tahriş oldukça kaşıntı büyür. Zihin de tam olarak bunu yapar. Rahatsızlığı çözmek için düşünmeye başlar, düşündükçe derine iner, derine indikçe yeni düşünceler üretir. Bir süre sonra ilk acıdan çok, zihnin onun etrafında ördüğü ağ yorucu hale gelir. O yüzden insanı çoğu zaman büyük darbeler değil, içeride durmadan çevirdiği küçük darbeler tüketir. Olay dışarıda bir kez olur; zihin onu içeride kırk kez yaşatır.

Her Yeni Tetik, Eski Bir Kapıyı Açıyor

Shenpa’nın bu kadar güçlü çalışmasının sebebi, bugünkü hiçbir olayın aslında tek başına bugüne ait kalmamasıdır. İnsan zihni dosyalama sistemi gibi çalışmaz; çağrışım sistemi gibi çalışır. Şimdi olan şey, geçmişte kapanmamış ne varsa ona değip geçer. Bazen de değip geçmez, içeri dalar.

Bugün biri seni görmezden gelir ve sen yalnızca bugünkü hayal kırıklığını yaşamazsın. Çocukken fark edilmediğin anlar hafifçe doğrulur. Gençken geri planda kaldığın zamanlar da. Bir ilişkide ihmal edildiğin o tanıdık his de. Bugünkü olay onların üzerine yapışır ve olduğundan çok daha büyük hissedilir. Bu yüzden bazı duygular “neden bu kadar büyüdü?” sorusuna mantıklı cevap vermez. Çünkü mantık bugünü okur, beden geçmişi.

Bazı insanlar tek bir eleştiriden günlerce çıkamaz. Bazıları bir tartışmadan sonra aynı diyaloğu zihninde elli kez yeniden kurar. Bazıları bir ayrılıktan sonra kişiden çok, içeride harekete geçen terk edilme tanışıklığıyla uğraşır. Yeni bir olay gelir ama insanın canını asıl acıtan, onun içeride dokunduğu eski kapıdır. Böyle zamanlarda bizi en çok yoran şey dışarıdaki insan değil, içeride çok iyi tanıdığımız o eski histir.

İlişkiler Neden Shenpa’nın En Verimli Alanıdır?

İlişkiler Neden Shenpa’nın En Verimli Alanıdır?

İnsan zihninin en hızlı takıldığı yerin yakın ilişkiler olması tesadüf değildir. Çünkü sevgi, seçilme, görülme, önemsenme, terk edilmeme… bütün temel ihtiyaçlarımız burada sınanır. Sevdiğin insanın yüzündeki küçücük bir değişim, normalde hiç takılmayacağın bir cümle, biraz eksik ilgi… Bunlar dışarıdan küçük detaylar gibi görünür ama içeride bir anda devleşir.

Çünkü partnerinle konuşurken yalnızca partnerinle konuşmuyorsun aslında. Kendi değersizlik korkun da masada. Yeterince seçilmeme endişen de. Güvende olup olmadığını test eden o görünmez radar da.

Bir mesaj geç gelir ve sen yalnızca mesaj beklemezsin, onay beklersin. Bir cümle yarım kalır ve sen yalnızca cümleyi değil, ilişkinin zeminini de sorgularsın. Bu yüzden birçok ilişki tartışması görünen sebepten çok daha büyüktür. Konu mesaj değildir; konu “ben burada ne kadar önemliyim?” sorusudur. Konu ses tonu değildir; konu “yine mi dışarıda kalacağım?” endişesidir.

Shenpa ilişkilerde biraz bağımlılık gibi çalışır. Rahatsızlık verir ama tanıdıktır. İnsan tanıdığı acıyı bırakmakta zorlanır çünkü orada nasıl hissedeceğini bilir. Bilinmeyen huzur, bazen tanıdık huzursuzluktan daha ürkütücüdür.

Özgürlük Bazen Takip Etmemekten Gelir

Modern insan rahatsızlık hissettiği anda harekete geçmeye şartlanmış durumda. Düşün, analiz et, konuş, açıklık getir, çöz. Oysa Shenpa çok ters bir şey söylüyor: Her rahatsızlık çözülecek bir problem değildir. Bazı rahatsızlıklar yalnızca geçmesi beklenecek bir dalgadır.

İçinde sıkışma oluştuğunda hemen mesaj atmazsan ne olur? Hemen kendini suçlamazsan? Hemen zihninde senaryo yazmazsan? İlk bakışta hiçbir şey olmuyor gibi gelir ama aslında çok önemli bir şey olur: İçerideki kanca derine geçmez. Rahatsızlığın ilk saniyesinde otomatik davranmadığında, zihnin yıllardır kullandığı yol kesintiye uğrar. O küçücük boşluk, insanın kendine yeniden sahip çıktığı yerdir.

Bizi tüketen şey çoğu zaman hayatın sertliği kadar, zihnimizin o sertliği durmadan çoğaltma alışkanlığıdır. Bir olay gelir ve canını yakar, evet buna engel olamazsın. Ama o olayı zihninde kaç gün misafir edeceğin, işte burada başka bir seçim başlar.

İnsan canı yandığında, yarasını sonsuza kadar kaşımamayı öğrendiğinde mi büyür, ne dersin?


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Aslı Yirsutimur
Aslı Yirsutimur, iletişim, yazarlık ve içerik stratejisi alanlarında çalışan bir içerik editörü ve yazardır. Kişisel gelişim, psikoloji, kültür ve dijital dönüşüm ekseninde; yüzeysel motivasyon dilinin ötesine geçen, düşünsel derinliği olan metinler üretir. Yazılarında bireysel deneyim ile toplumsal bağlamı birlikte ele alır; çağdaş insanın duygusal, zihinsel ve iletişimsel meselelerini eleştirel bir perspektifle inceler. Dijital içerik üretimi, editoryal kurgu ve anlatı dili üzerine çalışmakta; farklı mecralar için nitelikli ve sürdürülebilir içerik modelleri geliştirmektedir.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.