O’dur ki gökten rahmetini indirir ve o suyla her türlü hayat filizlenir. Yeşil sürgün olur, ardından bereket fışkırır. Kimi birbirine benzer, kimi benzemez ama hepsi O’ndandır: taneler, salkımlar, dallar… Ve o narin zeytinler.
Sen hiç meyve veren bir zeytin ağacının gövdesine sarıldın mı? Toprağa kök salmış ama göğe dua gibi yükselen bir beden o. Asırlık sessizliğiyle şahitlik eder geçmişe, yaprak yaprak anlatır sabrı, bereketi, tevazuyu.
Zeytin yalnızca bir meyve değildir. Bir halkın duasıdır, bir annenin bereketle yaktığı kandildir, bir çocuğun ekmeğini bandığı sevincidir ve en çok da bir ayettir.
Rabbimiz buyurur: “Meyve verdiklerinde ve olgunlaştıklarında bakın onlara!” Zeytin olgunlaşırken sadece meyve vermez, insana da olgunlaşmayı öğretir. Her darbeden sonra daha güçlü yeşerir zeytin. Kesilmekle tehdit edildiğinde bile sessizce direnç gösterir. Çünkü zeytin sabrın adıdır. Ve sabır, toprağın Allah’a secdesidir.

Bir zeytin ağacını kesmek sadece bir dalı budamak değildir; Allah’ın bir ayetini yırtmaktır. Kudüs’ün gözyaşıdır o, Filistin’in köküdür, İstanbul’un sabahıdır, Anadolu’nun duasıdır.
Ey kalbi diri olan, ey ayetleri sadece okumakla değil, yaşamla anlamak isteyen! Dokunma zeytine. Çünkü o, gökten inen rahmetle yoğrulmuş bir sırdır. Kesme ki bereketin kesilmesin. Yıkma ki köklerin kurumasın. Biz emanete ihanet etmeyelim diye yeryüzü bize sadece geçici verilmiş bir meskendir. Ve her ağaç, Rabbimizin bize birer hatırlatmasıdır.
Zeytini korumak, ayeti yaşatmaktır. Zeytine dokunma. Çünkü o, susarak Allah’ı zikreder.
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

