Bazı insanlar hayatı kendileri için kolaylaştırmayı çok iyi becerirler. Gıptayla gözlemlerim onları. Devlet dairesinde halledilecek bir iş, düzenlenecek bir organizasyon, yapılacak bir pazarlık, edilecek bir telefon. Hop! Yapıverirler, hallediverirler. Bunu yapmadan önce de uzun uzun düşünüp planlama yapıp strese girmezler. Hatta bazen karşı tarafı strese sokarlar.

Bir de benim gibiler vardır. Daha devlet dairesine gitme ihtimali belirdiği an tüm geçmiş travmaları geri gelenler, birinden bir şey istememek için kendinden on katını sunmaya hazır olanlar, yeter ki diğerleri üzülmesin, sıkılmasın, mahcup olmasın diye kendinden verdikçe verenler. Başkasının hakkına girmeyeyim derken kendilerinin hakkına girenler… Hani Başak burcu vurgusu ile paylaşılan bir post var ya, belki görmüşsünüzdür. Şöyle bir şey:
“Lütfen bana adres sormayın sonra bütün gün sizi düşünüyorum, bulabildiniz mi diye?”
İşte burcumuz ne olursa olsun burada bahsedilen ben ve benim gibiler.
Neyse ki hayat bizlere hediye insanlar gönderiyor. Önceki gün sıkışık bir anımda telefona sarılıp aradım bir kadını. Gerekli bilgileri aldım ve kapattım. Biraz sonra düşündüm, onu ne kadar rahat aradığımı, sorularımı ne kadar rahat sorduğumu, onun da benimle nasıl da destekleyici konuştuğunu. Ne kadar şanslıyım dedim, bu ne büyük konfor. Ona kalbimden bir teşekkür gönderdim.
Sonra diğer insanlarım gelmeye başladı gözümün önüne.
Onlar ki bazıları, bırakın her gün, belki ayda yılda bir yüz yüze gördüğüm, bazen hayatımda tek sefer karşılaştığım kişiler… Aramızda asla sevgi sözcükleri alışverişi yapılmayacak, bir kucaklaşma yaşanmayacak insanlar…

Peki neden böyleler? Bu kadar yardımsever, destekleyici ve kolaylaştırıcılar?
Burada bence yine sevgiye geliyoruz. Ama kişilere bölünmüş parçalı sevgiler değil de daha büyük bir kaynağa… Hayata, insana, kendine, bütüne duyulan bir sevgi. Çelebi ruhlu bu insanlar düşünmeden, hesap kitap yapmadan ama kendilerinin de hakkına girmeden destekliyorlar… Hamurları böyle yoğrulmuş, dünyaya gelirken kalplerine bir damla şefkat, bir damla merhamet, bir damla empati konulup sevgiyle yoğrulmuşlar sanki.
Bazen vergi dairesinde çıkar karşınıza, bazen hastanede, bazen toplu taşımada, aracınız arızalandığında, yolunuzu kaybettiğinizde, bazen de bir alışveriş esnasında. Hz. Hızır misali ama büyük olaylarda değil de hayatın içindeki küçük küçük meselelerde yanınızda beliriverirler. Ama bunu yaparken kendilerini zorlamazlar, aşırıya kaçıp huzursuzluk vermezler, her şey doğal bir akışta gerçekleşir. Hiçbir şey yapmasalar bile varlıklarını bilmek yeter bazen de.
İşte bunca satırı onları fark etmemiz için yazdım. Eşimizi dostumuzu, daima yanımızda olanları değil de bizimle doğrudan ilişki bağı olmayan ama yine de bizi sadece varoluşumuzdan ötürü önemsediğini hissettiğimiz insanları hatırlayalım, fark edelim ve teşekkür edelim diye. Bunu yaptığımızda aramızda kurulacak görünmez bağların dalga dalga yayılarak yeni görünmez bağlara vesile olmasını sağlayalım diye…

Peki biz o insanlardan biri miyiz?
Soyunma kabininde denediği kıyafetleri özenle askıya yerleştiren, bir esnafın tezgahından yere düşmüş ürünü sadece gözüne iliştiği için eğilip yerden alan, içinden çıkamadığınız bürokratik bir işlem için kolay yolları gülümseyen bir yüzle ve sabırla size anlatan, daha fazla para ödememeniz için size aklınıza dahi gelmeyecek seçenekleri öneren, “merak etmeyin hallederiz” diyen, “korkacak bir şey yok” diyen, telefonun diğer ucundan sorularınızı yanıtlarken sıcaklığını hissettiren ve böylece “güvende” hissetmenizi sağlayan insanlardan biri miyiz biz de? Sistem bizi ekranlara hapsedip birbirimizden iyice uzaklaştırır ve “daha hızlı ol, öne geç, daha çok sat, daha büyük paket sat, daha çok harca, daha çok tüket, ne yaparsan yap sat, kandırarak da olsa o parayı kap” diye üstümüze gelirken özüne ihanet etmeyenlerden miyiz?
Belki de bu dünya tüm zorluklarına karşı o insanların varlığı sayesinde hala dönebiliyordur.
Sadece kendi hayatımızı kolaylaştırmaya çalışmak yerine, bütünü kolaylaştırmaya destek olmaktır belki de huzurun kaynağı. Belki bir insanın nefesi rahatladığında, dünya da biraz daha ferahlıyordur.
Bir dahaki sefere vergi dairesinde biri size “Hallederiz, merak etmeyin” dediğinde gülümseyin.
Belki de O’dur günün mucizesi…
Sevgiyle kalın…
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

