Bir zamanlar komedyenler sahneye çıkardı, gösterisini yapardı ve aylarca ortadan kaybolabilirdi. Bugün ise algoritmaların arasında ayakta kalmaya çalışan bir komedyenin işi sadece insanları güldürmek öte görünür olmak, içerik üretmek, yorumlarla baş etmek ve sürekli hatırlanmak zorunda kalmak. Peki mizah gerçekten değişti mi, yoksa sadece onu tüketme biçimimiz mi dönüştü?
Sosyal medyanın herkesi potansiyel bir içerik üreticisine çevirdiği bir çağda komedyen olmak nasıl bir deneyim? Z kuşağı neye gülüyor, neye alınabiliyor ve neden her şey bir anda “red flag” ya da “travma” olarak tanımlanmaya başladı? Mümkün Dergi için yeni nesil komedyenlerden Zafer Erbil ile mizahın değişen doğasını, sosyal medya çağında komedyenliğin neye dönüştüğünü, Z kuşağının çelişkilerini ve günümüz Türkiye’sinde gülmenin anlamını konuştuk.
Artık Sadece Güldürmek Yetmiyor
Eskiden komedyen dediğimiz insan yılda bir özel gösteri çıkarıyordu. Şimdi her gün story atması gerekiyor. Sence komedyenlik değişti mi?
Komedyenlik değişti ama tüketimden kaynaklı değişti. O yüzden de her gün story atmak gerekiyor çünkü insanlara hep bir hatırlatıcı bırakmak zorundasınız çünkü 3 saniye kalıyorlar bir story üzerinde veya bir post üzerinde.

Bir şakayı artık sahne için mi yazıyorsun yoksa keşfete düşsün diye mi?
Şaka ortaya çıkınca o biraz kendini belli ediyor aslında bu reelslara olur bu sahnede anlatılır. Ha tabii rasyonel bir yanı yok bunun tamamen kendime göre belirliyorum.
Sosyal medyada herkesin komik olmaya çalıştığı bir dönemde komedyen olmak zorlaştı mı?
Aslında hem zor hem kolay çünkü çok fazla tüketici var ve içeriğinizi seven birilerinin çıkması artık daha olası ve tabii eğer gerçekten iyiyseniz aradan sıyrılmanız ve kendinizi belli etmeniz daha rahat olabiliyor. Zor yani ise tam olarak sorunun içerisindeki kısımdan kaynaklanıyor, ‘’sosyal medyada herkesin komik olmaya çalışması’’ yapılan işin genel manada kalitesini etkiliyor ve insanların da bazı konularda öönyargı geliştirmesine sebep oluyor.
Eski komedyenler yeni nesli fazla “hızlı tüketilen” buluyor. Sen eski nesil komedyenleri fazla “dokunulmaz” buluyor musun? Nasıl görüyorsun?
Evet hızlı tüketiliyoruz doğru çünkü teknoloji gelişti. O yüzden şu an kalıcı olmayı başaran komedyenlerin başardığı şey çok daha farklı bir klasmanda değerlendirilmeli ve eski nesil komedyenlerden kimseyi dokunulmaz görmüyorum ancak onlar yaptığımız işin bir nevi Hasan Tahsinleri olduğu için çok büyük saygı duyuyor ve seviyorum. İnsanlara gülmeyi öğrettiler.
Etkilendiğin eski bir komedyen var mı?
Etkilendiğim birisi olduğunu düşünmüyorum yani Cem Yılmaz’ı çok sever ve izlerim ancak kendi tarzımı geliştirmeye uğraşıyorum.
Senin kuşağının en büyük avantajı ne sence?
Konu, mekân, olay fark etmeksizin çok çabuk adaptasyon sağlıyor oluşumuz. Bu adaptasyon kendi içerisinde kırılımlar içeriyor tabii. Pratik düşünebilme, yaratıcı çözüm üretebilme gibi de avantajları da var.
Peki en büyük dezavantajı?
Çabuk unutabiliyoruz maalesef. Bu da tüketimin çok hızlanmasından kaynaklı bence. Çok hızlı adapte olabilmek her zaman da iyi bir şey değil maalesef.

Artık herkesin alınabildiği bir çağda mizah yapmak zorlaştı mı?
Evet, herkes hem mecazen hem de gerçekten ‘’alınabildiği’’ için bu çağda mizah yapmak zor.
Z kuşağını üç kelimeyle tanımlaman gerekse hangi kelimeleri seçerdin?
Cin Fikirli, Hem ‘’Rahat’’ hem de ‘’Diken Üstünde’’
Yeni nesil en çok neye gülüyor?
Bazen ben de neye güldüğümüzü bilmiyorum. Sadece gülmeye ihtiyacımız olduğunu biliyorum.
Z kuşağının mizah anlayışını eski kuşaklardan ayıran en büyük fark ne? Gençlerin mizahı artık daha politik mi, daha absürt mü yoksa daha karamsar mı?
Politik şeylere gülüyoruz ancak bu aslında 18-26 yaşında insanlar için fazlasıyla absürt bir şey çünkü klişe olsa dahi Avrupa’da bu yaşlarda bir gencin politika ile uzaktan yakından alakası olduğunu göremezsiniz, istisnalar hariç tabii. Bu arada biz ülkece politik mizaha gülüyoruz ancak bu da aslında bayağı karamsar bir noktaya götürüyor bizi çünkü bir yandan da acaba bir şeyler hiç düzelmeyecek mi korkusu yaşıyorsunuz bunlara gülerken.
Linç Filtrelerinden Geçen Şakalar
Bir şakayı paylaşmadan önce “linç yer miyim?” filtresinden geçiriyor musun?
Evet tabii ki bir filtreden geçiriyorum ancak insanların sizin de filtreleriniz dışında filtreleri olduğu için neyi linçleyeceklerini tahmin dahi edemezsiniz.
Sürekli komik olmak zorunda hissediyor musun?
Komik olmayı zorunluluk gibi hissetmediğim için sürekli komik olabiliyorum.
Hiç sahneye çıkmadan önce “Bugün kimseyi güldüremeyeceğim” paniği yaşadığın oldu mu?
Kimseyi güldüremeyeceğim paniği yaşamıyorum ancak ya herkesi güldüremezsem paniği oluyor çünkü herkese hitap etmek de istiyorsunuz bazen.
Komedyenlerin mutsuz olduğu klişesi gerçek mi yoksa fazla romantize mi ediliyor?
Mutsuz olanlar elbette vardır ancak bu klişede bir şaka aslında. Kelin ilacı olsa başına sürerdi gibi bir noktadan.
İnsanlar sana gülerken sen en son neye gerçekten güldün?
Ben insanları güldürdüğüm her an gerçekten kendim de gülüyor oluyorum. Bu esnafın bazen ‘’abi ben kendi kullanmadığım ürünü sana satar mıyımm?” demesi gibi.
Sence bugünün Türkiye’sinde insanlar en çok neye gülmeye ihtiyaç duyuyor?
İyi şeyler olmasına ve onların yüzlerini güldürmesini çok daha fazla umut ediyor insanlar. Herhangi bir şakadan ziyade asıl mesele bence “iyi şeyler” olması.
Bir gün bütün internet kapansa yine komedyen olur muydun?
Kesin olurdum en azından herkes kafasına göre yorum da belirtemezdi 😀 Tabii işin şakası bu ancak şaka yapmaya kesin devam ederdim.
Şu an ülkenin ruh halini tek bir şakayla anlatman gerekse nasıl bir şaka olurdu?
Ülkenin ruh hali kendini o kadar iyi anlatıyor ki ben daha iyi anlatacak bir şaka yapamam bu konuda. Gündemde olan çoğu şey yine çok klişe olacak ama şaka gibi zaten.
Evrenin Bundan Haberi Var mı?
Sence Z kuşağı kişisel gelişime gerçekten ilgi duyuyor mu yoksa biraz “iyi görünme performansı” mı dönüyor?
Kişisel Gelişim başlığı bence bizim kuşağın ebeveynlerinden yediği baskı sonucu son senelerde ortaya çıktı. Ve çoğu insan gerçekten kişisel gelişimini değil de soruda dediğin gibi iyi görünme performans kaygısını önemsiyor.
Yeni nesil neden terapi diliyle konuşmaya başladı sence? Tetiklendim”, “enerjim düştü”, “kendimi seçtim”, “toxicleştim” gibi jargonlar sana samimi mi geliyor yoksa biraz roleplay gibi mi? Bugünün gençleri neden her şeyi “red flag” ya da “travma” olarak tanımlamaya başladı?
Gerçek red flag bu jargonu kullananların yarattığı travmaya maruz kalmaktır. Bu jargonu kullananlar beni gerçekten tetikliyor, bu yüzden de enerjimi düşürüyorlar. Toxic bir topluluk olarak değerlendiriyorum.
Z kuşağı sence “sınır koymak” ile herkesi hayatından çıkarmak arasındaki çizgiye nasıl bakıyor?
Maalesef o konularda pek dengeli hareket ettiğimizi düşünmüyorum. O yüzden o çizgi bizde pek görünür değil. Ancak bu noktaya da ben sürüklendiğimizi düşünüyorum devamlı olarak çok keskin kararlar bekleniyor.
Yeni nesil gerçekten duygularıyla daha mı temas halinde yoksa sadece duygularını daha görünür mü yaşıyor?
Biraz daha gösterebiliyor yeni nesil çünkü artık sevginizi göstermenin en iyi yollarından birisi de sosyal medya, yani aslında daha görünür yaşıyoruz.
Sence sosyal medyada sürekli “kendinin en iyi versiyonu ol” baskısı insanı yoruyor mu?
Ben çok etkilenmediğimi düşünen bir insanım ki beni bile bazen daraltıyor. Özellikle akranlarıma söylemek istediğim bir şey bu. Siz zaten kendinizin en iyi versiyonunu’’ kendi istediğiniz gibi yaratırsınız o yüzden kulak asmayın dışarıya.
“Mindfulness”, “manifest”, “evrene bırakmak”, “yüksek frekans” gibi kavramlara bakışın nasıl?
Yeni Çağ felsefesi ile pek uyumlandığımı söyleyemem. Ancak Fenerbahçe maçlarında çılgınca manifest yapıyorum çünkü gerçekten her yolu denemeye ihtiyacımız var bizim.
Mizah yapan biri olarak kişisel gelişim dünyasının en komik tarafı ne sence?
Evrenin insanlara borçlu olduğunu düşünmeleri. Evrenin konudan hiç haberi yok bu arada. Ama tabii adı üstünde, kişisel gelişimdir. Herkesin reçetesi farklıdır herkese iyi gelen tek bir ilaç yoktur. Ama yine de evren size borçlu değil ☺︎
Bir kişisel gelişim cümlesini stand-up malzemesi yapacak olsan hangisini seçerdin?
– Alanını korumayı öğren, stresini yönetebilirsin.
– Türkiye’deyiz ama tamam olur.
Bir de çaresizseniz çare sizsiniz. Çok kötü bir seçim sloganı gibi ☺︎
Zafer Erbil’in cevaplarında dikkat çeken şey yalnızca mizah değil, içinde bulunduğu kuşağa dair oldukça net bir gözlem gücü. Bir yandan her şeyi çok hızlı tüketen, diğer yandan sürekli yeni anlamlar üretmeye çalışan bir neslin içinden konuşuyor. Sosyal medyanın görünürlük baskısından terapi dilinin gündelikleşmesine, politik mizahın yükselişinden kişisel gelişim endüstrisine kadar birçok konuya esprili ama düşündürücü bir yerden bakıyor. Z kuşağı iyi ki var diyelim!
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

