Zihinsel Yorgunluğu Azaltmanın En Doğal Yolu: Sanat
Esenlik

Zihinsel Yorgunluğu Azaltmanın En Doğal Yolu: Sanat

Zihinsel yorgunlukla baş etmeye çalışan her modern insan gibi bu aralar ben de beni neyin en çok dinlendirdiğini, psikolojimi düzenlediğini bulmaya çalışıyorum. Ve her seferinde sanatla uğraşırken kendimi buluyorum. Sanat dediysem kendi emek alanım yazı ve bir sanatsever olarak kendi ilgi alanımı onurlandıran diğer sanatseverlere özgü aktiviteler…Sinema, tiyatro, gösteri izlemek, müzik dinlemek, resim yapmak, şiir yazmak, yaratıcı bir yemek reçetesini denemek… Hepsi ama hepsi çok iyi geliyor. Ama en çok da yazı yazmak benim ilacım!

Bu yazıyı yazarken dahi ne kadar odaklandığımı, anda olarak kendime ve bütüne hizmet etmiş olmanın tatminini ne kadar büyük oranda yaşadığımı anlatmam çok da mümkün değil. Ancak bu işi yaradılışlarının bir uzantısı olarak keyifle yaşamlarına katmış olanlar bilirler tariflemeye çalıştığım hissi…Yoksa gün sonunda kelimeleri kol kola takarak anlamlı metinler oluşturmaya çalışan yazı işçileriyiz biz yazarlar.

Benim için ise yazı kutsal.

Zira içimden akan kelime denizinin herkes için anlaşılabilir olması ve Yaradan’dan içime dolan kelamın elçiliği görevini üstleniyor gibi hissetmem, beni büyük ölçüde bu eski sanatla uğraşan bir sanatkâr gibi de hissettiriyor.  Yaratıcı ile bütün olup kendi yaratıcılığımı görünür ediyorum.

Sanatla Uğraşmak Neden Bize İyi Geliyor?

Sanatla Uğraşmak Neden Bize İyi Geliyor?

Hangi sanat dalıyla uğraşıyor olursak olalım, biz herhangi bir sanatı icra ederken direkt AN’da oluyoruz ve bu aslında insan zihnini en çok rahatlatan ve varoluş neşesini deneyimlemeye imkân tanıyan durum. Sanıyorum ki bu yüzden sanat, algılarımızı da açıyor.  Ve hatta bizi tek boyutlu düşünmekten kurtarıyor. Öğreniyor, genişliyor ve büyüyoruz.

Aslında tüm kişisel gelişim metotlarının doğal yardımcısı olarak sanatı konumlandırmanın gerekliliğini de daha iyi idrak ediyorum yazarken. Zira sanat insana ruhunu büyütme imkânı tanıyor ve belki de bu hepimizin en temel ihtiyacı. Kişisel gelişim dediğimiz şeyin bile temelinde aslında “ruhsal büyüme” var ve bizim ruhsal olarak genişleyebileceğimiz alanlar kendiliğinden doğal bir akışta olma hali yaratıyorlar.  Tıpkı sanatın kendisi gibi…İster icra ediyor olalım ister sanatsever olarak sanatın şahitliğinde olalım her zaman şifalanıyoruz.

Yaratıcı hobileri olan birinin kendini vesveselerle daraltacak zamanı da olmuyor, dedikodu kulislerinde boş boş ruhunu tüketecek seçimleri de…Haliyle doğasına uygun seçimler yapan insan da daha iyi hissediyor. Kendini modern dünyanın bağımlılık objelerinden, kaosundan ve sürekli uyarılmış halde hissetme durumundan kurtarıyor.  Mental ve ruhsal sağlık için olmazsa olmaz bir şey sanat.

Atamızın sözünü hatırlayalım:

“Sanatsız kalan bir milletin, hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

İşte tam da bu yüzden sanat, sadece bireysel bir kaçış durağı değil; kolektif ruhumuzun da can damarı. Bir toplumun ya da bir bireyin hayat damarlarını canlı tutması, bugün modern dünyada sıkça duyduğumuz wellbeing, yani bütünsel esenlik halinin ta kendisi aslında. Zira o damarlardan akan şey sadece kan değil; hayat enerjisi, neşe ve şifa.

Günümüzde modern psikoloji de bizim binlerce yıldır ruhumuzda hissettiğimiz bu gerçeği onaylıyor ve buna sanat terapisi diyor. Zihnin labirentlerinde kaybolduğumuzda, kelimelerle ifade edemediğimiz o ağır yükleri bir fırçayla, bir çamurla ya da benim yaptığım gibi beyaz bir sayfayla dışarı akıtmak, mental sağlık için adeta bir can simidi. Çünkü yaratım süreci bize kusursuz olma baskısı kurmaz; aksine hatalarımızla, eksiklerimizle ve en çıplak halimizle var olabileceğimiz güvenli bir liman sunar. İşte bu özgürlük alanı, insanın psikolojik iyilik hali için en büyük yakıttır. İçimizdeki o durdurulamaz yaratıcılık enerjisini serbest bıraktığımızda, ruhumuzun sıkışmış köşeleri havalanır. Yaratıcı düşünme becerimiz sadece sanat yaparken değil; hayatın getirdiği krizleri yönetirken, ilişkilerimizi şifalandırırken ve en önemlisi kendimizle kalırken de devreye girer. Biz bir şeyler üretirken, aslında en çok da kendi duygusal sağlık dengemizi yeniden inşa ederiz. Sanat ve mutluluk arasındaki o görünmez ama sarsılmaz bağ, tam olarak bu içsel inşa sürecinde gizli belki de.

İçinizde Alan Açan Sanatçıyı Hissedin

İçinizde Alan Açan Sanatçıyı Hissedin

Eğer bugün siz de modern dünyanın o bitmek bilmeyen uyarılmışlık halinden, zihnin dırdırından ve gündelik hayatın kaosundan yorulduğunuzu hissediyorsanız ruhunuza bir alan açın. Büyük bir sanatçı olmanıza gerek yok. Sadece içinizdeki o meraklı çocuğun elinden tutun ve kendinize yaratıcı hobiler edinmek için izin verin. Bir şarkıya eşlik edin, bir defterin kenarını karalayın, kelimeleri kol kola takın ya da toprağa dokunun. Unutmayın; sanatla uğraşmak hayata karşı bir lüks değil, kendi ruhumuza verdiğimiz en şefkatli söz.

Benim deneyimime gör insan, kendi yaratım yolculuğuna şahitlik ettikçe güzelleşiyor, genişliyor ve nihayetinde şifalanıyor da. Bu yüzden sanırım ben yine zihnimi dinlendirebilmek için sanata sığınacağım. Umarım sizler de kendi sanatsal üretim alanınızı bulur ve yaratıcılığın sihirli ellerine kendinizi bırakırsınız.


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

nihan-uycan-ozen_
Yazar, sosyal girişimci…”Her yeni adımla kendine biraz daha yaklaşmış, yapmak istediklerini keşfetme yolunda ilerleyen bir ruh. Toplumda sosyal fayda yaratımını @kopruproject ile destekliyor.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.