TOPRAK GİBİ OLMAK
Felsefe

Toprak gibi olmak

Toprak, sabrın, tevazunun ve yeniden doğuşun sembolüdür. Üzerine basılır, kazılır, kirletilir ama o yine de doğurur. Sessizliğinde merhamet, sabrında hikmet vardır.

İnsan da özünde topraktır, o hâlde yaratıldığı özle yeniden barışmalıdır. Toprak gibi olan insan, kırıldığında bile bereket saçar. Kendisine geleni yargılamaz; dönüştürür, kabul eder, bağrında olgunlaştırır.

Kabulün ve Olgunluğun Sembolü

Tasavvuf dilinde toprak, “kabullenmenin, tevazunun ve sabrın makamı”dır. Her şeyi içine alır, ayırmaz; iyiyi de kötüyü de kabul eder ama içine giren her şeyi dönüştürür, olgunlaştırır. Bu yüzden toprak, “rahmetin tecelli ettiği zemin” olarak görülür.

Toprak hem ana hem öğretmendir. Her tohumu bağrına basar, onu karanlığında pişirir, zamanı gelince yeniden doğurur. Bu yönüyle toprak, Allah’ın “Rahman” isminin yeryüzündeki yansıması gibidir; merhamet eder, sarar, büyütür. Sufiler için toprak olabilmek, nefsin arınmasının son durağıdır. Çünkü toprak, “ben” demez; üzerine basanı bile incitmez. İçine düşeni taşlamaz, dönüştürür. Toprak gibi olmak, teslimiyetin en yüce hâlidir: Her şeyi kabul etmek ama her şeyi güzelleştirerek iade etmek.

“Toprak olmak, yok olmak değil; her şeyin özüne dönmektir.”

Tasavvuf dilinde toprak, kabulün, tevazunun ve olgunluğun sembolüdür. Toprak, her şeyi içine alır; ayırmaz, yargılamaz. İyiyi de kötüyü de bağrına basar ama içine giren her şeyi dönüştürür, olgunlaştırır, güzelleştirir. Her tohumu sabırla taşır, onu karanlığında pişirir ve zamanı gelince yeniden diriltir. Bu yüzden toprak, “rahmetin tecelli ettiği zemin”dir, ana gibidir, merhamet eder, büyütür, affeder.

Her Şeyi Kucaklayabilmek

Toprak gibi olan insan da böyledir. Alçakgönüllüdür; başkalarının yükünü taşır, kendi varlığını dayatmaz. Vericidir; sahip olduklarını gizlice paylaşır, iyiliği gösterişsiz yapar. Mütevazıdır; ne kadar değerli olursa olsun, kendini yüksek görmez. Yumuşaktır; sertliğe bile yumuşaklıkla karşılık verir. Kırıldığında bile kırmaz; incindiğinde bile incitmez. Toprak gibi olan insan, Allah’ın isimlerinden “Sabûr” ve “Rahîm”e ayna olur. Çünkü toprak sabırla bekler, rahmetle büyütür.

Her Şeyi Kucaklayabilmek

Toprak, kendine düşeni ayırmaz; gübreyi de tohumu da kabul eder. İnsanın da tevazu hâli budur: Kendini merkeze koymadan, gelen her hâli hikmet bilmek. Tevazu, insanın benliğinden arınmasıdır. Kibir, toprağı çatlatır; tevazu, onu yeşertir.

Hiçbir tohum, hemen filiz vermez. Kışın karını, baharın yağmurunu beklemek gerekir. Toprak bunu bilir, sessizce sabreder. Biz de hayatın mevsimlerinde bazen kışta kalırız. Ama sabır, toprağın en derin sırrıdır: Beklerken bile içinde yaşam tutar. Sabır, neyi hak ettiğini anlamak için zamana secde etmektir.

Her Hâli Bereket Bilmek ve Affetmek

Her Hâli Bereket Bilmek ve Affetmek

Toprak, aldığı her damlada Rahmân’ın elini hisseder. Ne kadar az da olsa “Bu bana yeter” der. Bizim de hâlimiz bu olmalı: Eksik sandıklarımızın içinde gizli olan tamamı görebilmek. Şükür, nimeti değil, vereni fark etmektir. Kalple şükredenin dili susar, yüzü parlar. Bir dal kırılır, toprağa düşer. Toprak onu da bağrına basar. Ve bir süre sonra o dal, yeni bir filiz verir. Affetmek de işte böyle bir diriliştir. Kırılan yerden yeniden filizlenmek,
insanın en toprağımsı hâlidir. Affetmek, karşındakini değil, kalbini yeniden yaşama açmaktır.

Toprak, “Ben yaptım” demez. Büyüttüğü ağacı da açtırdığı çiçeği de sessizce izler.
Tasavvufta bu hâle edep denir. Edep, görünmeden hizmet etmektir. İyiliği yalnızca Allah görsün diye yapmaktır. Çünkü toprak bilir ki gizli yapılan her şeyin meyvesi daha tatlıdır.

“Ben gelmedim dava için

Benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim.”
                                                  — Yunus Emre

Toprak gibi olan insan, gönül yapandır. Ne kadar ezilirse ezilsin, her defasında yeniden dirilir.
Çünkü bilir ki: Diriliş, toprağın içinden başlar. Toprak gibi olmak, kendini unutarak Allah’a yaklaşmaktır. Her darbeden sonra yumuşamak, her acıdan sonra yeşermek… Bir gün, sen de bir toprağın altına girdiğinde arkanda yeşeren bir iyilik bırakabiliyorsan işte o zaman gerçekten yaşamışsın demektir.

Ya Rabbi, kalbimizi toprak gibi yumuşat. Üzerine basanları affedebilecek kadar güçlü,
her darbede yeniden doğabilecek kadar sabırlı eyle bizi. Âmin.


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Neslihan Nur İbrahimiye
Neslihan Nur İbrahimiye, 14 Ekim 1974 tarihinde İstanbul’da doğdu. Fransa’da Schiller International University’de Siyaset Bilimi ve Diplomasi eğitimi aldı. Kurumsal hayatta uzun yıllar çalıştıktan sonra, içsel arayışlarını derinleştirerek Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamladı. Eğitim hayatını Dublin Üniversitesi’nde İslam Felsefesi üzerine yaptığı yüksek lisans ve çalışmalarla zenginleştirdi. Tasavvuf bilgisini çağımız insanına sade ve anlaşılır bir dille ulaştırmayı amaçlayan Neslihan Nur İbrahimiye, Instagram’da “@neslihanilesadece” hesabı üzerinden ücretsiz eğitimler ve seminerler düzenlemektedir. Verdiği başlıca eğitimler şunlardır: Tasavvuf ve Kalp Eğitimi, Muhabbet ve İlahi Aşk Eğitimi, Nefs Mertebeleri Eğitimi, Allah’ın Güzel İsimleri (Esmaü’l Hüsna) Eğitimi, Gençler için Tasavvuf Eğitimi, Zor Zamanlarda Tasavvuf Semineri, Bilmeyenler için Tasavvuf Eğitimi. Eğitimlerinde, insanın kalp yolculuğuna ve Allah ile kurduğu bağa odaklanmaktadır. Modern hayatın karmaşası içinde tasavvufun rehberliğini ulaşılabilir kılmakta ve herkese açık, kapsayıcı bir yaklaşım benimsemektedir.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.