Çağımızın en büyük sorunlarından biri dezenformasyon. Bilgiye ulaşmanın bugüne kadarki en kolay zamanlarında bulunmakla birlikte, bilginin doğruluğu konusunda oldukça büyük güçlüklerle karşı karşıyayız. Zira teknolojinin de yardımıyla bilgiyi manipüle etmenin sayısız yolu mevcut. Son yıllarda hayatımıza giren post truth gibi bir kavram da var üstelik.
Ruhsal Filtre: Bilgi Seçmenin Yeni Zekâsı
“Bu bilgi bende ne uyandırıyor?” Yeni çağın belki de en kritik sorusu bu. Dijital dünyada sınırsız bilgiye erişimimiz var, ancak bu bolluk aynı zamanda büyük bir karmaşa yaratıyor. Hangi bilginin doğru, hangi kaynağın güvenilir, hangi içeriğin iyi niyetli olduğunu ayırt etmek artık yalnızca zihinsel süzgeçlerle mümkün değil. Zihin tek başına yetersiz kalıyor; devreye daha derin bir kılavuz girmeli: ruhsal zekâ.

Zihinsel Eleştiri ve Sezgisel Filtre
Ruhsal zekâ; kişinin içsel rehberliğine, sezgilerine, yüksek farkındalığına dayanan bir algı biçimidir. Kavramsal bilgiden çok, yaşanarak içselleştirilen bir anlayışla gelişir. Bizi yalnızca bireysel çıkarlarımıza değil, aynı zamanda kolektif faydaya, kalp hizasına, akışa yönlendirir. Bu zekâyı kullanmak, dışsal bilgi kaynaklarını içsel titreşimimizle hizalamak anlamına gelir.
Geçmişte yazdığım “Beklemek, Sabır ve Ruhsal Zekâ”[1]başlıklı yazıda da ifade ettiğim gibi, bu zekâ türü sabrı, sezgiyi, derin dinlemeyi ve teslimiyeti içerir. O yazıda, durmanın, beklemenin ve içsel sessizliğe kulak vermenin aslında bir tür yüksek zekâ olduğuna dikkat çekmiştim. Bugün bu tema dijital bilgi çağında yeniden karşıma çıkıyor.
Post-Truth ve Bilgi Değeri Krizi
Özellikle sosyal medyadan yayılanbilginin doğruluğunu ayırt etmek hiç bu kadar zor olmamıştı. Çünkü artık sadece “gerçek” olan değil, “duygulara hitap eden”, “etkileşim yaratan”, “dikkat çeken” bilgi daha çok görünür oluyor.
Post-truth kavramı da burada devreye giriyor işte. Nesnel gerçeklik yerine, kişisel kanaatlerin ve çıkarların kamuoyunu şekillendirdiği bir dönemden geçiyoruz. Bu ortamda zihinsel analiz tek başına yetmeyebilir; daha derin bir algıya, bir tür “içsel sezgi filtresine” ihtiyaç duyuyoruz.
PostTruth ne demek?
Post truth kavramı Türkçeye hakikat sonrası, hakikat ötesi anlamında çevrilmiş olup bu tanımlamalar post truth kavramını tam olarak yansıtmamaktadır. Post truth, nesnel olan bir gerçeklik karşısında halk kitlelerinin kişisel duygular ve çeşitli çıkarların ağırlık kazanması ile nesnel gerçekliğin silikleştirilmesi ve kamuoyunu etkilemesi olarak tanımlanır. 1992 yılında post truth kavramını ilk defa Sırp Amerikan oyun yazarı Steve Tesich kullanmıştır. 1992 yılında yayımlanan “Government of Lies” (Yalanlar Hükümeti) makalesinde Amerikan halkının önemli bir kısmının Bush hükümeti tarafından yapılan siyasi propagandaları sorgulamadan gerçekmiş gibi kabul ettiğini belirtir. Tesich, artık insanların hakikati aramak yerine önüne gelen ham bilgi yığınlarını sorgulamadan kabul ettiğini yazarak eleştirir.[2]

Yapay Zekâ ile Uyum: Kendi İçsel Pusulamızı Kaybetmeden
Bugün bilgiye ulaşırken sıkça yapay zekâ araçlarına da başvuruyoruz. “Bu doğru mu?” diye soruyoruz. Ancak asıl kritik soru şu olabilir; “Bu bilgi bende ne uyandırıyor?”
Ve belki de en çok o anlarda ruhsal filtremize başvurmalı ve iç sesimizi duymaya zaman ayırmalıyız. Zira insan doğası yalnızca düşünceden ibaret değil. Zihin, beden ve ruh bir bütün. Eğer bu üç boyutu birlikte devreye sokabilirsek yapay zekâyı da dışsal bir otorite değil, içsel rehberliğimizi destekleyen bir araç olarak görebiliriz. Böylece teknolojiyi yeteneklerimizi köreltmek yerine, daha yüksek bir farkındalıkla uyumlanmak için kullanabiliriz.
Ruhsal Zekânın Uygulaması
Ruhsal zekâ dediğimde illa karmaşık ya da mistik birtakım şeyler anlamak zorunda değiliz. Bazen yalnızca birkaç basit soruyu sorarak bu filtreyi aktive edebiliriz.
İşte dijital çağın içsel pusulasını hatırlamak için 3 temel soru:
- Bu bilgi bende ne his uyandırıyor?
- Bedenimde bir daralma mı var, yoksa bir genişleme mi?
- Bu bilgi beni korkuya mı, ilhama mı yönlendiriyor?
Bu sorular sadece bilgiyle değil, tüm yaşamla kurduğumuz ilişkiyi dönüştürme potansiyeline sahiptir. Çünkü dışsal karmaşanın içinde kendi merkezimizi korumanın yolu, zihnin ötesindeki zekâmıza, ruhsal filtreye kulak vermekten geçiyor. Yukarıdaki soruların cevaplarını dürüstçe vermeye ve hissetmeye zaman ayırırsak, zamanla gelişen bir ruhsal filtremiz olabilir. Böylelikle hakikat bilgisine daha çok açılırız.
Umuyorum ki gelecekte de tüm insanlık, insani yeteneklerini teknoloji yardımıyla genişleterek hem merkezinde kalmayı başarabilir hem de sonsuz potansiyeline ulaşma konusunda hızla yol alır. Böylece belki de hayallerimizdeki dürüst ve yargısız bir dünyaya hep birlikte açılabiliriz.
Tüm inancımla,
Nihan
[1] https://hthayat.haberturk.com/yazarlar/nihan-uycan-ozen/1074228-beklemek-sabir-ve-ruhsal-zeka
[2] https://evrimagaci.org/post-truth-gerceklik-otesi-yalanlarin-gercekmis-gibi-sunuldugu-bir-dunyada-hakikatin-anlami-nedir-8574?srsltid=AfmBOope7yQInsXWhSNTwJ4Fzr62NYRGkbiYV9OyrInC1i533dHhVF3L
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

