MUCİZENİN BİR MAKİNESİ OLSA NASIL OLURDU?
Kitap

Mucizenin bir makinesi olsa nasıl olurdu?

Sevgili arkadaşım ve aynı zamanda birlikte üretmekten büyük keyif aldığım yazarlardan biri olan Aysu Melis Bağlan ile Mucize Makinesi üzerine samimi, klişeden uzak ve içe doğru derinleşen bir sohbet gerçekleştirdik. Bu röportaj, “mucize” dediğimiz şeyin aslında hayatımızın neresinde durduğunu birlikte yeniden düşünmek için bir davet niteliğinde.

Aysu’nun metniyle kurduğu ilişkiyi yakından bilen biri olarak şunu söyleyebilirim: Mucize Makinesi, okurun karşısına bir “deneyim alanı” olarak çıkıyor. Bu yüzden bu söyleşi de klasik bir soru-cevap akışından çok, bir düşünce açılımı gibi ilerledi. Mucizenin dışarıda değil, fark edilişte saklı olduğu, nefesin bir teknikten öte bir ilişki biçimi haline geldiği, insanın kendine giydiği “ben”leri sorguladığı bir alana girdik. Eğer bu kitabı eline almayı düşünüyorsan, belki de önce bu röportajı okumalısın. Çünkü burada yalnızca kitabın sana nasıl temas edebileceğini de hissedeceksin. Keyifli okumalar!

AYSU MELİS BAĞLAN
AYSU MELİS BAĞLAN

Öncelikle seni kısaca tanıyabilir miyiz?

1987’de Edirne’de doğdum. İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Galatasaray Üniversitesi Avrupa Birliği Yüksek Lisans Programı mezunuyum. Okan ve Nişantaşı üniversitelerinde “Spor Hukuku” dersleri veriyorum. Spor Hukuku alanında yayınlanmış iki kitabım bulunuyor. 2018 yılında nefes seanslarıyla tanıştım. 2019’dan beri hayatıma Nefesle Dönüştürücü Yaşam Koçu ve “mucize makinesi” olarak devam ediyorum.

Mucize Makinesi’ni ilk kez eline aldığında, “Bu kitap beni nereye götürecek?” diye sorsaydın bugün kendine nasıl bir cevap verirdin?

Mucize Makinesi kitap, beni en manzaralı yoldan kendime götürecek ve evde hissetmek mümkün olacak, derim.

Kitabı tek bir cümleyle değil de tek bir hisle anlatsan, o his ne olurdu?

Coşku olurdu.

Kitapta mucize, gökten düşen bir şey değil; daha çok fark edilen bir şey gibi duruyor. Senin için mucize ne zaman “olur”?

Benim için mucize, fark ettiklerimi idrak ettiğimde açılan bir perde gibidir. Seçenek fakirliğinden seçenek zenginliğine geçiş perdesi açılır ve capcanlı hissederim. Mucizelerim böyle anlarımın toplamı.

ASLI YİRSUTİMUR / AYSU MELİS BAĞLAN
ASLI YİRSUTİMUR / AYSU MELİS BAĞLAN

Mucize Makinesi bir alet olsaydı sence en sık bozulan parçası hangisi olurdu?

Mucize Makinesi bir alet olsaydı herhangi bir parçası bozulmazdı. Malum, mucize makinesi. En çok aşınan tuşu “devam” tuşu olurdu. En çok unutulan tuşu da “tekrar oynat” tuşu olurdu.

İnsanlar mucize deyince genelde büyük olaylar bekliyor. Sen bu kitapla “küçük ama etkili mucizeleri” mi savunuyorsun?

Belki de bazı insanlar büyük olayların gerçekleşmesine “mucize” diyordur. İçsel mucize hareketimizin küçük bir teşekkürün etkisiyle ya da hayata sorulmamış bir sorunun sorulmasıyla başladığını düşünüyorum. Hayat yolculuğundaki “sen” treninin bir bakış açısı değişimiyle ray değiştirmesine “mucize” diyorum ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.

Kitapta nefes bir teknikten çok bir “ilişki biçimi” gibi anlatılıyor. Nefesle ilişkin ne zaman değişti?

Mucize Makinesi kitap, nefes seanslarının etkisiyle yazılmış bir kitap, evet, teknikten çok farklı. Nefesin aracılığıyla insanın kendisiyle ve dünyasıyla ilişki biçimini yönetebilmesi beni her gün büyülüyor. Benim nefesle ilişkim ilk nefes seansımı aldığım gün kuruldu. 2018 yılında…

“Ben bozuk muyum ki değişeyim?” sorusu kitapta çok çarpıcı. Bu soruyu ilk kendine sorduğun anı hatırlıyor musun?

Bireysel dönüşüm yolculuğunun ilk zamanlarında insanların kendilerini çok yargıladıkları dönemleri olduğunu görüyorum. Ben de çoğu zaman kendine yaklaşımında sert biriydim. Kendine böylesine gaddar davranmanın kendini bozuk zannetmekle ilişkisi olduğunu keşfettim. Zamanla sadece konforlu, kolay ve eğlenceli bir hale dönüşmenin mümkün olduğunu anladım.

Kitap boyunca “oyun” çok merkezi bir yerde. Hayatı fazla ciddiye aldığımızı ne zaman fark ettin?

Uzun yıllar alınabilecek her şeyi ciddiye aldım! Örneğin bir arkadaşımın “şimdi şu taşa çıkalım ve manzarayı seyredelim” demesiyle ben hemen ayakkabımı giyip yola çıkmaya hazırlanıyordum. Ben ayakkabımı giyene kadar insanların bazı şeyleri “öylesine” söylediklerine ya da “vazgeçtiklerine” şahit oluyordum. Her duyduğumu fazla ciddiye almak beni bir robot işçiye çevirmişti. Sonra daha etkin dinlemeyi ve kendi seçimlerimi hatırlamayı daha da çok hatırladım. Bazen vazgeçebilmeyi de!

Okur bu kitabı okurken nerede biraz gevşesin, nerede oyuna girsin istedin?

Mucize Makinesi’ni okuyanlar hemen ilk sayfalarda arkasına yaslansın isterim. Hatta arkasına yaslanamayacak kadar gergin olanları el ele tutuşmaya davet ettim. Kendisinin de nefes seanslarıyla dönüşebileceğini anlamasıyla nazikçe tüm okurlarım oyuna girebilirler.

AYSU MELİS BAĞLAN

“Ciddiye aldığın şeyle oyun oynayabilir misin?” sorusu aslında bayağı kışkırtıcı. Sen en çok neyle oyun oynamayı öğrendin?

Düşüncelerimle oyun oynamayı öğrendim. Sabahtan akşama kadar düşüncelerinin ipiyle kuyuya inme alışkanlığı olan biri için “Aysu Melis Hanım’ın muhteşem dönüşümü” diyebiliriz.

“Üzerime ‘ben’ diye giydiğim şey ne?” sorusu çok vurucu. Sen bu kitabı yazarken hangi “ben”lerini çıkardın üstünden?

Üzerime ben diye giydiğim şeylerin, yıllarca ben zannettiğim şeylerin de birer seçim olduğunu anlamak beni boşluğa düşürmüştü. Karakterim zannettiğim o alışkanlıklarımı da seçebiliyormuşum! Bir gün boyunca ezbere hissettiğim kaygı ve stresi üzerimden çıkararak başladım.

Bu kitap daha çok “kendini bulma” mı, yoksa “kendine yüklediğin fazlalıkları bırakma” kitabı mı?

Hem hem… Kendi kendine bulacağın manzaralı yolunu bulma ve fazlalıkları nazikçe bırakabilmenin mümkün olduğunu hatırlatan bir kitap.

Okurun en çok hangi cümlede durup “Evet ya, ben de bunu yapıyorum” demesini bekliyorsun?

Kendi deneyimlerimden bahsettiğim her satırda “evet ya” buluşmaları yaşadığımıza inanıyorum.

Mucize Makinesi’ni okuyan biri kitabı bitirdiğinde hemen ne yapmasın istiyorsun?

Bana yazıp nefese başlamasını ve derin bir nefes almasını isterim. Buna hazırım ve öyle de oluyor.

Bu kitabı okurken defter açan okur mu, yoksa sadece okuyup kapatan okur mu seni daha çok heyecanlandırıyor?

Aslında ikisi de hepimizin kendimize has tasarımlarımız var ve iyi ki hayatta tek bir doğru yok. Beni sorarsan ben defter açan okurum, tasarımım böyle.

“Bu kitap herkese göre değil” dediğin bir okur profili var mı?

Kendisi gibi olmaya cesaret edemeyenlere göre değil. Düşüncelerini sorgulamaya cesareti olmayanlara göre değil.

Kitaptaki sorulardan birini hayatından tamamen silmek zorunda kalsan bu hangisi olurdu?

Bu kitapta olmayan tek bir soru var. “Neden böyle oldu?” sorusunu hayatımdan çıkardığım için bu kitabı yazabildim. Kitaptaki soruların tamamı bize lazım.

Şu an bu röportajı okuyan ve “Benim için mucize falan yok” diyen birine ne söylemek istersin?

Henüz kendisine “mucizelerine bakmaya” bir açmadığını anlarım. Malum, zihin hemen yapıştırır cevabı. Ancak soru henüz kalbe inmemiştir. Daha kendisine sormadığı bir soruya ezber cevap veren birine “henüz sormadın, izin ver soralım” derim.

Mucize Makinesi senden sonra okurun hayatında neyi biraz yerinden oynatsın istersin?

Düşünceler ile gerçeklerin yeri oynasın isterim.

Ve son sorum: Bugün senin hayatının en güzel günü olsaydı, bu röportajdan sonra ne yapıyor olurdun?

Bugün hayatımın en güzel günü ve bu röportajdan sonra gülümseyerek romanımı yazmaya devam ediyorum.

Sevgili okur, bu söyleşiyi bitirdiğinde fark edeceğin şey şu olabilir: Mucize Makinesi, sana zaten bildiğin ama görmezden geldiğin şeyleri görünür kılmak için yazılmış bir kitap. Aysu’nun anlattıkları arasında dolaşırken bir yerde durup kendine şu soruyu sorman çok olası: “Ben gerçekten bakıyor muyum, yoksa sadece bildiğimi mi tekrar ediyorum?”

Bu röportajdan sonra kitabı eline alırsan onu sadece okumak için değil, onunla ilişki kurmak için açmanı öneririm. Belki bir sayfada durup nefesini fark ederek, belki bir cümlede kendine yakalanarak, belki de yıllardır taşıdığın bir düşünceyi ilk kez hafifçe yerinden oynatarak…


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Aslı Yirsutimur
Aslı Yirsutimur, iletişim, yazarlık ve içerik stratejisi alanlarında çalışan bir içerik editörü ve yazardır. Kişisel gelişim, psikoloji, kültür ve dijital dönüşüm ekseninde; yüzeysel motivasyon dilinin ötesine geçen, düşünsel derinliği olan metinler üretir. Yazılarında bireysel deneyim ile toplumsal bağlamı birlikte ele alır; çağdaş insanın duygusal, zihinsel ve iletişimsel meselelerini eleştirel bir perspektifle inceler. Dijital içerik üretimi, editoryal kurgu ve anlatı dili üzerine çalışmakta; farklı mecralar için nitelikli ve sürdürülebilir içerik modelleri geliştirmektedir.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.