Gökyüzüne yükselen duman yalnızca ağaçların değil, içimizde büyüttüğümüz merhametin de yandığını gösteriyor. Rabbim biliyor; O her şeyin şahidi. Her zerrede O’nun hükmü, her olayda O’nun muradı gizli. Peki biz ne kadar sabrediyor ne kadar tefekkür ediyoruz?
Sabır; sadece beklemek değil, anlamaya çalışmaktır. Teslimiyet, her olanı hayırla anlamlandırmak için kalbi Allah’a bırakmaktır. Belki de biz bu yangınlara sadece “doğal afet” derken ilahi bir ikazı gözden kaçırıyoruz. Emaneti koruyamadık belki. Ağaçları değil yalnızca, Allah’ın bize emanet ettiği toprağı, havayı, hayvanı da ihmal ettik.

Her ihmal, emanete bir ihanettir. Ve emanete ihanetin bedeli bazen gözle görülür bir ateş olur. Bazen bir sel bazen ise açlıktır.
Ama Allah adildir. O, zulmedenle merhamet edeni ayırır. O, hikmet sahibidir. Ve adalet, sadece görünene değil; niyetlere, içimize, seçimlerimize göre tecelli eder. Belki de bu yangınlar, kolay vazgeçişlerimizin bir dışa vurumudur. Bilemiyoruz. Çünkü adaleti tam anlamak insanın gücünü aşar; ama tefekkür, anlamaya niyet etmektir. Tam anlamasak bile kalbimizle tefekkür ederek nerede hata ettiğimizi bulabiliriz.
Her kıvılcımda bize “Dönün bana” diyor Rabbimiz. Her yangın bir davet: “Durun, düşünün, nereye gidiyorsunuz?”
Belki de biz bu ateşle dışımızı değil, içimizi de arındırmalıyız. Temizlik sadece su ile olmaz bazen kül de temizler. Yeter ki idrak edelim. Çünkü dönüş O’na olacak, çünkü dönüş Allah’adır. Ne yanan ağaçları geri getirebiliriz ne kül olan hayvanları. Ama merhameti yeniden inşa edebiliriz.
Sabırla bekleyelim, tefekkürle anlayalım, teslimiyetle dua edelim. Ve Allah’a dönelim. Zira yangınlardan daha büyük olan, yüreğimizdeki uzaklıktır. Ve biz Allah’a nasıl yakınlaşacağımızı artık çok iyi biliyoruz.
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

