Kadınların yıllarca “sus, görmezden gel, unut” diye bastırıldığı bir dünyada ifşa çok önemli bir direniş biçimi. Taciz ya da şiddeti görünür kılmak yalnızca bireysel bir hesaplaşma olmaktan çıkıyor bu sayede. Aynı zamanda özellikle sosyal medyada “ben de buradayım” diyen kadınların birbirine el uzatması ve tek tek anlatılan hikâyelerin kolektif bir güce dönüşmesi…
Bugün birçok kadın, sosyal medyada sesini yükselterek hem kendi hikâyesini duyuruyor hem de başka kadınlara cesaret veriyor. İfşa, bu anlamda yalnızlaştırmayı değil yan yana durmayı mümkün kılıyor.

Linç Kültürü: Adalet Yerine Kaos
Öte yandan, linç kültürü bambaşka bir yöne evriliyor. Sosyal medyada öfkenin örgütlenmesiyle başlayan linç, çoğu zaman gerçekleri tartışmaya bile gerek duymadan bir kişinin üzerine yığılmaya dönüşüyor. Bir kişiyi, tek bir cümle ya da iddia üzerinden “yok” etmeye çalışan bu kültür, adalet getirmiyor; aksine, yeni bir şiddet döngüsü üretiyor.
Linç kültürü, en başta hak aramanın meşruiyetini gölgeliyor. Kadınların yaşadığı taciz ve şiddeti duyurması gereken alanlarda bir süre sonra tartışma, fail yerine linç edilenin kimliğine sıkışıyor. Böylece adalet talebi geri planda kalıyor. Bence en önemli yer de burası. Artık tacize uğrayan bir kadının hakkını değil linç edileni konuşmaya başlıyoruz. Bu da kadını yine bir erkek kimliğinin arkasına itmekten başka bir şey olmuyor.

Evre Başak Clarke Örneği: Linç Kültürünün Geldiği Nokta
Yakın dönemde Türkiye’de de birçok tartışmaya konu olan Evre Başak Clarke örneği, linç kültürünün ne kadar hızlı büyüyebildiğini gösteriyor. Clarke, yaptığı açıklamalar ve tavırlarıyla sosyal medyanın hedefi haline gelmişti. Bir anda gündem oldu, binlerce insan tarafından saldırıya uğradı. Ve maalesef yaşamını kaybetti.
Bu olay, linç kültürünün nasıl çalıştığını çok net gösteriyor: Bir konu hakkında fikir beyan eden ya da farklı duran kişi, bir anda topluca “yok edilmesi gereken” hedef haline gelebiliyor. Tartışma, konunun özü olmaktan çıkıp “kişiyi silmeye” odaklanıyor. Oysa sorunları çözmek için gereken şey, bu öfke zinciri değil; meseleyi doğru kavramak, yapıcı tartışmalar yürütmek ve birlikte çözüm üretmek.
Doğru Yol: İfşa ve Dayanışma
Kadınların tacize ve şiddete karşı sesini yükseltmesi hayati. Ancak bunu yaparken öfkemizi linçle değil ifşayla örgütlemek gerekiyor. Çünkü ifşa:
- Faili görünür kılar.
- Başkalarının da cesaret bulmasını sağlar.
- Adalet arayışını güçlendirir.
- Dayanışma kültürünü büyütür.
Linç ise:
- Adalet yerine intikam üretir.
- Tartışmaları kişiselleştirir ve asıl meseleyi görünmez kılar.
- Yeni bir şiddet sarmalı yaratır.
Linç Kültürü Susturur, İfşa Özgürleştirir
Kadınların yaşadığı tacizlere karşı susmamak boynumuzun borcu. Ama susmamanın yolu linçten değil, dayanışma dolu ifşadan geçiyor. Bizim ihtiyacımız olan şey; bireyleri yok etmek değil, birlikte çözüm üretmek, hukukun ve toplumsal vicdanın yolunu açmak.
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

