İLİŞKİLERİNİZDEKİ TOKSİK SİZ OLABİLİR MİSİNİZ?
İlişkiler Mümkünat

İlişkilerinizdeki toksik siz olabilir misiniz?

Üzgünüm, kesinlikle olabilirsiniz. Bu, bir balığın yüzüp yüzemeyeceğini ya da bir kedinin uyuyup uyuyamayacağını sormak gibi bir şey ama merak etmeyin, size toksiksiniz dedikten sonra aşağı kaydırıp terk etmeyeceğim sayfayı.

Öncelikle, bir ilişkide “toksik” olmanın ne anlama geldiğini tanımlayalım. Bu, insan boyutunda son kullanma tarihi geçmiş yoğurt gibi bir şey aslında. Ekşi, nahoş ve sizinle etkileşime giren herkesin midesini bulandıran zehirli davranış, daha doğrusu bir davranışlar bütünü. Herkes zaman zaman bu tarz davranışlar gösterir elbet ama toksik diyebileceğimiz insanlar genellikle duygusal manipülasyon, kontrol, kıskançlık ve pasif-agresif davranışlar gibi zararlı davranışlar sergilerler. Bu davranışlar genellikle ilişkideki diğer kişiyi kendilerine bağımlı hale getirmeye veya onları incitmeye yöneliktir. Ayrıca, sıkça sorunlardan kaçınmak yerine sorunları büyütme eğilimindedirler ve ilişkideki ortamı gerilim dolu hale getirirler. Duygusal ihtiyaçları veya beklentileri karşılanmadığında patlayıcı tepkiler gösterebilirler.

Durun ve düşünün: İlişkilerimi sabote ediyor muyum?

Toksik insanlar genellikle ilişkilerinde olumsuz bir etki yaratırlar ve sağlıklı bir ilişki dinamiğini zorlayan davranışlar sergilerler. Şunu hayal edin: Bir ilişkiniz var ve partneriniz toksik davranış belirtileri sergilemeye başladı. Belki de aşırı kontrolcüdür, her hareketinizi tarla faresine bakan bir şahin gibi izliyordur ya da belki de pasif saldırganlığın ustasıdır. Bu insanlar, oscar kazanabilecek kadar sahte bir gülümsemeyle yaralayan sözler söylerler.

“Toksik bir ilişki içinde olmak, mayın tarlasında tango yapmaya çalışmak gibidir. Her adım risklidir ve patlamanın ne zaman gerçekleşeceğini merak ederek sürekli diken üstündesinizdir.”

Ama işin ilginç yanı şu ki zehirlilik her zaman tek taraflı değildir. Sizi tren raylarına bağlarken bıyıklarını buran sadece kötü adam değildir. Peki, neden ilişkilerimizde zehirli davranışlarda bulunuyoruz? Belki de çirkin yüzünü gösteren güvensizlik, bu zehirli hale daha sıkı sarılmamıza neden oluyor. Belki de çocukluktan kalma çözülmemiş sorunlar, ilişkilerimizi bir trajediden daha fazla drama içeren geçici terapi seanslarına dönüştürüyor. Drama yaratmayı seviyor olabilir miyiz bazen?

Huzurluyken bundan huzursuz olup bir sorun çıkarmaya meyilliyseniz, her şey yolundayken problemi yoktan var eden bir düşünce yapısına sahipseniz, tövbe haşa ama toksik olan siz olabilir misiniz? İlişkilerinizde sürekli aynı döngüyü tekrar tekrar yaşadığınızı fark etmemiş olamazsınız bence. Peki ya size çok nazik ve iyi davranan birinden hoşlanmayıp – hatta bazen bu tarz insanları pasif bulup- size değersiz hissettiren partnerlere çekildiğiniz ilişkileriniz? İçinizdeki toksik karakterin adeta bir dışa vurumu.

Biraz da umut

Toksik davranışların her köşede bir Starbucks kadar yaygın olması, günlerimizi sürekli bir drama ve kalp ağrısı döngüsü içinde yaşamaya mahkûm olduğumuz anlamına gelmiyor. Instagramın derinliklerinden çıkan bir kedi videosu gibi toksisite zincirlerinden kurtulabilir ve daha sağlıklı, daha bütüncül bir şekilde sevmeyi öğrenebilirsiniz. Tek bir şartla: İsterseniz. Dönüşüme, gelişime ve sorgulamaya yetecek gönül kabınız varsa emin olun yapabilirsiniz.

Bu, zihninizin karanlık köşelerine bir spot ışığı tutup “Orada neler oluyor?” demek gibi öz farkındalıkla başlar. Toksik eğilimlerinizi fark ettiğinizde ister terapi ister kendi kendinize düşünme veya sadece sağlıklı bir iç gözlem yoluyla olsun, bunları ele almak için adımlar atmaya başlayabilirsiniz. Ne olur o adımları atın ki şu koskoca toksisite denizinden bir kişi eksilsin.

Ve son olarak, bir ilişki güneşte bırakılan sütten daha hızlı zehirleniyorsa gitmekten korkmayın. Bazen yapabileceğiniz en sağlıklı şey, red flaglerin blöfünü görüp “Adios, amigo” demek ve oradan koşarak uzaklaşmaktır.


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.