Farkındalık

Mekân enerjilerini iyileştirmek için ipuçları

Evinizle aranız nasıl? Böyle de soru mu olur diye düşünmüş olabilirsiniz belki ama ben mekanların ruhu olduğuna inanırım. Onlarla aramızda kurduğumuz ilişkimiz tıpkı bir arkadaşlık ilişkisine benzer. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim’’ atasözünde olduğu gibi oturduğumuz, çalıştığımız mekânla olan ilişkimiz hayatımıza çok geniş bir alanda etki eder.

Bu yazımda sizlerle mekanlarınızla aranızı iyileştirme önerilerimi paylaşacağım. Bu konuya merakım çok küçük yaşlarda başladı ve halen de devam ediyor. Oturduğumuz semtlerde etrafımdaki evlerin, işyerlerinin enerjilerini tespit etmek için uzun süre gözlem yaparım. Taşınanları, ev alanları, kiralayanları ve ziyaretçileri de takip ederim. O mekânın hikayesini kafamda yazarım. Biz bu dünyada yokken inşa edilmiş olanların yanında, biz gittikten sonra da yaşamaya devam edecek olanlar da vardır. Bu nedenle de mekanların da bir ruhu ve dolayısıyla da tekamülleri olduğuna inanırım. Sizin de dikkatinizi çekmiştir, bir semte aynı sokakta pırıl pırıl bir binanın biraz ötesinde terk edilmiş ya da inşaatı durdurulmuş bir yapı olabiliyor. Neticede binaların da kaderleri oluyor ve o binaları seçenler bu ortak hikâyeyi paylaşıyorlar.

Bu yazıda evlerimiz üzerinden ilerleyelim. Bir sonraki yazımda işyerlerini ele alırız. Öncelikle hayatınızda hangi alanda bir değişikliğe ihtiyacınız olduğuna karar verin: iş, aşk, sağlık, arkadaşlık, bereket vb. Başlamadan önce şu an oturduğunuz evi nasıl bulduğunuzu, eve taşınma hikayenizi ve bu evde yaşadıklarınızı bir gözden geçirin. Bu sayede geniş bir açıdan evle aranızdaki ilişkiyi anlamanız kolaylaşır. Bu evde yaşamaya başladığınızdan bu yana neler gelişti, neler değişti?

“Bir evin bölümleri yaşamdaki farklı alanları anlatır.”

Ev, rüya sembolizminde bizim iç dünyamızı anlatır. Dünya hayatımızda da pek farklı değildir. Kapıdan itibaren her bir unsur hayatla olan bağımızı anlatır. Bölümlere kısaca bir göz atalım.

Evin giriş kapısı: Evin ağzıdır. Buradan içeriye sadece siz girmezsiniz, hayat enerjisi de girer. Bu nedenle de evin girişi rahat olmalıdır. Kapının dışında paspas dışında çok kalabalık olması pek doğru değildir. Elbette güzel çiçekler, süsler de koyabilirsiniz. Ancak eğer bu dış kapınızın önünde bir kalabalık yaratıyorsa enerji burada durağanlaşır. İdeal olan, kapı önünde paspas olmasıdır. Eğer isterseniz kapınızın üzerine veya zilin yanına bir koruma sembolü koyabilirsiniz. Bu sembolü seçerken evinizle ilgili bir hikâyenin parçasını oluşturduğunuzu hatırlayın. Kapınızın sağında solunda gereksiz eşya, ayakkabı, çöp vb. bulunmamalı.

Hol: Kapınızı içeriden açtığınızı hayal edin. Gelen kişi ilk adımını içeriye atmadan önce siz geriye doğru çekildiniz ve misafirinizi içeriye alırken rahat mısınız? Hol bölümü de rahat olmalı. Mümkünse iç mekanla dış mekânı ayıran bir paspas olmalı. Daire şeklinde bir kilim, bir halı enerjinin o noktada sabitlenmesini sağlar. Siz, kapınızı çalan herkesi içeriye almıyorsunuz. Bazen sadece kapınıza kadar gelip orada konuştuğunuz, hizmet aldığınız insanlar da var. Bu halı ya da paspas evin ilk sınırı. Eskiden evlerin kapısı sahanlık denilen bölüme açılırdı. Burada ayakkabılar çıkarılır, bir basamakla ya da ayrı bir kapıyla da içeriye geçilirdi.

İlk Bereket Noktası: Kapınızı 45 derecelik bir açıyla açtığınızda ilk gördüğünüz nokta bereket köşenizdir. Buraya ister duvarınıza isterseniz yere seveceğiniz bir obje, belki bir kristal taş koyabilirsiniz.

Salon: Sosyal hayatımızı sembolize eden salon, hem aile bireylerimiz hem de misafirlerimizle paylaştığımız ortak bir alandır. Eğer sosyal hayatınızla ilgili bir konuda iyileştirme yapmak istiyorsanız salonunuza yeniden bir göz atın. Özellikle yemek masanızın üstündeki objeleri, duvarlarda asılı tablo ya da fotoğrafları gözden geçirin. Aynı rengi yoğun kullanmak durağanlık yaratır. Öneri renklerim; turuncu, yeşil, fuşya, pembe ve kırmızı objelerdir. Bu renkler hareket yaratır. Yoğun bir sosyal hayatınız var ve sakinlik istiyorsanız yemek masanıza yakın ayna varsa kaldırın, mavi renkte objeler tercih edin.  Mavi renk sakinlik verir. Kırmızı, turuncu, pembe ve fuşya hareketlendirir.

Yatak Odası: Yatak odanızı ister tek başınıza kullanın ister bir başkasıyla ortak alanınız olsun, her iki durumda da öncelikle sizin kendinizle olan ilişkinizi anlatır. Uykuda yalnız başımızayızdır. Yatak odası aynı zamanda duygusal ilişkilerimizi de sembolize eder. Yatak odasının enerjisini iyileştirmek için en önemli kural sadeliktir. Mümkün olduğu kadar sade bir yerleşim planını seçin. Renkler pastel tonlarda olabilir. Yeşil, pembe, bej, kum rengi gibi yumuşak tonlar idealdir. Bunun yanında ayna konusunu da hatırlatmalıyım. Yatak odanızda ayna olabilir ancak yatağınızı görmesi pek tavsiye edilmez. Yatak odasında aynanın sizi yatar halde görmesi, enerji alanınızı bozar. Ayna, kadim kültürlerde gaipten haber almak ve kötü ruhları hapsetmek için kullanılan bir objeydi. Bu nedenle de uyur halde bir insanın yansımasının aynada olması tavsiye edilmez. Öte yandan aile fotoğrafları, çeşitli süs eşyaları da odada olmamalıdır.

Banyo: Banyo, tuvalet arınma ve bırakma noktasıdır. Bu nedenle de paranın çıkış noktası olarak değerlendirilir. Banyo finansal harcamalar yanında aynı zamanda duygusal tıkanıkları da temsil eder. Banyo temiz kokmalı, süs eşyalarıyla doldurulmamalıdır. Yeşil bitkiler, bambu, kaktüs veya sukulent tarzı çiçekler kullanılabilir.

Mutfak: Bereket ve üretim alanıdır. Eğer bereket enerjinizi arttırmak istiyorsanız mutfağınızdaki ocağı kullanmalısınız. Buzdolabınız temiz olmalı. Kilerinizde kullanılmayan gıdalar gözden geçirilmelidir. Mutfakta ocağınızın yanına bir kumbara koyarsanız para biriktirmeniz kolaylaşır.

Koridor: Enerjinin pay edildiği bir yol olarak düşürsek koridorlarda fazla eşya bulundurmak tıkanıklığa, olay akışında aksamalara işaret eder. Hayatınızda ani gelişen olaylar gerçekleşiyorsa koridorunuzdaki duvara kırmızı renkli bir obje asabilirsiniz.

Balkon: Balkonlar dış dünyayla olan bağımızı sembolize eder. Derli, toplu ve mümkünse özenli düzenlenmelidir.

Şu anda yaşadığınız veya çalıştığınız mekânla olan bağınızı nasıl kurdunuz bilemiyorum ancak bundan sonrası için önerilerim var.

Gerçek çiçekler kullanın

Evde yeşil bitkiler gelişimi ve ilerlemeyi sembolize eder. Plastik çiçeklerden uzak durun. Gerçek çiçekler dışındakileri evinizden çıkarın.

Niyet ederek tütsü yakın

Evinizde arada sırada tütsü yakın ve bunu yaparken duanızı, niyetinizi ifade edin. Enerji alanlarını temizlemek için “Evimde, enerjimde, gelirimde, bildiğim, bilmediğim, farkında olduğum ya da olmadığım tüm negatif etkiler arınsın, korumada olayım’’ ya da ‘’ Evim, ocağım, enerjim, bedenim ve alanım Rahman ve Rahim olanın korumasında olsun’’ ifadeleri ile niyet edebilirsiniz.

Odalara tuzlu su yerleştirin

Tuzlu su dengeyi sembolize eder. Evinizde salon, mutfak, yatak odası veya çocuk odalarında bir cam kabın içine bir avuç kaya tuzu koyun ve üzerini bir iki parmak geçecek kadar su ekleyin. Bu cam kabın etrafı zamanla tuz köpüğü ile kaplanır. Buharlaşan su azalır ve tuz kabın etrafını sarar. Yeniden su ekleyin. Tuzunuz azalırsa tuz da ekleyin. Kaplarınızı yerleştirirken “Denge ve huzur için olayım’’ niyetinizi de ifade edin.

Zor günler için bir öneri

Zor günlerden geçtiğiniz zamanlarda ya da enerjinizin durağanlaştığını hissettiğiniz anlarda evinizde mis kokular yayacak kurabiye, kek ya da bir yemek yapın. Bu yemeği çevrenizle paylaşın. Yarattığınız hareket hayatınızda tatlı bir rüzgâr gibi esinti yaratır.

Bir Anadolu geleneği: Tuz kavurmak

Sıkıntılı zamanlarınızda, zorlandığınız anlarda bir başka önerim de tuz kavurmanız olur. Anadolu’da sıklıkla yapılan bu ritüelde tuz ocağın üzerinde bir kabın içinde kavrulurken “gözü olanın gözü çıksın, üzerimizdeki sıkıntılar dağılsın” gibi dualar edilir. Aslında buradaki gözü çıksın ifadesi, birisinin gözünün zarar görmesi değil, etki altına alan tesirlerin çıkıp gitmesi içindir. Siz de tuzunuzu kavururken üzerinizde baskı yaratan, sıkıntı veren ne varsa çıkıp gitmesi ve ferahlamak için niyetinizi ifade edebilirsiniz.  Kavurduğunuz tuzları tuz kaplarınıza ekleyerek üzerine su koyup kullanabilirsiniz.

Acıları hafifletmek için acı biber kavurmak

Benzer benzeriyle etkileşir ilkesinden yola çıkarak bir ritüel önerim daha olacak. Yaşadığınız bir acı veya canınızı acıtan bir deneyimin sonrasında evde ocağınızın üzerinde kurutulmuş acı biberleri kavurup, sonra bunları toprağa gömebilirsiniz. Acı biberler bütün halinde olmalıdır. Yanarken gözleriniz yanacak ve belki gözyaşlarınız akacaktır. Yaşadığınız acıların etkilerinin dumanla hafiflediğini, biberler yanarken içinizi yakan acıların yanıp kül olduğunu hayal edin. Üstelik bir de bunu bir saksının ya da ağacın dibine gömeceksiniz. Bir anlamda bu acıyı ve deneyimlerden kalanları gömerek sonlandırmış olacaksınız. Bu ritüeli dolunay zamanları yapabilirsiniz.

Tohum filizlendirin

Tazelik ve yenilik için tohum filizlendirin, bakliyat çimlendirin ya da çiçek çoğaltın. Yenilenme istediğiniz konularla ilgili çiçek ekebilir, bakliyat çimlendirebilirsiniz. Bunu yapmak için gökyüzünde Ay hilal formunda olmalıdır.

Bu yazıda kısa kısa önerilerle mekân enerjilerini iyileştirmek konusundaki önerilerimi sizlerle paylaştım. Umarım faydası olur.

Sevgimle…


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

meltem-reyhan
Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji ve İstanbul Üniversitesi Antropoloji Bölümlerinde eğitim aldı. Dinler tarihi, sosyoloji, semboller, tasavvuf ve rüya konularında araştırmalarına devam ediyor ve kitaplar yazıyor. Kendi akademisinde öğrenci yetiştiriyor.