Hayatınızda her şey yolunda görünüyor olabilir. Bir işiniz, yerleşmiş bir rutininiz ve sizi bir noktaya taşıdığına inandığınız bir yönünüz vardır. Dışarıdan bakıldığında büyük bir sorun görünmez hatta çoğu kişi bu tabloyu şükredilecek bir düzen olarak tanımlar. Ancak bazen içinizde hep dır dır eden bir soru vardır: “Başka bir ihtimal daha var mı?” Bu soru, genellikle bir kriz anında değil de her şey yeterince “fena değilken” ortaya çıkar ve tam da bu haliyle rahatsız edicidir.
Stanford University bünyesinde geliştirilen ve Designing Your Life yaklaşımının merkezinde yer alan Odyssey Planı, tam olarak bu sorgunun etrafında şekillenir. Bu yöntem, yeni hedefler koymayı ya da daha verimli bir gelecek planı çıkarmayı amaçlamaz. Aksine, geleceğe bakma biçimimizi sorgulayan bir farkındalık egzersizi olarak konumlanır. Öyle büyük büyük vaatlerde bulunmaz, hayatınızı kökten değiştireceğini iddia etmez. Yalnızca sizden, önümüzdeki beş yıla tek bir pencereden bakma alışkanlığını askıya almanızı ister.
Odyssey Planı’nın geleceği kontrol altına almaya çalışmak yerine, onu çoğaltır. Doğru hayat fikrini tekilleştirmek yerine, ihtimallerin varlığını görünür kılar. Böylece insan, uzun süredir içinde bulunduğu düzeni ilk kez dışarıdan görme ve kendine şu soruyu sorma cesaretini bulur: Ben bu hayatı gerçekten seçiyor muyum, yoksa alıştığım için mi sürdürüyorum?

Tek bir doğru hayat yok
Odyssey Planı, Stanford University bünyesindeki Tasarım Laboratuvarı’nda geliştirildi ve aynı yaklaşımı merkeze alan Designing Your Life kitabının temel bir varsayımından yola çıkan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre, insan hayatı tek bir doğru senaryodan ibaret değildir. Aksine, her bireyin yaşamı için birden fazla iyi ve anlamlı olabilecek ihtimal vardır. Buna rağmen çoğumuz, farkında olmadan hayatı tek bir çizgi üzerinde ilerliyormuş gibi yaşarız. Seçtiğimiz bir meslek, girdiğimiz bir ilişki ya da alıştığımız bir düzen, zamanla tek seçenekmiş gibi görünmeye başlar ve başka ihtimaller zihnimizin dışında kalır.
Odyssey Planı tam da bu kör noktaya temas eder. Geleceğe dair belirsizliğin içindeki seçenekleri görünür kılar. İnsanların çoğu, hayatlarının neden sıkışmış hissettirdiğini ya da neden içten içe tatminsizlik yaşadığını tam olarak adlandıramaz. Çünkü sorun genellikle yanlış bir seçim yapmak değil, başka seçimlerin mümkün olduğunu hiç düşünmemektir. Bu egzersiz, “başka bir hayat mümkün mü?” sorusunu soyut bir hayal olmaktan çıkarıp somut bir farkındalık alanına taşır. Soyuttan somuta giden bir yol sunar.

Odyssey Planı nasıl çalışır?
Odyssey Planı’nın yapısı son derece yalındır fakat etkisi tam da bu yalınlığından gelir. Katılımcıdan, önümüzdeki beş yıl için birbirinden belirgin şekilde farklı üç ayrı hayat taslağı oluşturması istenir. Burada amaç ideal bir gelecek resmi çizmek ya da en mantıklı yolu bulmak değildir. Asıl hedef, kişinin kendisiyle daha dürüst bir temas kurabilmesini sağlamaktır. Çünkü tek bir gelecek tasavvuru, çoğu zaman otomatik düşüncelerle şekillenirken birden fazla ihtimali yan yana koymak, insanı kaçınılmaz olarak durup düşünmeye zorlar.
Bu egzersiz, kişinin mevcut alışkanlıklarını, korkularını, bastırdığı isteklerini ve ertelediği ihtimalleri görünür kılan bir yüzleşme alanı açar. Üç farklı gelecek üzerinde düşünmek, “hangisi daha mantıklı?” sorusundan çok “hangisi beni daha canlı hissettiriyor?” sorusunu öne çıkarır. Bu nedenle Odyssey Planı, karar vermeye zorlayan yöntemlerin yanında kararların arkasındaki içsel dinamikleri açığa çıkaran güçlü bir farkındalık aracıdır.
Şimdi planın rotasına bakalım.
1. Yol: Mevcut rota
Odyssey Planı, ilk olarak insanı hâlihazırda yürüdüğü yolun karşısına oturtur. “Hayatım tam olarak böyle devam ederse…” sorusuyla başlayan bu aşama, çoğu kişi için en tanıdık ve bu nedenle de en rahat bölümdür. Aynı işte kalındığında, aynı şehirde yaşandığında, benzer ilişkiler ve benzer bir tempo sürdürüldüğünde beş yıl sonra nasıl bir hayatın içinde olunacağına bakılır. Günler nasıl başlar, akşamlar nasıl biter, bedensel ve zihinsel enerji artar mı yoksa yavaş yavaş tükenir mi? Bu yol, genellikle konforlu hissettirir çünkü zaten bilinen bir düzenin uzantısıdır. Ancak asıl öğretici yanı, sürdürülen hayatın yalnızca getirilerini değil, çoğu zaman fark edilmeyen duygusal maliyetlerini de görünür kılmasıdır. İnsan, alıştığı hayatın kendisine gerçekten ne hissettirdiğini ilk kez bu kadar net görür.
2. Yol: Alternatif hayat
İkinci yol, bu konforu bilinçli olarak bozar. “Bu yol bir şekilde kapansaydı, ne yapardım?” sorusu, alışkanlıkların dışına çıkmayı zorunlu kılar. Belki kariyer tamamen değişir, belki başka bir şehirde ya da bambaşka bir yaşam ritminde var olma ihtimali doğar. Bu aşamada doğru ya da yanlış cevaplar yoktur, yalnızca keşif vardır. Mantıkla bastırılmış, “şimdi sırası değil” denilerek ertelenmiş arzular, bu yol üzerinden yüzeye çıkmaya başlar. Çoğu insan için bu bölüm şaşırtıcıdır çünkü uzun süredir kendisine sormadığı sorularla ilk kez temas eder. Alternatif hayat, uygulanıp uygulanmamasından bağımsız olarak kişinin iç dünyasında hangi ihtiyaçların ihmal edildiğini gösteren güçlü bir aynaya dönüşür.
3. Yol: Baskısız gelecek
Üçüncü yol ise egzersizin en zor, ama aynı zamanda en dürüst kısmıdır. Bu aşamada para, statü, aile beklentileri ve “başkaları ne der” sorusu bilinçli olarak devre dışı bırakılır. Gerçekçi olmaya çalışılmaz, mantık geri çekilir. Sadece şu soruya odaklanılır: “Hiçbir şey beni durdurmasaydı nasıl bir hayat isterdim?” Bu yol çoğu zaman somut bir plan hâline gelmez ve belki de hiç uygulanmaz. Ancak insanın özlemini duyduğu, bastırdığı ya da kendisine yakıştırmadığı hayat taslağı genellikle tam da burada görünür olur. Üçüncü yol, insanın içsel pusulasını netleştirir.

Peki neden Odyssey?
Odyssey Planı adının seçilmesi tesadüf değildir, yöntemin felsefesini doğrudan anlatan bilinçli bir metafora dayanır. Adını, Homeros’un Odysseia adlı destanından alır. Ancak burada kastedilen şey bir edebiyat göndermesi yapmaktan çok yolculuk fikrinin kendisidir.Odysseia’da Odysseus’un hikâyesi, doğrusal bir ilerleme anlatısı değildir. Kahraman, tek bir yolda kararlılıkla yürüyen biri değil defalarca yön değiştiren, duraklayan, kaybolan, vazgeçen ve yeniden seçen bir yolcudur. Yolculuğun amacı bellidir ama yolun kendisi belirsizdir. Asıl dönüşüm de varılacak nokta yerine bu belirsizliğin içinde yaşanır.
Odyssey Planı da tam olarak hayatı bir “hedefe ulaşma projesi” olarak görmez, onu bir yolculuk olarak ele alır. İnsanların en sık düştüğü yanılgılardan biri, hayatın tek bir doğru rotası olduğu ve bu rotadan sapmanın başarısızlık anlamına geldiğidir. Oysa Odysseus’un hikâyesinde olduğu gibi, sapmalar, gecikmeler ve alternatif yollar karakteri şekillendirir hatta çoğu zaman asıl öğrenme bu ara duraklarda gerçekleşir. Bu nedenle planın adı “Plan A – Plan B” gibi teknik bir çerçeve taşımaz. “Odyssey” kelimesi, kesinlikten çok arayışı, varıştan çok yolda olma hâlini çağrıştırır. Bu egzersiz, kişiden geleceğini kusursuzca planlaması yerine farklı olasılıkları cesaretle düşünebilmesini ister. Çünkü gerçek hayat, tek bir doğru karardan çok, zaman içinde tekrar tekrar yapılan seçimlerden oluşur.

Amaç, seçim yapmak değil
Odyssey Planı’nın amacı, “en doğru” ya da “en mantıklı” hayatı seçtirmek değildir. Asıl işlevi, kişinin hayatına dair sandığı şeyleri sorgulatmaktır. Tek yol gibi görünen rotaların çoğu zaman alışkanlıklardan ibaret olduğu, mantıklı duran seçeneklerin her zaman canlı hissettirmediği ve yıllardır ertelenen ihtimallerin insanın özüne dair önemli ipuçları taşıdığı bu egzersiz sırasında yavaş yavaş açığa çıkar. Odyssey Planı, insanın kendi hayatıyla daha bilinçli, daha sorumlu ve daha sahici bir ilişki kurabilmesi için vardır.
Hayattaki en büyük tuzak, mevcut yolun tek yol olduğunu sanmaktır. Odyssey Planı, bu yanılgıyı nazik ama net bir şekilde bozar. Önümüzde kaç farklı seçeneğin olduğunu gösterirken asıl önemli olanı da görünür kılar. Yani, hangi yolların insanı gerçekten büyüttüğünü, hangilerinin yalnızca güvende tuttuğunu…
Netlik arayanlar için cevaplar, bir kâğıt, bir kalem ve yaklaşık yirmi dakikalık dürüst bir yüzleşmede saklı! Odyssey Planı eşittir üç farklı gelecek taslağı, tek bir farkındalık ve kişinin kendisiyle kurduğu daha sahici bir ilişki.
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

