Toksik Pozitiflik

Neşeli olma hali kısaca mutluluk ile ilişkili olsa gerek. En son kendinizi ne zaman neşeli hissettiğinizi sorsam, muhtemelen geçmişten bu yana biriktirdiğiniz birçok anınız vardır. Hayata anlam katan, kişinin özünden gelen bir ifade biçimidir neşe. En güzel yanı da bulaşıcı olmasıdır belki. Paylaştıkça çoğalan, ruha ve bedene şifa veren bir yönü vardır.

Ancak diğer bir tarafta adeta bir maske gibi taşıdığımız, kendi öz benliğimizi kamufle eden bir neşeli olma hali de var. Eğer bu maskeyi takmaya başladıysanız, tehlike çanları sizin için çalmaya başlamış olabilir. Bu neşeyi, en derinlerde kişinin yaşadığı bir mutsuzluk olarak tanımlamak mümkün. Gerçek duyguların bastırıldığı ve tam tersinin yansıtıldığı, bireyin sosyal bir varlık olarak toplum içinde kabul görmesini sağlayan bir tür stratejidir. Bu bağlamdaki neşeyi son dönemlerde sıklıkla gündeme gelen toksik pozitiflik ile ilişkilendirebiliriz.  Kişinin olumsuz duygu ve düşüncelerden kaçınarak, tüm durumlara karşı aşırı ancak etkisiz bir mutluluk ve optimistlik ile yaklaşmasıdır. Hâlbuki kaçtığınız ve ertelediğiniz tüm sorunlar zamanla varoluşsal sancılara yol açmaktadır. 

SAĞLIKLI BİR NEŞELİ OLMA HALİ MÜMKÜN

Üzüntü, hayal kırıklığı, keder ve öfke gibi olumsuz olarak addedilen duygular; mutluluk, heyecan ya da iyimserlik gibi kolayca kabullenilebilen duygular değildir. Baş edilemeyen kaygılar, yetersizlikler ya da başarısızlıklar kişinin ruhsal dengesinin bozulmasına ve sosyal ilişkilerinde uyumsuzluk yaşamasına neden olmaktadır. Dolayısıyla birçoğumuz bu duyguları hissettiğimizde farkında olmadan onları görmezden gelme, inkâr etme ya da bastırma gibi yöntemlere başvururuz. Ancak gerçek şu ki, bu duygular hiçbir yere gitmiyor, sadece bedende açığa çıkacağı günü bekliyor. Farkındalığımızın dışında kalan ve kaçtığımız her sorun ise biz öğrenene kadar tekrardan karşımıza çıkıyor.  Yaşam boyunca tüm bu zorluklarla baş edebilmek için her birimiz bilinçdışımızda çeşitli savunma mekanizmaları geliştiririz. Bireyin engellenme veya çatışma yoluyla ihtiyaçları doyumsuz kaldığında ortaya çıkan aşırı kaygı durumundan kendi benliğini korumak için başvurduğu düşünce ve davranış biçimlerine savunma mekanizmaları” denir. İstinasız her insan, zihinsel yapısının bütünlüğünü ve ruhsal dengesini koruyabilmek için bu stratejilere başvurur. Nasıl, ne sıklıkta veya hangi durumlarda ortaya çıktığı kişiden kişiye değişiklik gösterse de birçoğunu çocukluk döneminde öğrenir, yaşanan durumlar karşısında bir refleks gibi bu mekanizmaları kullanırız.

Hepimiz varoluşumuzu olgunlaştırma ve potansiyelimizi gerçekleştirme güdüsüyle doğarız. Başınıza gelenleri nasıl karşıladığınız ve içselleştirdiğiniz ise hayatınızın yönünü belirlemektedir. Karşınıza çıkan her olayın ve yaptığınız seçimlerin aslında bir anlamı vardır. Yaşadığınız tüm zorluklar da kendinizi anlamaya hizmet etmektedir. Bu nedenle duygularınızı daha iyi tanımayı, arzularınızı ve ihtiyaçlarınızı dinlemeyi öğrenmeniz gerekiyor. Duygusal dayanıklılığınızı sağlamlaştırmak deneyimlediğiniz tüm duygularla yüzleşmek ile başlar. Kendinizi yargılamayı bırakarak eksiklerinizi gelişiminiz için bir fırsat olarak görmeli, sizi zorlayan duygu ve durumların aslında iyileşeceğiniz ve dönüşeceğiniz anlar olduğunu hatırlamalısınız. Acıdan ve korkudan utanmamalı, kendinizi ifade etmenin yollarını öğrenmelisiniz. Sağlıklı bir neşeli olma hali, hayatın gerçeklerini olduğu haliyle kabul etmekle başlar. Son dönemlerde daha çok artan sağlık endişeleri, geçim sıkıntıları, hayal kırıklıkları ve yalnızlık gibi duygularla mücadele ederken siz de bu hisleri yaşamak için kendinize izin vermelisiniz. Nasıl ki hayat iniş ve çıkışlarla dolu, bu duygular da geçecek ancak siz kalbinizi tüm olanlara açarsanız…

Gülümseyen gözlerle, sevgi ve şefkatle kalmanız dileğiyle... 

Aynur İLHAN (Psikolog ve Evimdeki Psikolog girişimi kurucusu)

 Psikolog Aynur İlhan, lisans Eğitimini Beykent Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesinde Pedagojik Formasyon eğitimi aldı. Lisans eğitimi boyunca; sosyal hizmet alanında Okmeydanı Darülaceze’de iki yıl staj yaptı. Ardından Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ve Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde patolojik vakalar üzerine çalışmalara katıldı. Bu süreçte Oyun Terapisi, Wisc-R, Psiko-Drama alanında eğitimler aldı. Lisans eğitimini tamamladıktan sonra Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde özel eğitim, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde sosyal hizmet alanında çalıştı. Son üç yıldır çocuk, ergen, yetişkin, aile ve çift alanında 1000’in üzerinde danışan ile online seans yaparak hizmet verdi. Şu an Evimdeki Psikolog girişiminin yöneticiliğini yaparken aynı zamanda mevcut danışanlarına psikolojik destek vermeye devam ediyor.

 

Yorumlar