Uzun süre kişisel gelişim dili tek yönlüydü. Hep ileri, hep daha iyi, hep güçlü. Olumsuz duygular ya dönüştürülecek ya da aşılacak bir engel olarak ele alındı. Bu yaklaşım bir noktaya kadar iş gördü. Ama zamanla insanlar, sürekli gelişme fikrinin kendisini de sorgulamaya başladı. Çünkü her duygu ilerleme hedefiyle ele alındığında, yaşamak değil düzeltmek öncelik hâline geliyor.
Son dönemde yabancı dergilerde de bu dilin çözülmeye başladığı görülüyor. Daha az hedef, daha az formül, daha çok sınır kabulü. Her şeyin aşılabilir olmadığı, bazı hâllerin taşınması gerektiği daha açık konuşuluyor. Gerçekçilik burada umutsuzluk anlamına gelmiyor. Daha çok, beklentilerin ayarlanması. İnsan kapasitesinin sınırsız olmadığı fikrinin normalleşmesi. Sürekli iyi hissetmenin değil, duygusal sürekliliğin mümkün olduğu bir çerçeve.
“Belki de kişisel gelişimin yeni hâli, insanı ileri itmiyor. Olduğu yerde kalmasına izin veriyor.”
Bu izin hâli, pasiflik ya da vazgeçiş değil. Aksine, insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi daha dürüst bir zemine taşıyor. Sürekli “daha iyi bir versiyon” kovalamak yerine, mevcut hâlin sınırlarını ve ihtiyaçlarını tanımayı mümkün kılıyor. Çünkü her duygu bir sorun, her zorlanma bir eksiklik olarak ele alındığında, kişi kendi iç dünyasında sürekli bir açık arama hâlinde yaşıyor. “Neyi değiştirebilirim?” kadar, “neyi değiştiremiyorum?” sorusunu da masaya koymak önemli. Bu ikinci soru uzun süre ihmal edildi. Oysa bazı kırılmalar, bazı kayıplar, bazı kişilik özellikleri dönüştürülecek değil; ancak anlamlandırılacak şeyler. İyileşme her zaman hafiflemek değil, bazen ağırlıkla birlikte yaşamayı öğrenmekle de mümkün. Bu yeni dil, güçlü olmayı yeniden tanımlıyor.
“Güç; her şeye rağmen pozitif kalmak değil, zor bir duygunun içinde dağılmadan kalabilmek.”
Motivasyon düşüşlerini, isteksizliği, duraksamayı insan olmanın doğal parçaları olarak görebilmek, kişisel gelişimi bir performans alanı olmaktan çıkarıp bir temas alanına dönüştürüyor. Belki de bu yüzden yeni dönem anlatılarında hız yok, slogan yok. Daha az vaat, daha çok gerçeklik var. “Her şey geçer” demek yerine, “bazı şeyler geçmez ama sen değişirsin” cümlesi daha sık duyuluyor. Bu da insana, sürekli ilerleme baskısı yerine, tutunabileceği daha sağlam bir zemin sunuyor.
Sonuçta kişisel gelişimin gerçekçi hâli, insana her gün daha iyi olmak zorunda olmadığını ve bazı günler, olduğun yerde kalmanın da bir beceri olduğunu söylüyor.
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

