Kış mevsimini çağıran bir Kasım sabahıydı. Hava gri, şehir hâlâ uykuluydu. Elif sabah sessizliğinde tartının karşısına geçti; her sabah düzenli olarak yaptığı gibi… Rakam sabitti ama içindeki his değişikti. Ne övünmek geldi içinden ne utanmak; sadece bir yorgunluk… tanıdık, içe işleyen bir yorgunluk. Bir gün önceki seansında şöyle sorulmuştu: “Elif, gerçekten ne istiyorsun?” O soru bütün gece zihninde dönüp durmuştu. Bir cümleydi belki ama ruhuna değmişti. Çünkü Elif ne zamandır ne istediğini değil, neye yetişmesi gerektiğini düşünüyordu.

BEDENİN ANLATAMADIĞINI TARTI ANLATIR BAZEN
Kilo… sadece fazlalık değildir; bazen geciken bir uykunun, yutulmuş bir cümlenin, yarım kalmış bir isteğin izidir. Elif aslında biliyordu, bir yerlerde okumuştu. Diyet yapmaktan çok, kendini zorlamaktan yorulmuştu. Her sabah “bugün dikkat edeceğim” diyordu ama akşam olunca dikkat edecek hâli kalmıyordu. Çünkü bedeni sadece aç değildi; zihni de açtı: dinlenmeye, durmaya, hissedebilmeye…
Tükenmişlik bir anda olmaz; yavaş yavaş çöker insanın üzerine. Bir sabah yataktan çıkmak istemezsin, bir akşam kimseyi aramazsın. Sonra fark etmeden… kilolar da eklenir üstüne. Ama o kilo, bedenden çok hayatın ağırlığıdır. Sürekli güçlü olmaya çalışmanın, her şeyi idare etmenin, “Ben hallederim” demenin ağırlığı… Elif’in tartısında rakam değil, o görünmez yükler artıyordu belki de.

KENDİNİ DİNLEMEK DE BİR TÜR BAKIM
O sabah kahvesini içtiğinde ilk kez telefona değil, pencereden dışarı baktı. Hava soğuktu ama gökyüzü ferah. İçinden geçenler kelimelere dökülse şöyle derdi: Belki çözüm daha fazla koşmakta, daha az yemekte değildir; belki çözüm bir süre durmakta, nefes almaktadır. Tükenmişlik, bedeni ihmal etmek değildir sadece; kendine şefkat göstermemeyi de içerir. Elif bunu o sabah anladı.
TARTI GERÇEĞİ DEĞİL, HİKÂYEYİ GÖSTERİR
Kilo bir sonuçtu, bir sebep değil. Bir tür sessiz çevirmen gibi, ruhun hâlini bedenin diline çeviriyordu. Ve Elif artık o dili duymayı öğreniyordu; kendini suçlamadan ama bahane de üretmeden… “Evet, yoruldum,” dedi içinden. “Ve bu yorgunluk artık sadece ruhumda değil, bedenimde de.” O gün yeniden başlamak için karar almadı; sadece durdu. Ve belki de ilk defa, bu duruş bir teslimiyet değil, bir iyileşme başlangıcıydı.
Kilo bazen sadece kilo değildir; biriken stresin, sessiz yorgunlukların, görünmeyen sorumlulukların bir yansımasıdır. Hep anlatıyorum… Anlayanlar dönüşüyor… Ve bazen sorun kilo vermemek değil, kendine dönüp bakmamaktır. Elif’in hikâyesi bir davet aslında: rakamları değil, hisleri anlamaya…Çünkü tartı ne gösterirse göstersin, “Ben gerçekten nasılım?” diye sormak en önemlisidir.
©mümkün dergi
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

