Aktüalite Yaşam

Yaz bitmeden gece görülmesi gereken müzeler

Güneş ışığında görmeye alıştığımız masalsı mekanları, ay ışığında keşfetmeye ne dersiniz? Yaz boyunca ziyaretçilerine gece de açık olan en güzel müze ve ören yerlerini sizler için derledik.

Efes Ören Yeri – İzmir

Ege’nin en güzel antik şehrini bu listeye eklemeden olmazdı. Liman şehri Efes’e gelen ziyaretçiler önce hamamda yıkanır, temizlenirdi ki mikropları şehre taşımasınlar. Pürüpak bir şekilde şehre girenler geniş liman caddesinde yürürlerken 25.000 kişilik tiyatro ile karşılaşırlardı. Bugün yıkık olan 3 katlı 18 metre yüksekliğindeki sahnesi kim bilir hangi oyunlara, konserlere ev sahipliği yapmıştı. Yine bu caddede yürürken tarihin en eski reklam panolarından biriyle de karşılaşırlardı. Uzun süreler boyunca denizde olan tüccarlar, denizciler kaldırımda bir işaretle karşılaşırdı. Sol ayak, taçlı kadın ve kalp… Anlamı <güzel kadınların aşkı için soldaki eve gelin> idi. Bu reklamın biraz ilerisinde sol köşedeki geniş ve güzel ev işte o evdi. Tam karşısında ise kitapseverlere hayal kurduran ünlü Celsus Kütüphanesi yer alıyor. Dönemin valilerinden Celsus öldüğünde oğlu onun adına bu kütüphaneyi yaptırır. Celsus Kütüphanesi, o dönemin en zengin üçüncü kütüphanesi olur elbette ki ilk ikisi İskenderiye ve Bergama’dır.

Bu güzel kent Socrates öncesi en önemli filizoflardan Herakleitos’un yurduydu. Ona göre ana madde ateşti ve şöyle açıklıyordu <Bütünün kendisi olan bu evreni ne bir tanrı ne de bir insan oluşturmuştur. O, sürekli belli ölçülere göre yanan, belli ölçülere göre sönen ezeli ve ebedi ateştir>. Döneminin yönetim şeklini, yöneticilerini ve inanç yapısını da sürekli eleştiren Herakleitos şöyle diyordu: <Kana bulanarak arındırmaya çalışıyorlar kendilerini, çamura batmış birinin kendini çamurlu suyla yıkaması gibi. Çamurla temizlenen birine herkes deli der. Karşılarındaki tanrı heykellerine yakarıyorlar, konuşur gibi duvarlarıyla evlerin. Ne tanrılar ne de kahramanlar hakkında bir şey bildikleri var.>

Fotoğraf: MusikAnimal, CC BY-SA 4.0 (Wikimedia Commons). Değişiklik: yeniden boyutlandırıldı.

Kaymaklı Yeraltı Şehri – Nevşehir

Hitit Dönemi’ne tarihlense de karbon testi yapılara değil organik maddelere yapılabildiğinden gerçekte ne kadar eski olabileceğinden asla emin olamayacağız. Nevşehir bölgesinde düzinelerce yeraltı şehri olduğu biliniyor. En ünlüsü de elbette Derinkuyu ancak bölgeye gitmişken Kaymaklı’yı da ziyaret etmenizi öneririm. Çünkü Kaymaklı buradaki yaşam şeklini daha net bir şekilde gözler önüne sürüyor. Alternatif akım araştırmacılar yeraltı şehirlerinin çok daha eski olduğunu öne sürmektedirler.

Kaymaklı 8 katlı bir yeraltı şehri, benzerlerinde olduğu gibi yüzeye en yakın kat hayvanlar için ahır olarak kullanılmış, diğer katlarda ise toplantı alanları, evler, şaraphaneler ve ilerleyen dönemde kilise olarak kullanılmış alanlar yer alıyor. Mühendislik harikası olan hava boşlukları hem havanın devinimini sağlıyor hem de haberleşme aracı olarak kullanılıyor. Özel aydınlatma ile 4 katını ziyaret edebildiğiniz Kaymaklı sizi ezber bozan bir serüvene davet ediyor.

Hierapolis Örenyeri – Denizli

Kutsal Şehir anlamına gelen Hierapolis bir Frigya kentidir. Şehir, Friglerin ana tanrıçası Matar’a atfedilmiş. Matar ana demektir ve bugün pek çok dilde anne için kullanılan kelime aslında bu kelimeden türemiştir. Matar zaman içinde Kubaba, Kibele gibi isimlere evrilmiştir. Hellen kolonizasyonu esnasında buradaki tapınak Hades ve eşi Persephone ile ilişkilendirilmiştir. Şehrin ismiyle ilgili bir başka teori de şu şekilde: Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un Amazonlar kraliçesi eşi Hiera’dan esinlenilerek bu şehre bu isim verilmiştir. Şehir Ms 80’de İsa’nın havarilerinden Filipus’un ölümüne tanıklık etmiş bu sebeple de metropolis yani Hıristiyanlık merkezi unvanını almıştır. 395 yılında psikoposluk merkezi olmuştur. Hellen, Roma ve Bizans mimarisinden örnekleri günümüze getiren şehir Pamukkale’nin dünya harikası travertenlerinin yanıbaşından olmasından ötürü hem tarihi hem de doğal güzellikleriyle sizi davet ediyor.

Topkapı Sarayı – İstanbul

Topkapı Sarayı eski adıyla Hümayun Sarayı eklektik yapısıyla Osmanlı Dönemi’nin farklı süreçlerini bir arada barındırır. Fatih Sultan Mehmet’in bir ofis gibi devleti yönetmek için kullandığı yapı zamanla genişlemiş Kanuni Sultan Süleyman devrinde rivayetlere göre Hürrem Sultan’ın isteğiyle haremin de buraya taşınmasıyla Sultanların evi haline gelmiştir. İçinde ceylanların, tavus kuşlarının gezdiği cennet bahçeleri, her gün binlerece kişiyi doyuran yemekler çıkan mutfak alanı, cariyelerin kâh keyifli kâh hüzünlü hikayeleri, göz kamaştıran mücevherleri ve paha biçilmez kutsal emanetleriyle Topkapı Sarayı dünyanın en güçlü imparatorluklarından birinin en mahrem sırlarını saklar içinde. Yıldızların altında sarayı geçerken bu sırlar fısıldanır belki de…

Patara Örenyeri – Antalya

Likya Birliği’ni kuranlar için kimileri ışık insanlar Luvilerin devamı olduğunu kimileri de Girit halkından olduğunu söyler. Öyle ya da böyle Likya bu eşsiz coğrafyada farklı kültürlerdeki şehirleri bir araya getirip ortak bir kültür yaratmış olanların vatanıdır. Hellenlerle çatışan, Perslerin işgali altında kalan, İskender tarafından alınıp Ptolemy tarafından yönetilen Likya çoğu zaman işgaller esnasında toplu intihar gerçekleştirmiş kalanlar ise hayata tutunmuş ancak zamanla asimile olmuştur. Patara ise Likya’nın en zengin liman şehirlerindendir. 23 kent devletinden oluştuğu dönemde Likya, Patara’da yer alan meclis tarafından yönetiliyordu. Binlerce yıl önce kurulan bu yönetim sistemi ABD ve Avrupa Birliği’nin kurumsal yapısına da ilham vermiştir. Rivayete göre Noel Baba olarak bilinen St. Nicolas burada doğmuş, Roma’ya gitmek için St. Paul buradan gemiye binmiştir. Modestus Zafer Takı, bazilika, tiyatro, Anadolu’nun en eskileri olan Vespasian Hamamları ve Sevgili Prof. Dr. Havva İşkan Işık ve özverili ekibinin günümüzde yeniden ayağa kaldırdığı deniz feneri olmak üzere farklı dönemlerden günümüze kalan miraslarla Patara ılık bir yaz akşamı keyifli bir keşif alternatifi.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi – Ankara

Her on adımda yeni bir çağa geçiş yaptığınız, her bir objede bambaşka bir kültürün masalını dinlediğiniz, arkeoloji ve tarih aşıklarının mabedi Anadolu Medeniyetleri Müzesi… Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği üzerine kurulmuş bu müzede sizi karşılayacak ilk eser Çatalhöyük’te bulunmuş olan <Aslanlı Tanrıça Heykeli>, son yapılan araştırmalar Çatalhöyük’ün ana erkil bir yapıda yönetildiğini gözler önüne serdi, belki de tanrıça olarak adlandırılan bu heykel bir tanrıçaya değil bir kadın krala atfedilmişti. Dokunduğu her şeyi altına çeviren, o da yetmezmiş gibi kulakları da eşek kulağına dönüşen talihsiz kral Midas’ın çalışma masası da biraz ileride karşınıza çıkacak. Elbette evreni temsil eden ve ritüellerde kullanılan bilinen en eski alem Güneş Kursları da kaçırmamanız gerekenler arasında.  


©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

damla_selin_tomru
Reklam ve halka ilişkiler alanında 12 yıl çalıştıktan sonra yaşam amacını keşfetme yolculuğuna çıktı. Bu yolculuk ona iki kitap, yeni bir alanda hizmet imkânı, kadim yerlere tur organize edebilme ve bu alanda röportajlar yapma hediyesini verdi. Heyecanla yeni hediyeleri bekliyor.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.