Bir Kedi Hayatınıza Girdiğinde Aslında Ne Değişir? 17 Şubat Dünya Kediler Günü
Aktüalite

Bir kedi hayatınıza girdiğinde aslında ne değişir? 17 Şubat Dünya Kediler Günü

Sabah alarmından birkaç dakika önce, yüzünüze hafif bir patinin değdiğini düşünün. O minik yoklama “hadi gün başladı” demenin en iç ısıtan hali… Bilgisayarın tam ortasına yerleşen bir gövde, yazmaya çalıştığınız metnin üstüne kıvrılan bir sıcaklık… Çalışırken klavyeye uzanan o kuyruk…Ben sabahları plan yaparım, saatimi kurar, ajanda doldururum. Kedim Mia gelir, hepsini hafifçe dağıtır. Sonra fark ederim ki aslında yapmam gereken iş o kadar da acil değil ve kaşlarımın arasını gevşetmek gayet kolay.

“Mia, bana daha yavaş ve daha insani bir düzen olduğunu gösterdi.”

Geldiği ilk günden beri yaşamım, kendi olabilmeyi başaran bir canlıya hayranlık duyarak geçiyor. Onun müthiş ilgisi yanında bir mesafesi, koşulsuz sevgisinin yanında kaliteli bir teması var. Evet, mesafeli bir ilişki bu. En azından benim kedim öyle. Yanıma gelip oturur ama canı istediğinde kalkıp gider. Bana bağlı ama bana ait değil. Beni çok sevdiğini biliyorum ama asla yaşamını beni merkeze koyarak geçirmiyor. Onun bu hali bana ihtişamlı bir özgürlük öğretiyor. Aynı odada ayrı ayrı var olabiliyoruz.

Kedilerin insanları seçtiğini çokça okudum, ben de bizi sahiplenmek yerine seçtiklerini düşünüyorum. Mia’nın gün içinde ne zaman yanıma geleceği tamamen onun kontrolünde ve kendi tercihi. Yani takvimini bana göre düzenlemiyor. Kendi alanını bilip korurken benim alanıma da aynı saygı ve mesafeyle yaklaşıyor. Sevilmenin, sahip olmak anlamına gelmediğini, hatta çoğu zaman tam tersine işlediğini öğretiyor. Bir kedinin yanında yaşamak, aynı zamanda kontrol duygusunun da inceldiği bir deneyim.

Bir Kedi Hayatınıza Girdiğinde Aslında Ne Değişir? 17 Şubat Dünya Kediler Günü

Kendi ritimlerine sadakati var kedilerin, zamanı bizimle aynı ölçüde yaşamıyorlar. Mia için bir gün, ışığın hareketine ve bedeninin ihtiyacına göre ilerliyor. Bu yönüyle insanına sabrı ve kendini dinlemeyi öğretiyor. Sabır derken diş sıkarak devam etmekten bahsetmiyorum. Bahsettiğim şey, karşıdakinin doğasını değiştirmeye çalışmamak; yani birçoğumuzun kediler kadar iyi olamadığımız müdahale etmeme becerisi. Beklerken huzursuz olan bir kedi gördünüz mü hiç?

“Kediler, insanın ruh hâlini sezgisel olarak algılar fakat bunu dramatize etmezler.”

Üzgün olduğunuzda yanınıza sokulabilirler ama sizi iyileştirmek için gösteri yapmazlar. Bazen de uzaktan izlerler. Her an temas kurmak zorunda olmadıkları için ilişkileri yorucu değildir. Sessizlikleri boşluk değil eşlik gibidir. Dünyanın gerçekten sandığımız kadar telaşlı olmadığını anlatmak için varlar sanki.  Belki bu yüzden kedilerle kurulan bağ, insanın kendiyle kurduğu bağa benzer. Kendi iç alanınıza müdahale etmeden kalabildiğinizde, kendinizi zorlamadığınızda, kendi ritminize saygı duyduğunuzda oluşan güven gibi. Alan ister, baskıyı kaldırmaz., sürekli kontrol edildiğinde kapanır. Ama sabırla, mesafeye saygıyla, ritme uyumla kurulduğunda yıllarca sürer. Bir kediyle yaşamayı, sevginin en rafine hâline tanıklık etmek olarak tanımlıyorum: Gürültüsüz, iddiasız, kanıt istemeyen bir sevgi. Her gün yeniden seçilen bir yakınlık.

“Mia bana şunu öğretti: Bir canlıyı sevmek, onun doğasına saygı duymayı gerektirir.”

Onu değiştirmeye çalışmadan, hızını artırmadan, ritmini bozmadan yanında kalabilmek… Ve insan bunu başarabildiğinde fark etmeden kendi içinde de bir şeyler yerli yerine oturuyor. Kendinle kurduğun bağ, bir kedinin sana duyduğu güvene benziyor. Belki de kediler bu yüzden hayatımıza giriyor. Bize sevginin sahip olmak ve temastan ibaret olmadığını anlatmak için. İyi ki hayatımdasın canım kızım Mia! Kediler Günü kutlu ve bol yaş mamalı olsun!



©mümkün dergi

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Yuka Ajans Yay. ve Org. Tic. Ltd. Şti.’ye aittir. Köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir kısmı kaynak gösterilmesi ve/veya habere aktif link verilmesi halinde dahi kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Aslı Yirsutimur
Aslı Yirsutimur, iletişim, yazarlık ve içerik stratejisi alanlarında çalışan bir içerik editörü ve yazardır. Kişisel gelişim, psikoloji, kültür ve dijital dönüşüm ekseninde; yüzeysel motivasyon dilinin ötesine geçen, düşünsel derinliği olan metinler üretir. Yazılarında bireysel deneyim ile toplumsal bağlamı birlikte ele alır; çağdaş insanın duygusal, zihinsel ve iletişimsel meselelerini eleştirel bir perspektifle inceler. Dijital içerik üretimi, editoryal kurgu ve anlatı dili üzerine çalışmakta; farklı mecralar için nitelikli ve sürdürülebilir içerik modelleri geliştirmektedir.
Gizliliğe genel bakış

Bu web sitesi, size mümkün olan en iyi kullanıcı deneyimini sunabilmek için çerezleri kullanır. Çerez bilgileri tarayıcınızda saklanır ve web sitemize döndüğünüzde sizi tanımak ve ekibimizin web sitesinin hangi bölümlerini en ilginç ve yararlı bulduğunuzu anlamasına yardımcı olmak gibi işlevleri yerine getirir.